Aman sen de, hâlâ sosyalizm mi?

Sovyetler yıkıldığından beri, post-modern söylemin tezlerinden birisi, “sosyalizmin insan bünyesine uygun olmadığıdır”. Neden? İnsan her zaman daha çoğunu ister, rekabet ve saldırmak onun doğasındadır, ortak yaşamasını da kendince beceremez. O yüzden şu an içinde bulunduğumuz sistem en iyisi, zaten diğer sistemler de bunun mümkün olmayacağını gösterdi.

Bu egemen anlayış, üretim araçlarına emekçilerin sahip olamayacağını kendince bir algı operasyonuyla ikna etmeye çalışıyor. Bunda da altını çizdiği kelime, rekabet. Fakat bu tamamen bir safsata. Kapitalizmdeki rekabet, savaş, yok-et ve yeniden üret. Ve burada asıl hizmet ettiği yer, sermayenin veya egemen sınıfın kendisini yenileyebilmesi.

Peki aslında beklediğimiz rekabet nasıl olmalı?

Rekabetin geniş ve kitlesel olarak uygulanması, yani örgütlenmesi, Lenin’in dediği gibi halkın kendi yeteneklerini fark edip geliştirebileceği ve emeğini özgürce sergileyebileceği bir sistemde var olabilir, ancak kapitalizm gibi bir sistemde asla değil. İçinde bulunduğumuz toplum kapitalizmden bu sayede sıyrılabilir.

Yazarın diğer yazıları

Lenin aslında rekabetin örgütlenmesi derken, sadece işçilerin bağımsız girişkenliklerini geliştirmekten bahsetmiyordu. Aslında bu toplumun her alanına yayılmış bir yarış, bir mücadele haline getirilmesinden bahsediyordu. Sovyet Rusya’da satrancın gelişmesi, bu rekabet alanlarından ortaya çıkan diğer bir sonuçtu aslında. 

Satranca hızlıca geldim çünkü günümüzdeki hesaplanabilir ve ezbere dayalı mekanik satrançtan farklı olarak, bir kültürün, hayata dair bir kavrayışının sonucu olan bir oyundur satranç. Bunun için özgürce rekabet edebilen oyuncular ve bu yönde bir toplumsal eğitim gereklidir. Ne yazık ki, her seçimden önce kafalarımıza atılan satranç tahtaları bunu sağlamaz.

Ne yapmalı?

Bunun cevabı, bir günle sınırlı olan seçimler değildir, bunu günümüzdeki yakıcılığından dolayı vurgulamak isterim. Evde, işyerlerinde, sokakta hayata dair her noktada mücadele edebilmek, işçi-emekçi politikalar üretebilmek için örgütlenebilmekten geçiyor. Unutmayalım, biz birer parçasıyız bu sistemin ve onu değiştiren de biz olacağız.

Comments are closed, but trackbacks and pingbacks are open.