Tutuklu havalimanı işçileri serbest bırakıldı!

14 Eylül 2018 tarihinde iş cinayetlerine önlem alınması, çalışma koşularının iyileştirilmesi, yatakhanelerdeki tahtakurusu probleminin çözülmesi, ücretlerin ödenmesi gibi talepler için eyleme geçen işçilere karşı açılan davanın ilk duruşması gerçekleşti ve tutuklu bulunan işçilerin tahliyesi ile sonuçlandı. Sabah saat 9.30’da başlayan duruşma öncesi sendika temsilcilerinin ve tutuklu işçilerinin ailelerinin de katılımıyla, Tutuklu Havalimanı İşçileri ile Dayanışma Platformu bir basın açıklaması yaptı. “İnşaat İşçisi Köle Değildir”, “Çalışırken Ölmek İstemiyoruz”, “Yaşasın Sınıf Dayanışması” sloganları açıklama sırasında sıklıkla atılan sloganlar arasındaydı.

Konuşmalarda, havalimanı işçisinin taleplerinin aslında Türkiye işçi sınıfının talepleri olduğuna dair yapılan vurgunun önemi İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi’nin 4 Aralık’ta açıkladığı rapor göz önüne alınınca iyice anlaşılıyor; geçtiğimiz 11 ayın sonunda 1797 işçi çalışırken hayatını kaybetti. Bu korkunç rakam işyerlerindeki çalışma koşullarına dair acı tabloyu gözler önüne seriyor. İşten çıkarılma veya ücretsiz izine gönderilme ihtimalleri, ücretlerin ödenmemesi, insan onuruna yakışmayan şartlarda çalışma koşulları gün geçtikçe daha fazla insanın yaşamlarının bir parçası haline gelmekte. Ekonomik krizin faturasını işçinin sırtına yükleyerek patronların kâr elde etmesini garanti altına almak isteyen hükümet, elimizde kalan haklarımızı almak için bütün imkânlarını seferber etmiş durumda ve herhangi bir karşı çıkışa tüm gücüyle saldırmakta.

Havalimanı işçilerinin hem eylem öncesi hem de sonrasında yaşadıkları durum bunun en büyük örneği; düşünün, şiddet bugünlerde maaşlarını alamayan işçileri şantiyeden kovmak için kullanılıyor. Ancak bütün bu baskı politikalarına rağmen mücadeleler büyümeyi sürdürüyor, işçi sınıfı var olan grevlerine her gün bir yenisini daha ekliyor. Patronların kâr hırsı ile yaratmış oldukları krize karşı bu mücadeleleri birleştirmek gerekte. Sınıf dayanışmasını gerçek anlamıyla kurmak için var olan grevlerin koordinasyonunu sağlamak ve onları yalıtılmış hallerinden kurtarmak ilk adımlar olabilir. Ve bu adımlar krize karşı oluşturulacak bir işçi-emekçi hattının da adımları olacaktır.