İşçinin sorununu işçi çözer!


17 yıllık AKP iktidarı altında zenginler ultra zengin olurken, biz işçi-emekçiler için eğitimden sağlığa, işsizlikten alım gücümüze bizi doğrudan ilgilendiren hiçbir hususta gelişme yaşanmadı. Şimdi de kriz gerekçesi ile hayatımızın daha da kötüye gideceğini aklı başında kimse görmezden gelemiyor.

Tüm bunlara rağmen AKP’nin iktidarını sağlama alan yalnızca bir başarısı var. O da işçi düşmanlığı. AKP iktidarı altında Türkiye dünyada en çok iş cinayetinin yaşandığı ülkelerden biri haline geldi. Sendikalılık oranı iyice azaldı. Özelleştirmeler sonucu hayat pahalılaştı, işsizlik yükseldi. Müteahhitlerden, büyük patronlardan vergiler alınmazken biz her geçen gün yeni vergilerle karşı karşıya kaldık.

16 Nisan 2017 Anayasa referandumu sonrasında kurulan yeni rejim yine patronların çıkarına bir rejim olarak sahneye çıktı. Tüm patronlara hızlı kararlar alınacağını ve de bu kararları işleteceğini müjdeleyen Tek Adam rejimi patronların yüzünü güldürdü.

Kriz koşullarında çatlama emareleri gösteren Tek Adam rejimi yerel seçimlerde AKP’nin kimi büyük şehirleri kaybetmesi ile birlikte sorgulanabilir ve geriletilebilir bir hale gelebilirdi. Ancak önce MHP’nin AKP’ye destek olması, takiben de CHP ve İYİ Parti’nin mevcut sistemden farklı bir öneri geliştirmemesi ile beraber, biz işçi ve emekçiler yalnızca patronların belirleyici olduğu bir yerel seçime itilmeye çalışılıyoruz.

Bu yüzden yerel seçimlerde daha da aktif olmalı, söylenmeyeni söylemeliyiz.

Kâr odaklı, sermayeden yana hiçbir belediyecilik anlayışı acil ihtiyaçlarımızı karşılayamaz, karşılayamadığı gibi bunları dışlayacak şekilde örgütlenir. Çünkü bu anlayışın öznesi sermaye sahipleridir, patronlardır. Zaten, bu anlayışta belediyenin kendisi çöp toplama ve temizlikten konut ve işyeri inşaat izni ve ruhsatı verilmesine, emlak vergisi toplama işinden bir dizi ihalelerin özel şirketlere verilmesine kadar birçok konuda bir “patron” konumundadır. Bu belediyelerde taşeronlaştırmanın devamı özelleştirme, özelleştirmenin devamı ise sendikasızlaştırma olarak gelir. Ve “patron” belediye, yüzünü bu sefer de belediye işçilerine karşı hak gaspları ile gösterir.

Biz mevcut belediye sistemine AKP değil, patron belediyeciliği diyoruz. Çünkü yalnızca AKP değil, CHP belediyeleri de patron belediyeciliği ile yönetilmektedir. HDP’nin ise işçi ve emekçilerin ihtiyaçlarını da içeren bir yerel yönetim programına sahip olmadığını görüyoruz. Bu yüzden patron değil işçi belediyeciliğine ihtiyacımız var. Çünkü işçinin sorununu patron çözemez. O yalnızca sorun yaratır. İşçinin sorununu işçi çözer!

Sermaye partilerinin aldatmacasına karşı savunmamız gereken, kaynak yaratıcı, yönlendirici, düzenleyici, katılımcı; çevreye duyarlı; Kürt halkının ve tüm ezilen kesimlerin demokratik taleplerini benimseyen; kadın-erkek eşitliğini ve kadına pozitif ayrımcılık anlayışını gözeten ve emekçi kesimlerden yana bir yerel yönetimdir.

