5-6 Ocak Türkiye Kadın Buluşması’na doğru

Kadınlar Birlikte Güçlü’nün “Haklarımıza, hayatlarımıza, kazanımlarımıza sahip çıkıyoruz” mottosuyla örgütlediği, ilki Ekim ayında gerçekleşen Türkiye Kadın Buluşması’nın ikincisi 5-6 Ocak’ta İstanbul’da gerçekleşecek. Bu buluşmaya 30’dan fazla ilden 700’ü aşkın kadının katılması bekleniyor.

Platformun çağrı metni buluşmanın amacını şöyle özetliyor: “…Tüm bunlar yaşanırken, sesimizi çıkarabildiğimiz mecraların, tepkimizi ifade edebildiğimiz, birbirimizi duyabildiğimiz, haklarımızı talep edebildiğimiz alanların bir bir kapanışına seyirci kalmayı kabul etmiyoruz (…) Temasımızı artırmak, sözümüzü büyütmek, dayanışmamızı daim kılmak için hangi yöntemleri kullanabileceğimizi konuşmak adına bir araya geliyoruz.”

Kadınlar neye karşı?

Kapitalizmin içinde bulunduğu derin kriz ve ülkemizdeki baskıcı Tek Adam Rejimi kadınlara yönelik şiddetin, sömürünün ve ayrımcılığın giderek katlanmasına yol açıyor. İçinde bulunduğumuz kriz koşullarında iktidarın aileyi temel alarak sürdürdüğü politikalar, kadınları güçlendirmenin aksine, onları aileye, dini kurumlara ve erkeklere daha fazla mahkûm ediyor.

Bu bağlamda Diyanet ile Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı’nın (ASPB) yürüttüğü sosyal politikalardan söz etmek gerekiyor. Öncelikle, kadınların ihtiyaç duyduğu anda erişebilecekleri sığınak, sağlık merkezi, şiddet kriz merkezleri, kreş gibi mekanizmalar yerine 81 ilde “Aile ve Dini Rehberlik Bürosu” bulunuyor. Buna karşın yalnızca 73 Şiddet Önleme ve İzleme Merkezi, 144 kadın sığınağı var. Aynı durum kreşler için de geçerli. Kreş açması gereken işyerlerinin %60’ında kreş yok. 2008’de 497 olan kamu kreşi sayısı 2016’da 56’ya indi; yani 8 yılda 441 kreş kapandı. 2013 yılında Maliye Bakanlığı kreşlere kamu bütçesinden harcama yapılmasını engelledi. Ancak sosyal politika adına Diyanet eliyle müftülükler, vakıflar ve çeşitli kurumlara bütçeler aktarılmaya devam ediliyor (Diyanet’in bütçesi 2014’ten bu yana 8 kat arttı; 2017 yılında bu tip dini kurumlara aktarılan para 103 milyon 678 bin TL’yi buluyor). ASPB ise Diyanet’le Evlilik Öncesi Eğitim Programları, Aile Eğitim Programı gibi çalışmalar yürütüyor.

Sosyal politikanın önemli bir ayağını da sosyal yardımlar oluşturuyor (ASBP’nin bütçesinin %94’ü buna ayrılmakta). Fakat; bugün sosyal yardım alabilmek için kriterler şu: dul olmak, iktidara yakınlık, doğum yapmış anne olmak, torununa, ailesindeki yaşlıya veya engelliye bakan kadın olmak. Bu yardımların hepsi asgari ücret altında geliri olan ailelere mensup kadınlar için geçerli! Hatta devlet bugün bu yardımlara da göz dikmiş durumda… (Binali Yıldırım’ın “sosyal yardımlar dengeli olmalı” minvalindeki açıklamasını hatırlatalım.) Kadınları temel alan bir sosyal politika; ücretsiz, erişilebilir ve nitelikli kreşler açmak, sığınma evlerini yaygınlaştırmak, istihdamda kalıcı çözümler üretmek, eş değer işe eşit ücreti zorunlu kılmak, bakımı kadınların üzerinden alarak ev dışı istihdama katılmalarını sağlamakla mümkünken, kadınlara verilen asgari ücretten düşük sosyal yardımlarla onların aile içindeki rolünü pekiştirmekle kalmayıp, şiddete açık ve güvencesiz bir hayatın zeminini yaratmış olursunuz.

Kadınlar aynı zamanda şiddetle mücadele ediyor. İstanbul Sözleşmesi ve 6284 sayılı yasa kadınları korumaya çalışırken, hukuki güvencenin olmadığı bir dönemde bu yasaların da uygulanması zorlaşıyor ve her gün en az 3 kadın erkek şiddetinin hedefi oluyor.

Kadınlar Birlikte Güçlü: Peki, nasıl bir bir aradalık?

Baskıcı Tek Adam Rejimi’nin sonuçlarını hep birlikte deneyimliyor ve buna karşı koymaya çalışıyoruz. Kadın örgütlülüğünün şu an ülkede en güçlü muhalefet olduğunu, OHAL koşullarında bile sokaklarda olduğumuzdan biliyoruz. Sadece Türkiye’de değil, dünyada da Ni Una Menos, Kadın Grevi gibi kitlesel seferberlikler söz konusu. Ancak bu birlikteliklerin 8 Mart’lara, 25 Kasım’lara ve yalnızca temas etmeye dayalı buluşmalarla sınırlı kalmaması, hatta çeşitli kesimlerden kadınları da içine alan genişleyen bir örgütlülüğe dönüşmesi gerekiyor. Bu anlamda Kadınlar Birlikte Güçlü’nün örgütlediği Türkiye Kadın Buluşmaları muazzam bir öneme sahip. Türkiye’nin dört bir yanından kadınların “nasıl bir mücadele?” sorusunu ele alacağı bu 2 günlük buluşma, biz kadın hareketine çeşitli fırsatlar sunuyor. Dayanışmayı büyütmek, iletişimi sürekli hale getirmek ve rejimin saldırıları karşısında birlikte karşı koymak bugün oldukça hayati. Dolayısıyla burada yalnızca bir araya gelmenin ötesine geçmek; şiddete, tacize, yoksulluğa ve baskılara karşı örgütlü bir şekilde ortak tepki koymak elzem.

Comments are closed, but trackbacks and pingbacks are open.