Biz dilenci değiliz!

Tarih ve Yer: 15 Nisan 2013, Edirne. Bir kadın, bakanın önünü kesip derdini anlatmaya çalışıyor ve sonra…

Erdoğan Bayraktar, 61. Hükümetin Çevre ve Şehircilik Bakanı: “Al bu parayı kızım. Başka ne yapacağım. Al bunları cebinden düşürme, orada epey var.”

Dilek Özçelik, Öğretmen: “Ben dilenci değilim. İnsanlık konusunda bir kez daha hayal kırıklığına uğradım. Görüyorum ki çaresizliği hiç tatmamışsınız hayatınızda.”

Dilek Özçelik ne yazık ki mücadele ettiği hastalığa daha çok direnemedi, geçtiğimiz sene hayata gözlerini kapattı.

Hepimiz için bilindik bir kural, başımıza bu ve benzeri hastalık gelinceye kadar, bana bir şey olmaz diyoruz, hatta şu an bile. Yazının girişindeki diyalog, aslında devlet tarafından çaresiz bırakılan bir insanın serzenişi, monoloğuydu. Dilek öğretmenin o konuşmasını dinledikten sonra, kanserle mücadeledeki yenilikler veya neden insanca bir sağlık sistemini araştırırken, yazarken zorlandım. Fakat, işte bu zorluklara inat, birlikte olmalıyız, mücadele etmeliyiz. Çünkü biz yalnız değiliz, bizi yalnızlaştıran onlar!

Yazarın diğer yazıları

Kanser tedavisinde son yıllarda tıpta oldukça büyük başarılar sağlandı. Son yapılan keşif, kanser hücrelerinin vücutta bağışıklık sistemi üzerinden faydalanmasını, yayılmasını engelliyor. Normalde bağışıklık sistemimize ait M1 ve M2 adı verilen kan hücreleri, her türlü patojene karşı savunmamızın ilk ayağını oluşturuyor. Fakat kanser ve çeşitli bağışıklı sistemi hastalıkları, bu yapıyı kendisi için baskılayarak, yayılmasını hızlandırıyor. Amerika’da bulunan Rush ve Kaliforniya üniversitesindeki bilim insanları, kanser hücrelerinin bu sistemi kullanmasını engelleyecek CD11b proteinini keşfetmişler. Peki bunun sayesinde ne mi olacak? Tekrarlarsak, kanserli hücrelerin gelişmesi, bağışıklık sistemimiz tarafından aktif bir biçimde savaşarak baskılanacak.

Peki, diyelim ki, bu tedavi önümüzdeki yıllarda, X şirketi tarafından satılmaya, pazarlanmaya başlandı. Bunun ederi sizce ne kadar olacaktır? Şöyle bir acı örnekle tahmin etmemiz zor olmaz. Keytruda, kanserin son evresinde kullanılan ve muadili olmayan bir ilaç ve başarı oranı oldukça yüksek. Ancak yüksek fiyatı yüzünden bu ilaca ulaşamayan hastalar çaresizlik içinde ölümle yüzleşiyor. Ne acı değil mi? İlacın aylık bedeli ise 24 bin lira. Özel sağlık sigortanız yoksa, SGK tarafından karşılanmıyor.

Ne Yapmalı?

Temel sağlık hizmetleri acilen kamulaştırılmalı. Evet bu kadar temel bir istek. Benim veya birinin başına geldiğinde, şu lanet olası masraflarla ayrıca uğraşmak istemiyorum. Hem de, biz çalışanların verdiği vergi, kıymık batsa yurt dışına kaçan o patronlardan çok olduğu halde! Keytruda ve benzeri ilaçlar, ihtiyaç sahiplerine acilen ulaştırılmalı. Ve bunun için bireysel kampanyalar yetmez, biz bu sistemin kökten değişmesini istiyoruz!

Dilek Özçelik anısına saygıyla…

Yorumlar kapalı, ancak trackbacks Ve pingback'ler açık.