Venezuela: Emperyalist müdahaleye ve ABD yanlısı sağ muhalefete hayır! Maduro’nun asker-sivil hükümetine destek yok!

Venezuela’da yaşanan son gelişmelere dair, İşçi Demokrasisi Partisi’nin bileşeni olduğu İşçilerin Uluslararası Birliği – Dördüncü Enternasyonal’in deklarasyonu:

Trump, Macri ve Bolsonaro’nun müdahaleciliğinin karşısındayız. Ne de Amerika yanlısı Guaidó’nun kendini başkan olarak ilan etmesini kabul ediyoruz. Ama Maduro’nun açlık yaratan sivil-askeri hükümetine de hiçbir destek vermiyoruz.

Enternasyonalist sosyalistler olarak, emperyalizmin Venezuela’da kendini başkan ilan eden Guaidó’yu tanıyan gerici Trump aracılığıyla gerçekleştirdiği politik müdahaleyi kesin olarak reddediyoruz. Aynı şekilde, Bolsonaro, Macri, Piñera ve diğerlerinin kapitalist hükümetlerinin Guaidó’yu başkan olarak tanımalarının karşısındayız.

“Demokrasi” ve “insan haklarından” söz edecek olanlar onlar olamaz. ABD hükümetleri her zaman dünya halklarına karşı askeri ve sivil her türlü müdahaleyi desteklemişlerdir. IMF ve çokuluslu şirketler aracılığıyla kemer sıkma politikaları izleyen ve halklarını sömüren Bolsonaro, Macri veya Piñera gibilerinin hükümetleri de “sosyal” haklardan söz edemezler. Bu nedenle, Venezuela’da eski politik ve ABD yanlısı patron rejimini temsil eden bir politikacı olan Guaidó’nun kendinden menkul “hükümetini” de tanımıyoruz.

Bununla birlikte, bunun Nicolás Maduro’nun diktatörlük rejimine destek verdiğimiz anlamına gelmediğini belirtiriz. Onun hükümetinin “sosyalist” ve “sol” olduğunu da kabul etmiyoruz. Venezuela halkının yaşamakta olduğu açlığın sorumlusu Maduro ve onun sahte “XXI. Yüzyıl sosyalizmidir”. Venezuela’da ve tüm dünyada çalışan halklarda oluşan büyük kafa karışıklığının sorumlusu da odur. Venezuela halkını şaşkınlığa sürükleyerek, içinde bulundukları sosyal ve insani krize son verecek olanın sağcı ve ABD yanlısı politikacılar olabileceğine inanmaya iten de onun açlık yaratan ve baskıcı, patron yanlısı politikalarıdır.

Maduro ABD ile ilişkilerini kestiğini açıkladı ve yeni bir “antiemperyalist” konuşma yaptı. Fakat bugüne kadar yapmadığı gibi, şimdi de Amerikan firması Chevron veya Total, Repsol veya Lukoil gibi çokuluslu petrol şirketlerine ilişkin hiçbir yaptırım kararı almadı. Ne dış borçları ödemeyi durdurdu ne de uluslararası bankalarla ve çokuluslu madencilik şirketleriyle ilişkilerini kesti. Nicolás Maduro ve Diosdado Cabello, Venezuela ordusuyla birlikte askeri-sivil kapitalist bir hükümet inşa ettiler. Bu hükümet altında ortalama ücretler 6 dolara kadar düştü, bir sosyal çöküş yaşandı ve milyonlarca kişi Venezuela’yı terk etmek zorunda kaldı. Maduro çokuluslu şirketlerle (petrol ve madencilikte karma şirketler aracılığıyla) işbirliği halinde ve “boliburjuvazi” olarak adlandırılan, askeri ve sivil kesimlerden oluşan, büyük ulusal şirketlerin yararına ülkeyi yönetiyor. Bu durum, kendisini solda tanımlayan hiç kimsenin reddedemeyeceği bir gerçeklik. Bu nedenden ötürü sağlık, eğitim, çimento, petrol ve kamu hizmetleri emekçilerinin onurlu bir ücret ve gıdaya erişim hakkı için gerçekleştirdiği grevlerin sayısında 2018’de önemli bir artış oldu.

