#ŞuleÇetİçinAdalet

Şule Çet’in öldürülmesiyle ilgili davanın ilk duruşması 6 Şubat’ta Ankara 31. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü. Hakimin sorularından, Adli Tıp raporunun gerçekleri gizleme çabasına, sanık avukatlarının tutumlarından katillerin iktidar ile yakınlığına, patron-devlet-erkek yargı işbirliğinin bu denli ayyuka çıktığı, iç içe geçtiği ve birbirinden güç aldığı binlerce örnekten biri. Ancak bu dava aynı zamanda kadınların mücadelesi sayesinde daha ilk duruşmada erkek egemen zorbalığı ve işbirliğini teşhir ederek toplumsal öfke yaratmış durumda.

Gazi Üniversitesi 2. sınıf öğrencisi Şule Çet 28 Mayıs günü Ankara’da bir plazanın 20. katından atılarak öldürülmüştü. Olayın ardından katiller Berk Akand ve Çağatay Aksu 2 kez gözaltına alınmış ve “delil yetersizliği” öne sürülerek Adli Kontrol Şartı ile serbest bırakılmıştı. Şule Çet’in zorla alıkonulduğuna dair arkadaşlarına gönderdiği mesajlar, atladığı öne sürülen pencerede parmak izinin dahi olmaması adli makamları yeterince ikna edememişti! Oysa çıkan otopsi raporunda cinsel saldırı bulgularına rastlandı ve katiller tutuklandı. Ancak olayın soruşturulma sürecinin de gösterdiği gibi, cezasızlığın bir kural haline geldiği ülkemizde Şule’nin katilleri de her an iyi hal indirimi ile serbest bırakılabilirler demiştik…

Nitekim görülen ilk duruşmanın Adli tıp raporu kadına yönelik şiddeti aklıyordu. Bu raporu hazırlayan Adli Tıp Uzmanı Mehmet Nuri Aydın, 20 yıl önce de polis işkencelerini aklayan raporlar hazırladığı için meslekten men edilmiş biri ve aynı zamanda raporda “Bir kadın bir erkekle tenha bir yerde içki içmeyi kabul etmişse cinsel ilişkiye rıza göstermiş sayılır” diyerek kadın düşmanlığından katili aklamaya çalışıyor!

Davada sanık avukatlarının, hakimin sorduğu sorular da bu işbirliğini sürdürdü. Tecavüz edilip 20. kattan aşağı atılmış bir kadının bedeninin mahkeme salonunda didik didik edilmesi, ‘eski zar yırtıkları’ndan bahsedilmesi, Şule’nin tırnaklarındaki, sanıklardan birine ait DNA örneklerinin halay çekerken olmuş olabileceği iddiaso, psikolojik sorunları olduğu ve keyfi yerindeyken bir anda intihara kalkmış olduğu iddiasının üstüne bir de hakimin Şule’nin evine erkek girip çıkar mıydı diye sorması tek kelimeyle insanlık suçudur! Aynı zamanda sanıklardan Çağatay Aksu’nun amcası Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli’nin yardımcısı Mustafa Aksu’dur. Mustafa Aksu uzun yıllar Ak Parti Ankara İl Başkanlığı’nda başkan yardımcılığı yapmıştır. Bu da davanın iktidarla lişkisi boyutunu ortaya koymaktadır.

Kadın cinayetleri münferit değildir, katilleri de cani, canavar ve olağandışı değildir! Failler her yerdedir. Komşu, bakkal, minibüs şoförü, patron, müdür, iş arkadaşı, muavin, profesör, psikolog, baba, amca, abidir. Her meslekten, her gelir düzeyinden, her eğitim durumundan, her mahalleden, her evdendir. Öyle ki, erkek egemen sistemde büyümüş, bilerek ve isteyerek bu ayrıcalıklardan faydalanan ve kadınları boyundurukları altında tutma, şiddet uygulama ve gerekirse onları katletme hakkını kendinde bulan erkeklerdir. Bu erkekler ve onların yanında olan devlet, yargı, kolluk kuvetleri, adli tıp teker teker hesap vereceksiniz!

Kadın Dayanışması, 9 Şubat 2019

Comments are closed, but trackbacks and pingbacks are open.