Avcılar bağımsız belediye başkan adayı Savaş Karabulut ile söyleşi

“Avcılar’da bir hayalet dolaşıyor; sosyalist belediyecilik hayaleti”

2016 yılında KHK ile işten çıkartılan İstanbul Üniversitesi öğretim üyesi bir sismolog olan Savaş Karabulut, Avcılar bağımsız belediye başkan adayı oldu. Gazete Nisan olarak Avcılar’ın sorunları, neden aday olduğu ve kampanyası hakkında Karabulut’la yaptığımız söyleşiyi sizlerle paylaşıyoruz.

Gazete Nisan: Öncelikle sizi tanıyalım. Savaş Karabulut kimdir?

Savaş Karabulut: 1978 İstanbul doğumluyum. Ailem aslen Dersimli, ‘38’de sürgüne uğramış bir ailenin çocuğuyum. O zaman da zulme uğramıştık, şimdi de uğruyoruz. Savcılık belgesinde hiçbir örgüt üyeliği ya da ByLock kullanımı olmamasına rağmen 29 Ekim 2016’da KHK ile haksız ve hukuksuz bir şekilde ihraç edilmiş bir akademisyenim. Halkın sağlığını korumada toplumsal muhalefette yer aldım. Mimar ve Mühendisler Odasında bir mühendis olarak çalışmalarda bulundum. Üniversitede 50/d’li akademisyenlerin iş güvencesiyle ilgili çalışmalar yaptım. Deprem bilimciyim, sismoloji uzmanıyım, ihraç edildiğimde yardımcı doçenttim. Uzun yıllardır Avcılar’da yaşıyorum. Kent halkıyla, deprem sorunu ve çevre sorunu başta olmak üzere alanımla ilgili birçok konuda eğitim ve çalışmalarım oldu.

Nisan: Aday olmaya nasıl karar verdiniz, sizi buna teşvik eden neydi?

SK: Avcılar kent sakinleriyle kurduğum diyalog sonucunda, yaklaşık beş ay önce buradaki sol sosyalist partilerden belediye başkanlığı yapıp yapmama konusunda mahallelilerle görüş toplantısı yaptık. Bana meclis üyesi olabilir misin diye sordular. Ben de birkaç gün düşündükten sonra sistemin bir partisi içinde meclis üyesi olmaktansa bağımsız bir emek hattını örerek halkçı bir belediyecilik için ve bunun tamamen bilimsel ve mühendislik bilgilerine dayalı yapılması gerektiğini düşünerek bağımsız belediye başkanı olmaya karar verdim. Bir sosyalistim ve sosyalist politikanın bilimsel doktrinlerle yapılması gerektiğini düşünüyorum. Son 5 aydır Avcılar’daki depremden denize, çevre sorunundan kentsel dönüşümüne kadar yapılmış tüm literatür çalışmalarını taradım ve ulaşımdan gıdaya, sağlıktan konut sorununa kadar her türlü konuda yapılmış bilimsel makaleleri bulup Avcılar’daki muhtarlarla görüştüm ve kentin problemlerini çıkarmaya çalıştım. Bunun sonucunda 26 maddelik bir deklarasyon yayımladım. Bu deklarasyonda kadın sorunu, emekli sorunu, sağlık sorunu, su sorunu, kooperatif sorunu, çevre sorunu, Kanal İstanbul projesi, kentsel dönüşüm gibi birçok konuya değindim. Bunun sonucunda da 156 sayfalık bir kent manifestosu ortaya çıktı. Bunu okunabilir hale getirmek için kısaltarak 9 sayfalık bir bildiri haline getirdim. Avcılar’daki tüm sendika, dernek ve sosyalist parti ve muhtarlarla bu deklarasyonu konuşarak “nasıl bir belediyecilik?” konusunda bir çalışma yapmış oldum.

