Tarihte bu ay: İşçi sınıfı Rusya’da iktidarı ele geçirdi

1917 senesinin 6 Kasım’ı 7 Kasım’a bağlayan gecesinde Petrograd ve Moskova sokaklarında bir hareketlilik söz konusuydu. Hareketliliğin kaynağı, oportünist solun bileşenleri olan Menşevikler ve Sosyalist-Devrimciler’den oluşan Geçici Hükümet’i (burjuva liberal Kadetler hükümetten ayrılmıştı) devirmek isteyen işçilerin, köylülerin ve askerlerin seferberliğiydi. Geçici Hükümet ekmek sağlamadığı için işçiler, toprak dağıtmadığı için köylüler ve barış tesis etmediği için de askerler ayaklanmıştı. Ayaklanmanın siyasal önderliği, 1917 Şubat’ından Ekim ayına dek işçi, köylü ve asker meclisleri şeklinde toplanmış olan Sovyet organlarında ezici çoğunluğu ele geçirmiş olan Bolşevik Parti’deydi. Bolşevik Parti’nin önderliği devrimi, Çarlık monarşisinin soylu ve aristokrat ailelerinin çocuklarını bale eğitimine ve gösterimine gönderdikleri kurum olan Smirnov Enstitüsü’nden yönetiyordu. Lev Troçki, devrimin askeri operasyonlarından sorumluydu. İki gün boyunca bir dakika dahi uyumadan aralıksız çalıştığı ve devrimin askeri zaferinin merkezi yönetim karargâhına dönüşmüş olan çalışma odasına, Kışlık Saray’ın ele geçirildiği haberi iletildiğinde bir sigara yaktı ve çektiği ilk nefesle birlikte yorgunluktan bayıldı. Lenin’in on senelerdir inşa ettiği partisi, bir devrimci proleter seferberliğin başını çekerek tarihin ilk işçi devletini ilan etmişti.

Burjuva tarihçiler 1818, 1830, 1848, Paris Komünü ve benzerleri gibi deneyimlerden çapı ve niteliği bağlamında farklılaşan Ekim Devrimi’ni daima komplocu bir darbe olarak yorumladılar. Komünistler nasıl olur da, işçilerin büyük bir çoğunluğunu taraflarına kazanarak iktidarı ele geçirirlerdi?! Ancak yanılıyorlardı; Bolşevikler semt semt, şehir şehir, fabrika fabrika ve hatta cephe cephe örgütlenmişlerdi. Sanayi merkezlerindeki Sovyet seçimlerinde, oy oranları %90’ları aşıyor, geçmiş dönemde Menşevik ve Sosyalist-Devrimci gruplarda yer alan işçiler, partinin “Bütün iktidar Sovyetlere!” sloganı altında yerini alıyordu.

Ekim Devrimi tarihin ilk proleter rejimini yarattı. Günlük mesai süresi 7 saate indirildi (o sırada dünyanın hiçbir yerinde 8 saat bile değildi); işçi ücretleri asgari geçim şartlarında değil, üretilenin değerinde hesaplandı; kilisenin ve burjuvazinin mülklerine el kondu, fabrikalar işçilerin denetiminde kamulaştırıldı ve işçilerin yönetimine verildi; boşanma, kürtaj anayasal haklar olarak tanındı; uluslara kendi kaderini tayin hakkı tanındı (bu hakla Rus şovenizminin ezdiği 14 ulus bu hakkını kullanarak ayrıldı); ulaşım, eğitim, sağlık ücretsiz ve doğal haklar olarak tanındı ve geliştirildi; burjuva parlamentosunun sözde demokrasisi yerine işçi demokrasisi inşa edildi; işçi sınıfı erken emeklilik, sağlık sigortası, ücretli izin gibi haklarını elde etti.

Ekim Devrimi insanlığın en parlak anını temsil ediyor. O yeniden var edilmeli; bütün ulusların bütün işçi sınıfları ona, kendi yöntemleriyle ulaşmalı ve ondan öğrenmeli.