ABD’ye göç kafilesi

12 Ekim günü ABD’ye ulaşmak için Honduras’tan yola çıkan 160 kişilik grup, kısa süre içinde Guatemala, El Salvador ve Nikaragua’dan da göçmenlerin katılımıyla yaklaşık sekiz bin kişilik bir göç kafilesine dönüştü. Yola çıkan göçmenlerden iki binden fazlası çocuklardan oluşuyor. Kafile Kasım ayının ortasında sınıra ulaştı. Meksika üzerinden ABD’ye ulaşmayı hedefleyen göçmenler, sınırda sıkışıp kalmış durumda ve Trump’ın ırkçı, göçmen karşıtı politikalarıyla karşı karşıyalar. Kafilenin durdurulması için sınır bölgesine polis gönderildi ve göçmenlere sert polis müdahaleleri uygulandı.

Neden göç etmek zorunda kaldılar?

Göç dalgasının başladığı Honduras’ta 2009 yılında yaşanan darbeden sonra koşullar ağırlaşmıştı. Ülkede yaşanan yolsuzluklar, baskılar, uyuşturucu ve insan ticareti, işsizlik, yoksulluk ve ABD’nin emperyalist müdahaleleri gibi nedenler, insanları ülkeyi terk etmeye zorladı. Benzer şekilde, diğer Latin Amerika ülkelerinden yola çıkan göçmenler de daha iyi bir gelecek için, açlık ve sefalet koşullarından kurtulmak için ABD’ye iltica etmek istiyorlar.

Trump ve politikaları

Trump’ın ırkçılığı ve göçmen karşıtlığı herkesin malumu. ABD başkanı olarak göreve gelmeden önce Meksika sınırına duvar çekme vaatlerinde bulunan Trump, yine bir ara seçim öncesi bu politikalarını şiddetlendirdi. Hem söz konusu devlet başkanlarına hem de göçmenlere yönelik tehditler savurdu. Bu ülkelere verilen yardımların kesileceğini söyledi. ABD ordusunu sınıra gönderip radikal tedbirler alacağını bildirdi. Belgesi olmadan gelen göçmenlerin iltica hakkını ortadan kaldırdı. Ülkelerini terk etmek zorunda kalan insanlara “terörist”, “istilacı”, “ulusal güvenlik tehdidi” gibi yakıştırmalarda bulundu. Bu şekilde Trump, göçmenlere yönelik düşmanlığı da pekiştiriyor.

Emperyalizm dokunduğu her yerde benzer sorunları ve koşulları yaratıyor. Salgın hastalıklar, açlık ve işsizliğin yanı sıra mültecilik sorununu da ortaya çıkarıyor. Bu açıdan bu son göç kafilesi, 2011 yılından beri ülkelerini terk etmek zorunda kalan milyonlarca Suriyeli mültecinin durumuyla benzerlik gösteriyor. Görüldüğü gibi mülteci krizinin asıl sorunu; işsizliği, açlığı, sömürü düzenini, sefalet koşullarını ve ırkçılığı yaratan kapitalizmin ta kendisi. Bu nedenle işçi sınıfı, göçmenlerle dayanışma içinde olmalıdır. Latin Amerikalı göçmenler için sınırlar açılmalı, tüm hukuki ve politik haklar tanınmalıdır.