Tersanelerde sömürü diz boyu…

Tuzla tersaneler bölgesinde irili ufaklı 70’e yakın tersane faaliyet gösteriyor. Bu tersanelerin çoğunda işçiler taşeron sistemle çalıştırılıyor. Bir firmanın birden fazla taşeronla çalıştığı sık gözlenen bir durum, bunun temel sebebi aynı firma çatısı altında çalışan işçi sayısını belirli bir sayıda tutarak çalışma yasalarının gerektirdiği iş güvenliği, doktor bulundurma, engelli kadrosu vb. gerekliliklerden kurtulmaktır. Böylelikle patron maliyeti düşürüp kârını artırmayı hedeflemekte.

On binlerce işçinin çalıştığı bu tersanelerde işçi sağlığı ve güvenliğinin kâr uğruna göz ardı edilmesi iş cinayetlerine davetiye çıkarmakta. Mesai saati 08.00-17.00 olarak belirlenmesine karşın ek mesailerle birlikte bu süre çoğunlukla aşılarak zaten zorlu olan çalışma şartlarını daha fazla ağırlaştırarak işçilerin bedenen yorulmasına neden olup iş kazası riskini artırıyor.

Gemi yapım ve bakım işi ağır işkolu olmasına karşı yasal olarak bu kategoride tanımlanmamaktadır. Bu durum taşeron sistemin yaygınlaşmasına zemin hazırlayan faktörlerden birini oluşturuyor. Bunun yanında asıl işin taşerona devredilemeyeceğini öngören yasaya rağmen gemi yapım ve bakımını yapan işçilerin çoğunluğu taşeron, kadrosuz, esnek ve güvencesiz çalışmaya mecbur bırakılıyor. Taşeronda çalışan işçiler düzenli işe gelememekte, işin olmadığı zamanlarda işe çağrılmayarak ücretsiz izin yapmak zorunda bırakılmaktalar. Tabii bu durumda alınan maaşın bir işçinin temel ihtiyaçlarını karşılamaktan uzak olduğunu görüyoruz.

İnsanca yaşamayı sağlayacak bir ücret, iş güvenliğinin formaliteden çıkarılarak hayat kurtaran bir şekilde işletilmesi, esnek güvencesiz taşeron sistemin kaldırılıp kadroya alınmak tersane işçisinin en meşru talepleridir. Ağır işkolu olarak tersanelerde çalışma süreleri 6 saat olarak belirlenmeli ve bunun üstü çalışma yasaklanmalıdır. Tersane işçisi ancak bu koşullarda ailesine vakit ayırabilir, sosyal-kültürel faaliyetlere katılıp insanca bir yaşam kurabilir. Emek sömürüsünün yoğun olduğu bir sektör olarak tersane işletmelerinin iş hacmi 10 milyar doları bulurken tersaneleri ayakta tutan bütün bu devasa kârların yaratıcısı işçiler ise sefalet ücretlerine mahkûm bırakılıyorlar. İşçilerin örgütsüz ve dağınık durumundan cesaret alan patronlar çalışma koşullarını keyfe keder belirlemekten çekinmemektedirler. Bu durumu sonlandıracak olan ise işçilerin birlikte, örgütlü hareket ederek haklı talepleri uğruna mücadelelerini örebilmeleridir.

Aşağıda, tersane işçisi bir arkadaşımızın mektubunu bulacaksınız:

“Merhaba arkadaşlar, ben Sivas’ın ücra bir köyünde büyüdüm. 17 yaşımda gurbetle tanıştım. İlk önce İzmir Aliağa’da gemi söküm işinde çalıştım. 1998’de İstanbul’a geldim. Buradaki ilk işim tekstilde çalışmak oldu. Daha sonra tekrar gemi işine dönmek zorunda kaldım. Tuzla tersane bölgesinde çeşitli tersanelerde çalıştım. Gemi imalatı ve tamiri gibi işler yaptım. İlk zamanlar çok zorlandım, alışmak kolay olmadı. İş çok ağır ve tehlikeliydi. Ortam gürültülü ve korkunçtu. Bir yanda çekiç sesleri, bir yanda şalama sesleri, toz, duman tam bir cehennem.

“İlk çalıştığım zamanlarda ne sigorta ne de işçi güvenliğini sağlayacak ekipman vardı. İskele bile yoktu, iskele yerine kendi imkânlarımızla iki demir puntalayıp üstüne bir kalas atarak çalışıyorduk. Bu yüzden ölümlü ve yaralanmalı kazalar çok oluyordu. Her hafta 1-2 iş kazasına şahit oluyorduk.

“Ağır çalışma koşulları yetmezmiş gibi bir de uzun mesai saatleri, üstüne zorunlu mesailer iyice zorlanıyor, yoruluyoruz. Normal mesai saatimiz 10 saat, ek mesai ile 13 saate varan çalışma sürelerimiz oluyor. Çoğu tersane taşeron çalışma sisteminde olduğundan hiç bir hak talep edemiyoruz. Her an işten atılma korkusu yüzünden ses çıkaramıyoruz. Çalışma koşullarında hiçbir iyileştirme yapılmıyor hala öyle çalışmaya devam ediyoruz.

“Aslında bir silkelensek, bir örgütlenerek harekete geçebilsek, her şey tersine işleyecek. Ben buna inanıyorum. Birlikte hareket edebiliyor olsak başta taşeron gider, kadroya geçeriz. Ardından düzenli ve güvenli çalışma ortamı sağlanır, tüm sosyal haklarımızı alırız. Her şey daha güzel olur, ben buna inanıyorum. Hepimiz buna inanırsak başarabiliriz arkadaşlar. Yeteri ki örgütlenelim, birlikte hareket edelim.

“Var mısınız hafta sonlarını ailelerimizle geçirmeye?

“Var mısınız yıllık izinli tatile gitmeye?

“Var mısınız tazminat hakkımız olsun, iş elbiseleri onlardan olsun?

“Var mısınız iş arama kaygımız olmasın, düzen olsun, güzel olsun her şey…?

“Yaşasın işçilerin birliği, kahrolsun taşeron sistemi.”