İstanbul’da krize karşı mücadele mitingi gerçekleştirildi

22 Aralık Cumartesi Günü Yoksulluğa, İşsizliğe, Güvencesizliğe Karşı Mücadele Mitingi DİSK, KESK,TMMOB ve TTB’nin öncülüğünde ve Krize Karşı Emeğin Haklarını Savunmak İçin Omuz Omuza kampanyası bileşenlerinin katılımıyla Bakırköy Özgürlük Meydanı’na gerçekleşti.

Özellikle ülkede yaşanan ekonomik kriz ile birlikte artan zamlar, işyerlerinde başlayan işten çıkarmalar, ücretlerin değerinin günden güne erimesine karşı bir cevap olarak bu miting işçilerin sesini duyurabilmesi açısından bir öneme sahipti. Kortejlerin alana ilerleyişi boyunca Flormar, Tariş ve Cargill direnişlerine destek sloganları atıldı. KESK Eş Genel Başkanı Aysun Gezen emek ve demokrasi güçleri adına ortak bir açıklama yaparak 13 maddelik bir talep listesi sıraladı. Bunların içerisinde temel ihtiyaçlara yapılan zamların geri alınması, zam yapılmaması, asgari ücretin 2800 net olarak belirlenmesi, kadın istihdamının önündeki engellerin kaldırılması, her türlü güvencesiz istihdam uygulamasına son verilmesi gibi talepler yer aldı.

Mitinge İşçi Demokrasisi Partisi (İDP) ”Krizin Faturası Patronlara! İşten Çıkarmalar Yasaklansın” pankartı ile katıldı. İDP korteji “Dış borç ödemeleri durdurulsun”, “Sendika, sigorta, 6 saat iş günü”, “Mücadelemizi birleştirelim” sloganlarını yükseltti.

Kriz ve beklentiler

Yürüyüş sırasındaki ve alandaki sloganlara bakıldığında hükümetin, patronların son dönemdeki saldırılarına karşı mücadelelerin birleştirilmesi talebinin öne çıktığı görüldü. Nitekim miting boyunca sloganların ana eksenini de “Mücadeleleri birleştirelim, Yaşasın Sınıf dayanışması” vb. sloganlar oluşturdu. Bu sloganlar işçi sınıfının mücadelesi açısından değerli olmakla birlikte, bugünkü acil görevimiz, bu sloganların içeriğini yansıtacak birliktelikler yaratmak, işçi sınıfının mutlak lehine olabilecek her oluşumun içerisinde var olabilmek ve artan saldırılar karşısında güçlü bir mücadele hattı örmektir. Bu çerçevede, krize karşı sendikalar ve emekten yana partiler tarafından başlatılan birleşik kampanya önemli bir adım olmakla birlikte; kampanya çerçevesinde sendikaların tabanlarını seferber etmeye girişmemesi, kampanyanın bir mücadele planı etrafında örülmemesi ve sosyalist partilerin çoğunluğunun kampanyanın fiilen içinde yer almaması, bu çalışmayı ciddi ölçüde zayıflatıyor. Bu zayıflık, mitinge katılım sayısının yeterince yüksek olmamasında da yansımasını buldu.

Ülkenin büyük bir krizden geçtiği bu dönemde, krizin faturasını işçilerin değil onun sorumlusu patronların ödemesi ancak birleşik mücadelenin büyütülmesi ve emekçileri seferber edebilecek bir mücadele planının hayata geçirilmesiyle mümkün olabilir.

Comments are closed, but trackbacks and pingbacks are open.