Düzen partilerine karşı, bulunduğumuz her alanda Yerel Seçimler için Acil Taleplerimizi ifade eden bir programın çağrısını yaparak, emekten yana tüm kurumlara böyle bir program etrafında ortak bir çalışma yapmanın teklifini sunmalıyız. Krizden çıkmak ve demokratik haklarımızı savunup genişletmek için Yerel Seçimlerde Acil Taleplerimize sarılmamız gerekiyor:

1. Belediyelerde emekçi yönetimi ve denetimi, seçenler seçilenleri görevden alabilsin. Emekçilerin doğrudan katılımıyla gerçekleşecek bir belediye yönetimi gerekir. Tüm önemli kararlar, halkın söz ve oy hakkıyla katıldığı genel meclis toplantılarında alınmalı!

2. Herkese bir konut. Parası olanlardan toplanacak vergilerle ve kamu kaynaklarıyla herkesi, barınacağı bir konut sahibi yapmak mümkün. İnsan onuruna yaraşır bir konutta yaşamak her emekçinin toplumsal hakkıdır!

3. Kadının, erkek egemen toplumsal sistemden kaynaklı mağduriyetine duyarlı bir belediyecilik! Her mahalleye kreş ve sığınma evi!  Mahallelerde, kadınların sağlık sorunları için danışma ve hizmet merkezleri!

4. Herkese parasız sağlık. Donanımsız Şehir Hastaneleri değil, tam teşekküllü devlet hastanesi!  

5. Herkese eşit, parasız, anadilinde eğitim! Kalabalık sınıflara ve paralı eğitime son verilmeli. Eğitim ihtiyacına öncelik veren ve eğitimi parasız, demokratik ve kaliteli hale getiren bir belediye.

6. Ekolojik yıkımla mücadele eden bir belediye. Müteahhitler için imar planı değil, yeşil alan ve çocuk parkları için düzenleme!

7. Kâr gözetmeyen, güvenli toplu ulaşım. Dolmuş rantı değil, belediye otobüsü ve güvenilir raylı sistem!

8. Belediye çalışanlarına ve bütün emekçilere yeterli ücret, sigorta ve sendika hakkı. Sendikasızlaştırmaya, taşeronlaşmaya hayır! Tüm işçi ve emekçiler için sendikalaşma hakkı; örgütlenme önündeki tüm engeller kaldırılsın!

9. Belediyelerde krize ve işsizliğe karşı istihdam olanakları. Kadro yalanına, torpil için yapılan manasız mülakatlara son! Tüm belediye çalışanlarına kadro ve iş güvencesi! Belediyelerdeki özelleştirme ve taşeronlaştırmaya son!

10. Gençlik için güvenceli bir gelecek. İl dışından gelmiş olan veya eve çıkma durumu olmayan öğrencilere parasız yurtlar! Masrafları patronlar tarafından karşılanan eğitim kursları! Zanaat eğitim saatlerinin çalışma süresinden sayılması!

11. Engelliler için erişilebilir kent. Kapitalist sistemin bilinçli bir şekilde dışarıda bıraktığı engellilere dönük her türlü ayrımcılığın son bulduğu bir yerel yönetim!

12. Göçmenler ve sığınmacılar için yaşanılabilir kentler. Şehirde ayrımcılığı ve şiddeti körükleyecek her türlü davranışa ve söyleme son verilsin!

Kaynak mı?

Sermaye sınıfı kentlerin gelişmesi için hiçbir maddi fedakârlık yapmıyor. Belediyelere zenginlik katan patronlar değil, emekçilerdir. Çevre temizlik vergisi, kaldırım parası derken soyulan hep emekçiler oluyor. Öyleyse, yerel yönetimler için kaynak, en başta patronlardan alınacak vergilerdir.

• Vergi patronlardan, zenginlerden alınsın!

• Yolsuzluk yapanın malları kamulaştırılsın!

• İşsizlerin oturduğu konutların elektrik ve su borçları silinsin!

• Bütçeden iç ve dış borçlara, silahlanmaya ve pahalı devlet bürokrasisine ayrılan paylar emekçiler için kullanılmalıdır.

• Dış borca, patrona teşvike, faize, savaşa değil emekçiye bütçe!

Yorumlar kapalı, ancak trackbacks Ve pingback'ler açık.