Kadıköy Belediyesinde TİS süreci ve işçilerin talepleri

Geçtiğimiz haftalarda, Kadıköy Belediyesi ve DİSK Genel-İş Sendikası arasında yürütülen toplu iş sözleşmesi sürecinde işçilerin taleplerinin kabul edilmemesi üzerine, 2 bin işçi 2 saat iş bıraktı. Bu sürecin nasıl ortaya çıktığı ve ne şekilde yol alacakları üzerine Disk Genel-İş Toplu Sözleşmeler Daire Başkanı Mahmut Şengül ile görüştük.

Kadıköy Belediyesinde Disk Genel-İş nasıl örgütlendi?

1980 darbesiyle gelen yasakların bitmesi ve 1992’de yeniden sendikal hayata dönüşümüzle, kısa bir süre içinde çok sayıda üye edindik ve toplu sözleşmeler yapmaya başladık. Kadıköy’deki ilk örgütlenmemiz de 1993 yılında gerçekleşti. Bu dönemde belediyelerin temizlik, çöp toplama gibi görev alanlarında özelleştirmeler başladı ve sonradan yaygınlaştı. Taşeron uygulamaları da başladı. İşçilerin bu uygulamalarla karşılaştıkları sıkıntıları toplu iş sözleşmeleri yaparak bertaraf etmeye başladık. Böylece belediyelerin görev alanlarındaki bu kâr anlayışını yıkmış olduk.

Kadıköy Belediyesinde direnişe sebep olan durumlar nedir?

Toplu iş sözleşmeleriyle kâr anlayışını engellememiz üzerine hükümet de farklı düzenlemeler arayışına girdi. Taşerondaki işçilere kadro verileceğini iddia etti. 696 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile taşeronda çalışan işçiler belediye şirketlerine aktarıldı ve 4-D statüsü verildi ancak bu, işçilere verilen gerçek bir kadro değil. Bu yeni statü, işçileri önceki konumundan daha kötü bir hale getirdi. Bu geçişten önce taşeronda çalışan işçiler ihale şartnamesine tabiydi ve buna göre asgari ücret farkını alabiliyorlardı. Şu anda ise alamıyorlar. Altı ayda bir olacak şekilde %4 zamma mahkûm edildiler. Oysaki sadece bu yılki enflasyon oranı %26 civarında. Bu enflasyon oranı karşısında %4’ün hiçbir anlamı yok ve işçilerin aldıkları ücret enflasyon karşısında eridi. Asgari ücret farkı ödenmediği için işçilerin maaşı erimiş ve alım gücü düşmüştür. Önemli bir kısmı geçinemez hale gelmiştir.

Toplu sözleşme yetkimiz ise anayasal bir hak olarak sınırlanmaması gereken bir yetkiyken KHK ile anayasaya aykırı olarak sınırlanmış durumda. Buna rağmen uğraşarak toplu sözleşme yetkimizi alıyoruz ve bu durumu bertaraf etmeye çalışıyoruz.

Bu duruma karşı talepleriniz nelerdir?

Asgari ücret farklarının ödenmesi için Bakanlıklara dilekçe gönderdik. Bu sorun, şu anda tüm belediye şirketlerinde karşılaşılan bir sorun ve hepsi için çaba gösteriyoruz. Bazı belediyelerde toplu iş sözleşmesiyle bu sorunu aşabildik. Özlük haklarını kadrolu işçiler gibi kullanmalarını sağladık. Kadıköy Belediyesi, bu sorunu aşamadığımız belediyelerden biri.

Ayrıca çalışma saatinin kısaltılması talebimiz var. Ekonomik durumu bu şekilde iyileştirmeye çalışıyoruz. Haftalık çalışma süresinin 45 saat yerine 40 saat olarak belirlenmesini istiyoruz. Böylece çalışma günü altıdan beşe düşer ve altıncı gün için mesai ödenmiş olur.

KHK ile işçilerin elde edebilecekleri haklarla ilgili pek çok şey kısıtlanmış durumda. Ancak senenin belli dönemlerinde giyim, gıda gibi ayni ödemeler yapılmaması için bir engel yok. Bunlar da taleplerimiz arasında.

Ücret dışındaki talepleriniz nelerdir?

Disiplinle ilgili düzenleme de taleplerimiz arasında. Disiplin kurulunun işten atmayı görüştüğü durumlarda altı üyeden en az üçünün işçi olması ve en az dördünün oy vermesi halinde işten atılmanın gerçekleşebilmesini istedik. Bu talebimiz kabul edilmediğinde çoğunluk genelde işverende olacak şekilde kuruluyor ve işten atma çok kolaylaşıyor. Bu talebimiz kabul edilmediğinde de işçiyi rahatça atmak istediğini gösteren patron zihniyetiyle karşı karşıya olduğumuzu görüyoruz. 

Belediyenin taleplerinize karşı tutumu ne oldu?

Kadıköy Belediyesi taleplerimizin KHK’ye aykırı olduğunu iddia ediyor. Oysaki taleplerimizin hiçbirinin önünde bir yasal engel yok.  Belediyenin aykırı davrandığımızı iddia ettiği KHK’ye göre bile daha önce taşeronda çalışan işçiler buradaki ihale şartnamelerinde belirtilen şartlarla belediye şirketlerine geçiş yapmalılar. Ek bir şeye gerek olmadan asgari ücrete gelen zammın belediye şirketi işçilerine de uygulanması gerekir. İktidar partisinden muhalefet partisine belediyedeki işverenler bu farkı vermemek için uğraşıyor.

Toplu iş sözleşmesi hakkının sınırlanması Anayasaya ve uluslararası sözleşmelere aykırıdır ve sendikalar olarak tanımamamız gerekir. Üç konfederasyon olarak bunu söylüyor olsaydık kalıcı bir çözüm olabilirdi.

İki bin işçinin iş bırakmasını sağlayan örgütlülük nasıl sağlandı?

İşçilere bu düzenlemenin neler getirdiğini önceden eğitim çalışmalarıyla anlatmıştık. Sürece işçilerin tamamı katılıyor. Sendikal haklar bakımından da işçilerle önceden yapmış olduğumuz eğitim çalışmaları bu yönde çok etkili oldu.

Toplu iş sözleşmesinde kadın işçilere özgü talepler var mı?

Eşine şiddet gösteren erkek işçinin aylığının kesilerek eşine verilmesi talebimiz var.

Önümüzde yerel seçimler var. Sizce bu durum direnen işçilerin seçimdeki tavrını etkiler mi?

Ana muhalefet partisi olmasına rağmen buradaki belediyede de işçiler haklarını alamıyor. Söylemde işçi dostu olduklarını söylemelerine rağmen muhalefet partisi belediyelerinin iktidar partisiyle benzer uygulamalarda bulunduklarını görüyoruz. İşçiler, bu sırada işverenini de seçmiş oluyor ve seçim sırasında uygulamada neler olduğuna bakması gerekiyor.

Önünüzde eylem planı var mı?

Bu taleplerin kabul edilmemesi halinde, örgütlü mücadelemizle sendika imkânlarımızı kullanacağız. Şu anda arabuluculuk sürecindeyiz. Buradan sonuç alamazsak grev hakkımızı kullanacağız.

İşçi bilincinin yükseltilmesinde sendikalara çok büyük iş düşüyor. Kadıköy’de yapacağımız eylem, farklı yerlerdeki işçilere yansıması olması açısından da çok önemlidir.

Comments are closed, but trackbacks and pingbacks are open.