Bu bir mücadele çağrısıdır: Türkiye Kadın Buluşması’nın ardından

165 kadın ve lgbti+ örgütü “Haklarımız, hayatlarımız ve kazanımlarımız bizim!” diyerek 5-6 Ocak’ta İstanbul’da gerçekleşen Türkiye Kadın Buluşması’nda bir araya geldi. Buluşmaya 35’i aşkın ilden bine yakın kadın katıldı.

Her ilin kadın örgütlerinin aktarımıyla başlayan toplantıda kadınlar nelerle, ne şekilde mücadele ettiklerini ve buluşmadan beklentilerini paylaştı. Elbette ki, böylesi bir zamanda Türkiye’nin dört bir yanından gelen kadınların her biri haklarından ve hayatlarından vazgeçmemeye kararlıydı. Bu tarihi buluşmadan en büyük beklenti de bu birlikteliğin güçlü bir şekilde sürmesi ve çoğalmasıydı.

Buluşmanın temel gündemleri kadınlara yönelik saldırılardı: Erkek şiddeti, nafaka, çocuk istismarı, ekonomik krizin etkileri, güvencesizlik, emek sömürüsü, savaş, aileyi koruyan politikalar, homofobi, tutuklamalar, baskılar ve direnişlerden söz edildi. Yapılan atölyelerde ise kadınlar olarak bizi bir araya getiren bu saldırıların karşısında bugüne kadar neleri başardığımızdan söz ettik. Atölyeler olarak yürütülen toplantılarda kadınların çoğu birbiriyle temas etme, tartışma şansı buldu. Bundan sonrasında yapılabileceklere dair birçok fikir ve öneri sunuldu. Burada çıkan temel karar sonuç bildirgesinde de şöyle ifade edildi: “…İletişimimizi ve dayanışmamızı güçlendirmek, saldırılar karşısında tek tek değil birlikte hareket etmenin yollarını bulmak, birbirimize daha fazla temas edebilmek ve ortak akıl yürütebilmek için bir koordine olma/iletişim/haberleşme ağı var etmeye karar verildi. Buluşmanın sonuçlarını konuşmak, nasıl hayata geçireceğimizi tartışmak için bulunduğumuz illerde bir araya geleceğiz.” Bu bağlamda, 8 Mart süreci ve 14 Şubat bu buluşmanın sokağa döküldüğü, politik sözün yaygınlaştırıldığı temel kampanya gündemleri olacak.

Türkiye Kadın Buluşması’na giderken ifade ettiğimiz gibi yalnızca bir araya gelmenin ötesine geçmek; şiddete, tacize, yoksulluğa ve baskılara karşı örgütlü bir şekilde ortak tepki koymak elzem. Bu nedenle, Türkiye Kadın Buluşması hakkında birkaç noktaya dikkat çekmek istiyoruz. Türkiye’de bu kadar çok farklı kesimden kadının bir araya gelmesi ve kendi sorunlarına dair politika yapmanın, birlikte hareket etmenin zeminini yaratmaya çalışmasını oldukça önemsiyor ve coşkuyla karşılıyoruz. Aynı zamanda bu deneyimin tüm Türkiye muhalefetine örnek olacağını düşünüyoruz. Ancak bu bir aradalığı yukarıda bahsettiğimiz türden bir birlikte karşı koyuşa dönüştürmek; aslında bu bağların biraz daha kenetlendiği, iletişimin ve dayanışmanın sürekli olduğu bir örgütlülüğü gerektiriyor. Aynı zamanda bu toplamın etki yaratan bir topluluğa dönüşmesi, Kadınlar Birlikte Güçlü’nün yalnızca bir slogandan ibaret kalmamasında gizli; yani farklı kesimlerden, mahallelerden, işyerlerinden kadınlara ulaşabilmeliyiz, ki bu da hayati önem taşıyor. İşte bu noktada buluşmanın kendini bir örgütlülük ya da koordinasyon olarak tarif etmekten özellikle imtina etmesi ve kendini iletişim/haberleşme ağı olarak konumlandırması biraz düşündürüyor. Bugün kadınlar olarak bunun daha ötesine ihtiyacımız olduğunu düşünüyoruz. Yoksulluk, erkek şiddeti, kriz, cinsel istismar gibi konuları içeren temel taleplerimiz etrafında yerellerden örülerek bütün kadınları içine alan bir örgütlülüğün kadın mücadelesini daha da güçlendireceğine inanıyoruz. Bu bağlamda, politik sözün ne kadar sarih, ne kadar ortak ve ne kadar birlikte söylendiği bu buluşmanın temel kazanımı olacak.

Comments are closed, but trackbacks and pingbacks are open.