Tüm bu sorunlar ile Avcılar’daki adaylığımın ilk nüvesi, Avcılar’ı bir deprem mühendisi olarak depreme hazırlamaktı. 25 yıldır İstanbul’u yöneten siyasi partiler de, 20 yıldır Avcılar’ı yöneten CHP de Avcılar’ı depreme hazırlamadı. AKP iktidarlarının kentsel dönüşüm yasasıyla yaptığı şey, insanların konut mülkiyetleri üzerinden tasarruf sağlayıp, kendi yandaş inşaat şirketlerine sermaye alanı açmaktı. Yarın bir gün Kanal İstanbul bahanesiyle Avcılar’daki Tahtakale, Yeşilkent, Firuzköy mahallelerini revizyon alanı ilan edip “halkımızı depremden koruyoruz” diyerek burada yaşayanları buradan sürecekler. Bu çok olası bir durum. Bir nevi soylulaştırma derdindeler. Buna göz yuman, kendi halkına oturdukları binaların zemin etütleri hakkında bilgi vermeyen CHP belediyesi de burada suçludur. CHP’li belediye şunu diyor: “Biz AKP iktidarı yüzünden Avcılar’daki imar sorununuzu çözemiyoruz.” Ama iki gün sonra AKP iktidarı buraya gelip insanlara “sizin binanız güvenli değil” dediğinde insanları çaresiz bırakacaklar. O yüzden seçilirsem belediye bünyesinde deprem ve zemin laboratuvarı kuracağım. Belediye meclisinde karar alıp halkla birlikte Avcılar’daki yaklaşık 15 bin binanın güvenilir olup olmadığını 1-2 yıl içinde belirleyeceğiz. Mimar mühendis odalarıyla, barolarla, üniversitelerle, tabipler odası ve halk meclislerimizle bir kent anayasası hazırlayarak nasıl bir kent inşa edeceğimizi belirleyeceğiz. Her mahallede kreş ve kadın dayanışma evlerinin olduğu, her mahallede emekliler lokalinin ve büyük kent parklarının olduğu bir kent kuracağız. Avcılar’daki boş arazileri deprem toplanma alanları haline getireceğiz.

Nisan: Avcılar’ın deprem dışında en büyük problemi ve bunlara çözümleriniz neler?

SK: Her şeyden önce Avcılar belediyesi işçileri iki yıldır direniyor. Sosyal hakları ve maaşları için eylemdeler. Geçen hafta 1500 işçi burada yürüdü. Avcıların mevcut başkanı Handan Toprak Benli’yi aşağı çağırdılar ama Handan Başkan inmeye bile tenezzül etmedi. Üretmeyen bir belediyenin hali budur. Kamucu olmayan AKP belediyeleri gibi her şeyi yandaşlarına ihale yoluyla yaptıran bir belediye böyle olur. Biz kamusal üreten bir belediye olmak zorundayız. Engellilere, kadınlara ve gençlere öncelik vererek, Avcılar’da yapılacak herhangi bir projede burada onlar çalışacak. Kent sakinlerimize iş vereceğiz. Nasıl üreteceğiz? Kooperatifler kurarak; sosyalist belediyecilik böyle olmak zorunda. Ücretsiz barınma ve sağlık hakkı hayal değil. Bunları borçlanmadan, kendi kendine yeter bir şekilde kamusal üretimle yapmak pekâlâ mümkün. Kendi çimentomuzu, kendi çöp konteynırımızı üretebilir hale geleceğiz.

Avcılar Ambarlı mahallesinde büyük bir elektrik santrali var. Bu santral bir deprem sırasında büyük yangınlara yol açabilir. Bu santrali şehir dışına taşımak gerekecek. Ardından, onun bulunduğu boş alana esnaf kooperatifleri kuracağız. Seramik, cam, pencere vb. her türlü dekorasyon malzemesini burada üreteceğiz. Yaptığımız her şey meslek odalarının denetiminden geçecek. Böylece itibarsızlaştırılan meslek odaları işlevsel hale gelecek. Mühendisleri ve diğer elemanları başta İstanbul Üniversitesi olmak üzere ilçedeki diğer üniversitelerden istihdam edeceğiz. Kent sakinleri gelip burada çalışacaklar. Kamusal üretim alanları, işsizlik problemini de önemli ölçüde azaltacaktır.

