İDP Parti Meclisi bildirisi: Yerel seçimlerde İşçi-Emekçi seçeneğini güçlendirelim!

İşçi Demokrasisi Partisi 27 Ocak 2019 tarihinde gerçekleştirdiği Parti Meclisi toplantısında, 31 Mart 2019’da gerçekleşecek olan yerel seçimlere ilişkin politik tutumu ve seçim sürecinde gerçekleştireceği faaliyet çizgisini görüşmüştür. Buna göre:

1) Seçimlere Cumhur İttifakı olarak katılmakta olan AKP ve MHP, bu yerel seçimleri hükümet merkezli olarak uyguladıkları İslamcı-faşizan politikaları belediyeler düzeyinde yaygınlaştırma; belediyeleri neoliberal politikalar çerçevesinde şirketleştirme, belediye hizmetleri alan yurttaşları da birer müşteriye dönüştürme; belediyelerin çevresinde ve içinde toplanmış olan iktidar yanlısı rant lobicilerinin kâr ve talan düzenlerini sürdürme; kendi gerici ideolojilerini toplum üzerinde egemen kılma; ve belki de en önemlisi Saray’dan yönetilen Tek Adam Rejimini meşrulaştırmak amacıyla mutlaka kazanmak istemektedirler. Ve bu nedenle de seçimleri bir “beka meselesi” olarak sunmaktadırlar. Bu anlamda 31 Mart seçimleri, ülke için değil ama bizzat kendileri için bir beka sorunudur. Kaybedecekleri her belediye Cumhur İttifakı için bir Tek Adam kalesinin yıkılması, bir talan alanının kaybedilmesi, işçi ve emekçi halktan yiyecekleri bir şamar anlamına gelecektir. İşçi Demokrasisi Partisi tüm işçileri ve emeğiyle geçinen tüm halkı bu gerici ittifakı belediyelerden uzaklaştırmaya çağırır.

2) İşçi Demokrasisi Partisi’nin savunduğu yerel yönetim anlayışı, işçilerin ve emekçi halkın çıkar ve taleplerini esas alan; Kürt halkının ve tüm ezilen kesimlerin demokratik taleplerini benimseyen; kadın-erkek eşitliğini ve kadına pozitif ayrımcılık anlayışını gözeten; doğanın korunmasını odağına alan bir belediyeciliktir. Böyle bir yerel yönetim çağrısı, belediyelerde emekçi denetimi, herkese bir konut, belediyelerde kadına eşit temsil, söz, karar hakkı, herkese parasız sağlık ve eğitim, kâr gözetmeyen güvenli toplu ulaşım, ekolojik yıkım ile mücadele, belediye çalışanlarına ve bütün emekçilere yeterli ücret, sigorta ve sendika hakkı gibi taleplerimizin sahiplenilmesinin yolunu açabilir. Bu tür bir yerel yönetim, ancak işçi ve emekçi halkın örgütleneceği yerel meclislere dayanmak durumundadır. Bu nedenle İşçi Demokrasisi Partisi, işçi ve emekçilerin bizzat kendi programlarıyla seçimlere katılarak gerici Cumhur İttifakına karşı alternatif oluşturmaları gerektiği inancındadır.

3) Millet İttifakı çerçevesinde bir araya gelmiş olan CHP ve İYİ Parti böylesine bir yerel yönetim anlayışından son derece uzak iki patron partisidir. CHP, bütün halkçı ve demokratik söylemine karşın, Tek Adam rejiminin içine çekilmekte, onun meşruiyetini bir anlamda kabul etmekte, işçi-emekçi taleplerinden uzaklaşıp sağa kayarak faşizan bir geçmişi olan İYİ Parti’ye yaklaşmakta, hatta ona yapışmış durumdadır. CHP’nin tüm amacı belediyede iktidar olabilmek için “muhafazakâr ve sağ” diye tanımladığı kesimlerin oyunu almak. Oysa bu kesimler içinde rejimin ekonomik ve sosyal politikaları sonucu yoksulluğa ve açlığa mahkûm edilen milyonlarca emekçi var. Onlar AKP’den uzaklaşma çabasındayken, CHP onların dinsel ve muhafazakâr duyarlılıklarına oynayarak bu kopuşlarını engellemekte, onları sağa hapsetmektedir. Bu açıdan İşçi Demokrasisi Partisi, işçileri ve emekçileri bu partilere oy vermeye değil, kendi işçi-emekçi programlarını geliştirerek seçimlere müdahil olmaya çağırır.

