Emeklilikte yaşa takılmak

Ekim 1999 tarihinden önce, emekli olmak için iki koşul vardı: sigorta süresi ve prim günü. Buna göre erkekler 25, kadınlar 20 yıllık sigorta süresini ve 5000 prim gününü tamamladıklarında emekli olabiliyorlardı. Sigorta süresi ve prim gününün dışında emekli olabilmek için başka bir koşul yoktu. Lakin neredeyse her iki çalışandan birinin sigortasız, güvencesiz, kayıt dışı çalıştığı koşullarda emekli olabilmek yine de hiç ama hiç kolay değildi. Bugün bile her üç çalışandan biri kayıt dışı çalışmaya devam ediyor. Kısacası mevcut çalışma koşulları ve tüm çalışanlar düşünüldüğünde “38 yaşında emekli olacaklar” açıklaması gerçeği yansıtmıyor.

8 Eylül 1999 tarihinde çıkarılan 4447 sayılı yasa ile sigorta süresi ve prim günü yanına bir de yaş koşulu getirildi. Böylece artık emekli olabilmek için sigorta süresinin, prim gününün ve yaş koşulunun üçünün birden tamamlanması zorunlu hale getirilmiş oldu. Yasa, emekli olmak için gereken asgari sigortalılık süresinde bir değişiklik getirmedi. Bununla birlikte emekli olabilmek için gereken prim süresi 8 Eylül 1999 – 30 Nisan 2008 arasında sigortalı işe başlayanlar için 7000 güne çıkarıldı. Ayrıca yasanın “mezarda emeklilik yasası” olarak tanımlanmasına da yol açan, erkekler için 60, kadınlar için 58 yaş şartı getirildi. 30 Nisan 2008 sonrası sigortalı işe başlayanlar içinse emeklilik yaşı kademeli olarak daha da artacak ve 1 Ocak 2048’den itibaren hem kadın hem de erkek için 65 yaş ve 7200 prim günü şartı olacak.

Bu olağanüstü uzun çalışma ve prim ödemeye rağmen emeklilik maaşları düştü, düşüyor ve daha da düşecek. 1999 yılı öncesinde yüzde yetmişlerin üzerine çıkabilen maaş bağlanma oranları, mezarda emeklilik yasasının yürürlüğe girdiği 1999 sonrasında yüzde ellilere, 2008 sonrası düzenlemelerle birlikte ise şimdilerde yüzde kırklara, hatta altına inmiş durumda. Dolayısıyla adına reform denilen bu yeni düzende işçiler, emekçiler eskisinin iki katı daha uzun süre çalışacak, prim ödeyecek ve yarısı kadar dahi emekli maaşı alamayacaklar.

Emeklilikte Yaşa Takılanlar (EYT), işte bu yasal düzenlemeler yapılmadan önce sigortalı olarak çalışmaya başlamış olan ama buna rağmen yasanın geriye dönük işletilmesiyle yasa kapsamına alınarak mağdur edilmiş çalışanları ifade ediyor. Görüldüğü üzere EYT’liler yasanın geriye doğru işletilmesiyle gerçek anlamda büyük bir haksızlığa uğratılmış durumda. Bu haksızlığın mutlaka giderilmesi ve EYT’lilerin çalışmaya başladıkları şartlardaki emeklilik koşullarına göre emeklilik haklarının verilmesi gerekiyor. Bununla birlikte mağduriyetin EYT’lilerle sınırlı olmadığı, hatta 65’e uzayan emeklilik yaşı ve yarı yarıya azalan maaşlar düşünüldüğünde esas ve kalıcı mağduriyetin genç nesillere yapıldığı da açık. Bu nedenle emeklilik sisteminin tümden çalışanlar lehine yeniden ele alınması, emekli maaşlarının insanlık onuruna uygun seviyeye çıkarılması, ileri yaşlarda istihdam için gerekli düzenlemelerin yapılması, tüm çalışanlar için iş ve iş güvencesinin sağlanması gerekiyor.

Comments are closed, but trackbacks and pingbacks are open.