Küçükçekmece Gölü ile Firuzköy mahallemiz arasında boş alanlar var. Bu alanlara da tarım kooperatifleri kuracağız. Yine gölün batısından geçen bir fay hattı var. Ben doktora çalışmamda bu fay hattını buldum. Burada jeotermal enerji sağlayabileceğimiz bir potansiyel de var. Buradaki enerjiyle binlerce metre karelik boş alanda sera tarımı yapabiliriz.

Eşim İstanbul Üniversitesi Veterinerlik Fakültesi’nde öğretim üyesi, orada büyük bir hayvan çiftliği var. 200 tane büyük ve küçük baş hayvan var. Burada büyük bir hayvan çiftliği kuracağız. Üretim kooperatifleri dışında tüketim kooperatifleri de kuracağız, mahallelerde Avcılar’da üretilmiş ürünler satılacak burada. Hükümetin seçime kadar sınırlı sayıda yaptığı gibi bir tanzim satış değil, sürekli olarak aracısız bir satış olacak. Söylediklerimin hiçbiri seçim vaadi değil, hepsi hazırlanmış, gerçekleşmeyi bekleyen projelerdir. Halk için üreten, kooperatif temelli sosyalist bir belediyecilik hedefimizdir.

Nisan: Kampanyanızı nasıl yürütüyorsunuz? İttifaklar var mı? Çünkü programınızda şöyle bir cümle var: “Üniversiteler, meslek odaları ve ilerici güçlerle yapılacak bir ittifak salt seçimler üzerinde değil, kentin anayasasının hazırlanmasında ve iktidarın mega projelerinin karşısında birleşik bir hattın kurulmasında belirleyici olacaktır” diyorsunuz. Bu konuda gelişmeler oldu mu?

SK: Beş ay önce bu kent manifestosunu yazmaya başlarken görüştüğüm siyasi partiler bana ilkelerle çalışırız dediler. Benim kaleme aldığım kent manifestosu zaten sol ilkeler tarafından biçimlendirilmiş bir manifestodur. Hiçbir zaman sağ partilerle görüşmedim zaten. Bu manifestodan sonra o partilere tekrar gidip birlikte çalışabiliriz dedim. Maalesef günümüz Türkiye’sinde birçok sol ve sosyalist partinin kendini merkeze koyduğu 31 Mart seçimlerinde tek hedefleri AKP-MHP ittifakını geriletmek olan ama 1 Nisan’ın düşünülmediği bir vizyon söz konusu. AKP-MHP ittifakı denen gerici despotik ittifaka karşı CHP-İYİ parti burjuva ittifakına destek söz konusu. İkisi de sermaye ve düzen partisi. O yüzden sol sosyalistlerin bağımsız emekten yana bir tavır alması gerekirdi. Fakat bu çağrıya birçok parti kulak vermedi. Sosyalistlerin ilkeleri belli ise ortak bir tavırla hareket edilip bir hat oluşturulabilirdi. Bir araya gelemedik. Sol partiler birbirlerine tanımadıkları krediyi gittiler CHP ile ortak hareket etmeye verdiler. Şu ana kadar üç parti destek oldu. Ama resmi destek olarak bir parti var. Bazı partiler de açıkça destekleyemeyeceğini ama kendi tabanlarının destekleyebileceğini söylediler. Benim kapım emekten yana olan herkese açık. İlerici tüm güçler bu çalışmanın objesidir ve katılımcısıdır. Kimseye kriter koymuyorum. Söylediklerim kelam-ı Kuran değildir. Herkes katkıda bulunabilir ve kullanabilir. Desteğinizi de bekliyorum.

Nisan: Zaman ayırdığınız için çok teşekkürler. Mücadelenizde başarılar diliyoruz.

Yorumlar kapalı, ancak trackbacks Ve pingback'ler açık.