4) Tek Adam rejiminin Kürt illerindeki baskılarının sürdüğü; bu illerdeki belediye başkanlarını, görevlilerini, politikacıları, aydınları, demokrasi aktivistlerini cezaevlerinde süründürdüğü bir süreçte, bölge halkının büyük çoğunluğunca benimsenen HDP’yi ve onun etrafında oluşan Kürdistani Seçim İttifakı partilerini desteklemenin, bölgede yeni bir işçi emekçi alternatifinin bulunmadığı koşullarda, Kürt halkının kendi kaderini belirlemek için verdiği mücadelenin yanında yer almak olacağı inancındayız. Bununla birlikte, HDP’nin bugüne kadar izlediği belediyecilik çizgisinde sosyal ve halkçı belediyecilik anlayışıyla uyuşmayan örneklerin olduğunun, yerel katılımın ve denetimin etkin bir şekilde sağlanamadığının bilincindeyiz. Dolayısıyla İşçi Demokrasisi Partisi, HDP’nin belediyecilik anlayışına dönük eleştirileriyle birlikte, Kürt illerinde HDP’ye oy çağrısı yapmaktadır.

5) Buna karşılık başlangıçta Batı’da seçime girmeyeceğini ifade eden HDP’nin şu anda Batı illerinde seçime girmesinin nedeni, bir işçi-emekçi seçeneği yaratmak değil, “muhafazakâr” Kürt oylarının AKP’ye gitmemesi amacıyla dolaylı yoldan Millet İttifakı’nı desteklemektir. Bu nedenle HDP’ye Batı’da verilen destek Millet İttifakı’na verilen bir destek haline gelmekte olup bizim açımızdan kabul edilemezdir. Bununla birlikte yerel seçimlerin kendine has dinamikleri vardır. Bu dinamikler, yereldeki HDP adaylığının işçi ve emekçilerin önünü açacak, birleşik bir sol muhalefetin alanını geliştirecek istisnai nitelikler taşırsa, bu koşul altında kimi bölgelerde, bölgenin, çalışmanın ve adayın niteliğine göre HDP’den gösterilecek adaylar desteklenebilir.

6) Bu yaklaşımların ışığında, İşçi Demokrasisi Partisi’nin temel seçim politikası, 31 Mart sonrasında hükümetin ve patronların açacağı ekonomik, politik ve sosyal saldırıya hazırlanabilmek için, bu seçimlerde çalışan yığınlara dönük olarak mutlaka bir sınıf seçeneğinin geliştirilmesidir. Kitlelere kâr amaçlı değil ihtiyaç odaklı, sermayeden değil emekçiden yana bir belediyecilik programı sunmanın mutlak zorunluluğuna inanıyoruz. Bu amaçla İşçi Demokrasisi Partisi emekçi halkın talepleri ve ihtiyaçları doğrultusunda hazırladığı İşçi-Emekçi Yerel Yönetim Programı’nı en kısa sürede tüm çalışanlarla paylaşmaya açacaktır. Ve bu doğrultuda yapabildiğimiz her yerde, işçi-emekçi adaylar çıkarmak için bütün öbür parti ve akımlarla işbirliği yapmak amacı ve gayretindeyiz. Bunun başarılamadığı durumlarda kendi bağımsız işçi adaylarımızı öne çıkarmaya çalışacağız. Bunu yapma olanağımızın olmadığı yerlerde de diğer işçi-emekçi ve sosyalist adayları en azından eleştirel olarak desteklemekten çekinmeyeceğiz.

İşçi Demokrasisi Partisi

28.01.2019

Yorumlar kapalı, ancak trackbacks Ve pingback'ler açık.