İhracat patronu krizi kullanıyor

Merhabalar arkadaşlar. İhracatçı bir mermer fabrikasında çalışan iki işçiyiz. Patronumuzun dövizdeki yükselişten normalde çok mutlu olması lazım. Çünkü kârını misliyle katladı.

Bizim patronun şansı, hammaddesi kuvarsın Aydın’dan geliyor olması. Türkiye’de bulunan kuvars ve kalsiti işleyip ürettiğimiz suni mermeri (mutfağınızda kullandığınız tezgahlar yani) yurtdışına döviz ile satıyor. Fabrikamızda 3 vardiya halinde haftanın her günü ve günün her saati iki bantta üretim yapıyoruz. Bir bantta tek vardiyada yaklaşık 150 mermer (her biri 4,5 m2) üretiyoruz. Bu da günde 900 mermer demek. Amerikan mutfak yurtdışına peynir ekmek gibi gidiyor. Patron bu mermerlerin tanesini 1000 Amerikan dolarına satıyor. Ne yapıyor patronun günlük kazancı? 900 bin dolar, yani yaklaşık 4,8 milyon TL!

Öncesinde işlerimiz rutin ve normaldi. Ancak sonra işyerimize yeni bir genel müdür geldi. Bu müdür de krizi fırsata çevirerek çalışan sayısını azaltarak küçülmeye gitti. Yalnızca kurban bayramında, tatil olmasına rağmen mesaiye gelmedikleri gerekçesi ile 5 kişi işten atıldı.

Bahane yaratmak için müdür ete, ota, ona, şuna buna takıp bunlar için savunma istemeye başladı. Geçen hafta rapor aldım. Rapor aldığım, hastalandığım için tutanak tutmuşlar, savunmamı istediler. Arkadaşımın babası hastanede yatıyor, yatalak. Bakım yapmak için babasını temizlemek için bile izin almasına müsaade etmiyorlar.

İşçi sayısında azalma var ancak yapılan üretimde bir azalma yok. Patron hem dövizden voleyi vuruyor hem de bahane ile işçileri çıkarıp kârını arttırıyor.

Kriz bahanesi sadece işçi çıkarmaya yaramıyor. Her şeyden kesinti yapıyorlar. Eskiden tuvalette normal sabunlarımız olurdu. Şimdi tasarruf için bir sabun kullanıyorlar, elini ne kadar yıkarsan yıka üzerine naylon yapışmış gibi oluyor. Kötü kokuyor. Çay içmek için bir otomat kartı veriyorlardı. 40 TL yüklüyorlardı. Çay da 25 kuruş idi. Şimdiyse çayın fiyatını 1 TL’ye çıkardılar. Ayın 20’sine gelince kimsede çay içecek bakiye kalmıyor. Eskiden böyle bir şey yoktu.

En kötüsü de üretim sonrasındaki malzeme temizliği. Mermer üretiminde önce hammadde eritilip karıştırılır, bir tür reçine haline getirilir. Yapış yapış bir şeydir o hali. Bu halde bandın üzerine bırakılır, 4-6 saat kadar sonra donar. Bu donmuş mermeri asetonla temizlemen gerekir. Üzerinde toz kalırsa mermerin yüzeyi bozulur. A kaliteden C kaliteye düşer. Biz onları ellerimizle siliyoruz. Ama kriz bahanesiyle patron bu asetonda da çok kalitesiz bir malzemeye geçti. Şu an ellerimiz buna değince pul pul oluyor, dökülüyor. Diyeceksiniz lateks eldiveni niçin kullanmıyorsunuz? 8 saat lateks eldivenle çalışılmaz. 1 saat sonra elleriniz terlemeye başlar. O yüzden çoğumuzda mantar oluyor zaten. Çalışmaya ara veremeyince arada mutlaka eldiveni çıkarmamız gerekiyor. O zaman da ellerimiz yeni asetondan yanıyor.

Geçen gün Bahçeli “sokaklara bakıyorum, insanlar mutsuz” demiş. Yahu biz mi mutsuz yaptık insanları? Kim getirdi bizi bu hale? Sabah bakıyorsunuz işe giden herkes mutsuz. Aslında ne güzel işe gidiyorsun, eve ekmek getiriyorsun. Sevinmesi gerekmez mi insanın?

Biz yine şanslı kesimiz. Nereden baksak asgari ücretten 300-400 TL daha fazla alıyoruz. Eh biz mutsuzsak, asgari ücretli nasıl mutlu olsun?

Biz mutsuz etmiyoruz insanları. Gidip çalışıyoruz sadece. Patronlar mutsuz ediyor bizi, onlar ve onlara çalışan hükümet.

Yorumlar kapalı, ancak trackbacks Ve pingback'ler açık.