Fakat Venezuela’daki bu durum, hiçbir şekilde herhangi bir emperyalist müdahaleyi veya bir askeri darbe girişimini meşrulaştırmaz. Biliyoruz ki, emperyalizm ve ABD yanlısı Venezuela sağı, Maduro rejimine karşı yaygınlaşan nefreti, iktidara geri dönmek ve kapitalist ekonominin yönetimini ellerine almak için bir fırsat olarak kullanmak istiyorlar. Kendinden menkul Guaidó “hükümeti” bugün çoğunluğu Maduro rejimini destekleyen silahlı kuvvetleri bölmeye çalışıyor. Ordunun üst yönetimi, Maduro rejimi altında ekonomik yağmadan aslan payını alıyor.

Venezuela’daki kardeş partimiz Sosyalizm ve Özgürlük Partisi (PSL), sınıf bağımsızlığı temelindeki politik çizgiyi açık bir şekilde ifade etti: “23 Ocak’ta işçi ve emekçi halk lehine siyasi bir değişim sürecinin açılmayacağını söylemeliyiz. Kitlelerde yanlış beklentiler uyanmasını engellemeliyiz (…) Hükümetin kemer sıkma paketini alaşağı etmenin ve krizden işçi yanlısı bir çıkış sağlamanın tek yolu işçi ve emekçilerin mücadelesi ve seferberliğiyle sağlanabilir. Venezuela halkının yaşadığı ekonomik ve sosyal trajedinin üstesinden gelmenin yolu ne işçilerin arkasından yapılacak müzakereler, ne de emperyalizmin ve onun bölgedeki müttefik hükümetlerinin müdahaleleridir. Emperyalist bir müdahalenin Venezuela halkı lehine hiçbir sonuç doğurmayacağı açıktır ve böyle bir müdahaleye sorumsuzca çağrı yapan herkesi kınıyoruz. (…) Hükümeti ve onun işçi karşıtı kriz paketlerini yenmenin tek yolu, hem Ulusal Meclis çoğunluğunu oluşturan partiler, hem de Maduro’nun Büyük Vatansever Kutbu-Venezuela Birleşik Sosyalist Partisi (PSUV) ile arasına mesafe koyan birlikçi, özerk ve bağımsız bir işçi ve emekçi seferberliğinden geçmektedir. Yalnızca sokaklardaki örgütlü ve seferberlikle yükselen kendi gücümüze güvenmeliyiz.” (PSL bildirisi, 19 Ocak 2019)

İşçilerin Uluslararası Birliği – Dördüncü Enternasyonal (İUB-DE) olarak, krizden işçi ve halk yanlısı bir çıkış için işçilerin ve emekçi halkın bağımsız seferberliklerini desteklemeye devam ediyoruz. Bunun için başka tipte, aşağıdakileri temsil eden bir hükümet gerekir. Ancak böylesi bir hükümet, yoksulluk sınırını geçen ve aylık olarak güncellenen bir ücret sağlanması, acilen gıda ve ilaç temin edilmesi için bir ithalat planı oluşturmak, çokuluslu ve karma şirketlerin tasfiye edilerek petrolü %100 kamulaştırmak ve buradan elde edilecek kaynakları sağlık, eğitim, ücret artışı, emeklilik gibi alanlara ayırmak gibi acil önlemleri hayata geçirebilir. Aynı zamanda tüm demokratik özgürlüklerin sağlanması için mücadele ediyoruz. Protesto ve grev hakkı derhal tanınmalı, politik ve sendikal tutsaklar serbest bırakılmalıdır.

Bu çerçevede, Guaidó’nun kendinden menkul hükümetini tanımama çağrısını yineliyoruz ve Venezuela’da askeri darbe girişimi gibi her türlü emperyalist müdahale çabasını kınıyor ve reddediyoruz.

İşçilerin Uluslararası Birliği – Dördüncü Enternasyonal (İUB-DE)

23 Ocak 2019

Comments are closed, but trackbacks and pingbacks are open.