Mücadelemizi güçlendirmek için alanlardayız!


Biz kadınlar, tüm dünyada ayrımcılığa ve baskılara karşı verilen mücadelelerin kahramanlarıyız!

2015 yılında Arjantin’de başlayan #NiUnaMenos (Bir kişi daha eksilmeyeceğiz) seferberliği Latin Amerika ve Avrupa genelinde yayılmaya devam ediyor. Bu seferberlik kadın cinayetlerinin önlenmesi için kadın ölümlerinde kapitalist hükümetlerin ve erkek egemen yargının sorumluluğunu tüm dünya çapında teşhir ediyor. Mücadele yerellerle sınırlı değil: Hindistan’da regl döneminde kadınların “kirli” kabul edildiği için tapınaklara giremiyor olması kararına karşı cinsiyet eşitliği çağrısı yapmak için Kerala’da bir araya gelen yaklaşık 5 milyon kadın otoyollarda “kadın duvarı” adını verdikleri 620 kilometrelik bir zincir oluşturdu. Fransa’da benzin zammına karşı başlayan isyanda kadınlar direnişin ön saflarında yer alıyor ve sarı yeleklerini kuşanıp “Hükümet istifa” diye haykırıyorlar. Bangladeş’te 95 dolar olan asgari ücrete karşı direnen binlerce tekstil işçisi kadın, 8 Ocak’ta başkent Dakka’da havaalanına giden yolu trafiğe kapadı. İskoçya Glasgow’da binlerce kadın belediye işçisi eşit işe eşit ücret mücadelesini kazandı. İspanya Endülüs’te kadına yönelik şiddetle mücadele yasasının “erkekleri kriminalize ettiğini” iddia ederek iptalini isteyen faşist Vox partisine karşı binlerce kadın sokaklara indi. Amerika’da Trump’ın göreve gelişinin yıldönümü olan 21 Ocak’ta yüz binlerce kadın üçüncü kez sokakları doldurdu ve hemen iki gün sonrasında çoğu kadın 30 bin öğretmen Los Angeles’ta altı gün süren bir greve imza attılar. Latin Amerika’da kürtajın ücretsiz ve yasal olması için mücadeleler sürüyor. Belçika, Almanya, İtalya, Şili, Peru, Portekiz, İspanya, Myanmar, Arjantin ve daha birçok ülkeden 8 Mart için feminist genel grev çağrıları geliyor.

Yerel seçimlerin arifesindeki Türkiye’nin gündeminde ise cinsel istismarcılara af paketi var. İktidardakiler, oy deposunu koruyabilmek için çocuk istismarından kaynaklanan cezaların affedilmesine yönelik yasa teklifi hazırlıyorlar. Diğer yandan, yandaş gazeteler her gün “nafaka zulmü” şeklinde başlıklarla nafaka hakkının gaspı için kamuoyu yaratıyorlar. “Aile birliği bozulmasın” diye boşanmalar zorlaştırılıyor, dul kadınlara verilen sosyal yardımlar kesiliyor. Kürtajı yasaklayamadılar ama kamu hastanelerinde kürtaj yapılmıyor.

Ekonomik kriz, bir yandan kadınların güvencesiz, düşük ücretli, esnek çalışma koşullarını daha da kötüleştirirken, bir yandan da kadınların üzerindeki ev işi ve bakım yükünü artırıyor. Çünkü alım gücü düşen ailelerin ihtiyaçları ve maddi yükü kadının sırtına yükleniyor. Kamusal bakım hizmeti, kreşler bitmiş durumda. 2008 yılında 497 olan kamu kreşi sayısı 2016’da 56’ya düştü. Buna mukabil müftülüklere bağlı kreş sayısı 2008’de 692 iken, 2016’da 1.552’ye çıktı. Hayatımızı her geçen gün daha fazla dini kurum ve politikalar belirlemeye başlıyor.

İş hayatının güvencesizliği, kadınların işsiz ve parasız kalma korkusu, patronların erkeklik konumunu pekiştiren, tacizleri kendileri açısından kolaylaştıran faktörler oluyor. Şule Çet, Aysun Yıldırım gibi kadınlar erkek patronların istismarı sonucunda artık aramızda değiller… Kapitalist hükümetler ve erkek egemen meclis-yargı ise kadın ölümlerinin sorumluları olmaya devam ediyor.

Emeğimize, bedenimize, hayatlarımıza dönük tüm bu saldırılar karşısındaki tek umudumuzun dayanışma ve mücadele olduğunu biliyoruz.

250 günü aşkın süredir kar kış demeden hakları için mücadele eden Flormar işçilerinin direnişinden güç alıyoruz! Şiddete, ayrımcılığa ve sömürüye karşı Türkiye’de ve dünyada verilen her bir mücadeleden güç alıyoruz!

Trump hükümetine karşı çıkan ABD’li kadınlarla, kadın düşmanı Bolsonaro’ya karşı Brezilyalı kadınlarla, yasal kürtaj hakkı için yeşil fularları dalgalandıran Arjantinli kadınlarla, devletin baskısını en fazla hisseden Kürt kadınlarla ve farklı ülkelerde hakları için örgütlü mücadele veren tüm kadınlarla dayanışma içinde bu yıl da 8 Mart’ta mücadelemizi güçlendirmek için sokaklarda olacağız!

Comments are closed, but trackbacks and pingbacks are open.