Tarihte bu ay: Rosa Luxemburg ve Karl Liebknecht öldürüldü

1. Dünya Savaşı’nın başlamasıyla beraber Alman Sosyal Demokrat Partisi ulusal savunmayı ön plana çıkardı ve emperyalist savaş bütçesini onayladı. Buna karşılık, Troçki’nin “Marksist metoda bedeninin organları gibi hakimdi” diye nitelediği Rosa Luxemburg ve emperyalist savaşa karşı ilk çağrıyı yapan Karl Liebknecht önderliğinde Spartaküs Birliği adlı yeni bir grup kuruldu.

Özgürlüklerin yitirildiği bir dönem başlıyor ve kitleler gittikçe radikalleşiyordu. 1915’te iş bırakma eylemleri ve sokak gösterileri başladı. Spartakistler 1 Mayıs 1916’da Berlin’de “Kahrolsun savaş! Kahrolsun hükümet!” sloganlarıyla bir yürüyüş düzenledi. Yürüyüşün ardından Liebknecht tutuklandı ve bunun üzerine on binlerce işçi greve çıktı.

1918 Kasım’ında Kiel’de ayaklanmalar başladı ve 4 Kasım’da şehrin denetimi tamamen işçilerin eline geçti. Berlin’de ise 8 Kasım’da kitleler sokak ve meydanlarda toplandılar. Ertesi gün Devrimci İşyeri Temsilcileri ve Spartakistler genel grev çağrısı yapan iki ayrı bildiri dağıttılar. Çağrıya uyan binlerce işçi sokağa çıktı. İmparatorluk Sarayı ve Emniyet Sarayı ele geçirildi ve siyasi tutuklular serbest bırakıldı. Ayaklanmalar onlarca şehre yayıldı; işçi ve asker konseyleri kuruldu. 8 Kasım’da Bavyera Cumhuriyeti ilan edildi.

Bu dönemde Rosa şöyle bir uyarıda bulundu: “Yoldaşlar, radikalizminizi fazla kolaya alıyorsunuz.(…) Seçimlere katılmamak için Rusya örneğini göstermek doğru değil. Orada parlamento dağıldığında Troçki-Lenin dönemi vardı. Bizde hâlâ Ebert-Scheidemann hükümeti var. Rus proletaryasının arkasında uzun bir devrimci mücadele dönemi vardı. Biz devrimin başlangıcındayız. Arkamızda 9 Kasım’daki perişan yarım devrimden başka bir şey yok. Kendimize sormamız gereken, kitleleri eğitmenin en emin yolunun hangisi olduğudur.”

Sosyal demokrat liderler parlamentoda koalisyona katılarak iktidarı burjuvaziye iade ettiler. Bu süreçte Freikorps adlı karşıdevrimci bir ordu kuruldu ve seferberlikler kanlı bir şekilde ezildi. 15 Ocak’ta Rosa ve Karl tutuklanıp öldürüldü.

Rosa, öldürülmeden önceki son makalesinde “Berlin’de düzen hüküm sürüyor” diyen karşıdevrimcilere şöyle cevap vermişti: “Berlinli kitlelerin güçlü, kararlı, saldırgan tavırları ile, Berlinli önderliğin kararsızlığı, korkaklığı, tutarsızlığı, henüz yaşanmış olayın temel özelliğidir. Önderlik üzerine düşeni yapamadı. Ama önderlik kitleler tarafından ve kitleler içinden yeniden yaratılabilir. Kitleler üzerlerine düşeni yaptılar. Onlar bu son ‘yenilgi’yi enternasyonal sosyalizmin güç ve onuru olan tarihi yenilgiler zincirinin bir halkası haline getirdiler. Bu yüzden, bu ‘yenilgi’den geleceğin zaferi çiçek verecektir. ‘Berlin’de düzen hüküm sürüyor.’ Sizin düzeniniz kum üzerine kuruludur. Devrim daha yarın ‘zincir şakırtıları içinde’ ayağa kalkacak ve şu mesajı verecektir: ‘Vardım, varım, var olacağım!’”

Yorumlar kapalı, ancak trackbacks Ve pingback'ler açık.