Tekstilde de sömürü diz boyu

Ben 38 yaşında bir tekstil işçisiyim. Daha 13 yaşımdan beri bu sektörde çalışmaktayım. Şu an çalışmakta olduğum işyeri ünlü giyim mağazalarına kot ve kaban üretimi yapan bir yer. Çalışma saatimiz görünürde 8 saat, ama çoğunlukla bu saati mesai adı altında aşıyoruz. Tabii mesai ücretlerimiz çok düşük ve son zamanlarda maaşlarımız geç verilmeye başladı.

Atölyede 23 kişi çalışıyoruz. İşçilerin büyük çoğunluğu Suriyeli ve sigortasız çalıştırılıyorlar. Bırakalım asgari ücret almayı, çoğu 1200 lira maaş alıyor. İşyerimizin yan tarafında da bir tekstil atölyesi var ve burada çalışanların çoğu 15-16 yaşındaki çocuklar. Bu çocukların çoğu asgari ücretin altında çalıştırılıyor.

Bakmayın ünlü markalara ürün yaptığımıza. Taşeron olarak çalıştığımız için maaşlarımız çok düşük. Hatta şöyle bir örnek vereyim: Diktiğimiz çoğu ürünü satın dahi alamıyoruz. Bizim sektörde maaşlar asgari ücret olarak bankaya yatar, kalanı ise elden verilir. Patron da “Ben maaşınızı banka hesaplarınıza yatırdım, siz parayı çekince bana 200 lirayı geri vereceksiniz” diyor. Tam bir kara düzen. Bu düzen, tekstil sektörünün alınyazısı resmen. Bu da yetmezmiş gibi asgari ücrette yapılan zamdan sonra daha adil bir ücret talep eden işçilere artık kapı gösteriliyor. Hakkını savunan işçiyi işsizlerle tehdit ediyorlar.

Yapılan zamlar ortada, her şey zamlanırken asgari ücretin 2020 lira olmasının hiçbir kıymeti kalmadı. En temel tüketim gıdalarını almakta bile güçlük çeker olduk. Ben bekâr biri olarak bu maaşla zar zor geçiniyorken evli ve çocuklu ailelerin geçinmesi neredeyse imkânsız. İmkânsız diyorum çünkü geçinse bile borçlanarak yaşamına devam edebiliyor. Çalışanlar olarak zam talep ettiğimizde aslında emeğimizin karşılığını istiyoruz. Bu hayat pahalılığının karşısında daha adaletli bir yaşam talep etmek her işçinin en temel hakkıdır.

Yorumlar kapalı, ancak trackbacks Ve pingback'ler açık.