Kapitalizm: Alın değil, el yazısı!

Samsun’da altı tane meyve suyu çalan on sekiz yaşındaki bir genç tutuklanmış. Altı tane meyve suyu; on sekiz yaş! 1990’lı yıllarda da “baklava çalan” çocuklar tutuklanıp yıllarca hapis cezası almıştı. Otuz yılda baklava çalmaktan, meyve suyu çalmaya! Değişen ne?

Bugün iktidarda olanlar, çocukların baklava çaldığı o dönemde “adil düzen istiyoruz” diyerek muhalefet ederlerdi. Toplumun manevi değer eksikliğinden bahsederlerdi. Otuz yıl geçti. Dünün muhalifleri bugün on yedi yıldır iktidarlar. Ne adaletsizlik son buldu, ne de maneviyat kaybı durdu. Dün çocuklar baklava çalardı, bugün meyve suyu çalıyor. Değişen bu…

Peki, değişmeyen ne? Değişmeyen şey kapitalizm! İşsizlik, yoksulluk, açlık, evsizlik, yoksunluk olduğu gibi devam ediyor. Adil, eşit ve insanca bir yaşam dün de yoktu, bugün de yok.

Peki, bu memleket kendi evlatlarına neden onurlu, adil, eşit ve insanca bir hayat sunmuyor? Milyonlar aç ve işsizken neden ve nasıl oluyor da sadece bir avuç patron bütün zenginliğin sahibi olabiliyor? Çünkü eşitsizliğin, sömürünün, adaletsizliğin temeli olan kapitalizm olduğu gibi yaşamaya devam ediyor.

Bir yanda deveyi havuduyla götüren bir avuç para babası, öbür yanda kırıntılarla yaşaması ve şükretmesi istenen milyonlar… Kendi çocuğunun milyarlar eden onlarca gemisine “filocuk” diyen ama işçiye verilecek üç beş kuruşla memleketin batacağını iddia eden yöneticiler…

Evet, bu düzen böyledir! Hayatlarında bir kez olsun elindekiyle yetinip şükretmemiş olan bu düzenin sahibi ve bekçileri, sıra işçiye emekçiye geldiğinde, onlardan edebiyle aç ve işsiz kalmasını ve dahi sessizce ölmesini istiyor, bekliyor… “Yok artık mı” diyorsunuz? 3. Havalimanı işçilerine iktidarın dediği nedir? Flormar patronu yedi aydan fazla süredir direnen işçilere ne diyor? Şöyle: “Sizin yarı paranıza çalışacak sokakta milyonlar var!” İşte böyle!

İşçi işten atılır, alın yazısı derler. İşçi aç kalır, göçük altında, beton altında kalır, alın yazısı derler. İşçinin çocuğu yurtta yanar, alın yazısı derler. İşçinin bindiği tren kaza yapar, alın yazısı derler… Ne alın yazısı! Bunların hepsi bu çürümüş, yozlaşmış, zalim düzenin el yazıları!

Bunlar kaderimiz değil. Çözüm mü? Var! Yoksulluğu değil zenginliği, işsizliği değil işleri, açlığı değil ekmeği, savaşı değil barışı, şiddeti değil huzuru, ölümü değil yaşamı paylaşarak her şeyi ama her şeyi değiştirebiliriz…

Comments are closed, but trackbacks and pingbacks are open.