Gezi İddianamesi

Yazan, Gülen’in savcısı. Yazdıran, Siz. Konu, Bal gibi bilirsiniz!

31 Mayıs 2013 gününde Gezi Parkı’na AVM yapılmasını engellemek isteyenlere polis vahşet kusmuş; önce Gezi Parkı’nı, sonra Taksim’i, sonra da tüm İstanbul’u savaş alanına çeviren polisin karşısında kitleler kahramanca bir direnişe başlamıştı. 1 Haziran günü polis vahşeti ve hükümetin tüm antidemokratik uygulamalarına karşı yeniden sokağa döküldüğümüzde ise polis yenilmiş ve Taksim’den çekilmişti. Bu sırada hükümetin istifasını istemek gibi son derecede temel demokratik hakkını kullanan kitlelere yönelik kolluk güçlerinin yeni saldırıları direnişin tüm Türkiye’ye yayılması ile sonuçlanmıştı.

İçişleri Bakanlığının verilerine göre daha ilk günlerde iki buçuk milyon insan hükümetin baskıcı politikalarının son bulması için barışçı bir seferberliğe dahil olmuştu. Dönemin başbakanının “Emri ben verdim” demesi sonucunda en az 4900 kişi gözaltına alındı. 11 kardeşimiz öldürüldü. Onlarca kardeşimiz gözünü yitirdi. Yüzlercemiz yaralandı, sakat kaldı. Hükümet yanlısı basın organları, Kabataş’ta türbanlı bir kadının deri kıyafetli kimseler tarafından darp edilip aşağılandığı yalanını söyledi. Yaşamını kurtarmak için camilere sığınanların alkol kullandığı yalanı yazılarak, halk bizzat iktidar yanlısı yazarlar tarafından öfke ve kine yönlendirildi.

Gezi Direnişi’nin ardından 6 yıl geçti ve ortaya 657 sayfalık, tamamı safsatalarla dolu bir iddianame çıktı. Açıkça anlaşılıyor ki, Gezi’nin gerçek suçlularını korumak için Gezi kriminalize edilmeye çalışılmaktadır.

Gezi Direnişi’nin bir parçası idiyseniz zaten endişesiz ve gururlusunuzdur. Ancak bir sebeple bu direnişin bir parçası olmadıysanız bizleri yalnız bırakabileceğinize dair sakın ola paniğe kapılmayın. Çünkü içlerinde, ifadesinin ardından “Benim sözüme güven olmaz” diyen Murat Papuç ve Kabataş yalancılarının da bulunduğu şikâyetçileri dinleyen savcıya göre suç fiillerinden üçü şöyle: sırtını dönmek, polise çiçek uzatmak ve evden çıkmamak! İddianame ile yargılanacak olan 16 sanık için toplam 47 bin 520 yıl hapis cezası istense de bu  iddianame sayesinde her TC vatandaşı suça ortak olmuş olabilir. Zira o süreç içerisinde evden çıkmamış, yürürken sırtını dönmüş, yolda durmuş ve hatta (şaka gibi ama değil, iddianame bunu da içeriyor) partneriniz ile sevişmemişseniz Gezi Direnişi’nin içerisindesiniz.

Hazırlanan iddianamenin saçmalığı bir yanda dursun, iktidar saçma bir iddianameyi dahi hazırlayabilecek beceride olmadığını gözler önüne serdi. İddianame 6 yıl önceki savcı Muammer Aktaş’ın çalışmalarının bir sonucu. Kimdir bu Muammer Aktaş diye soracak olursanız da yanıt da şu: Aktaş, 17/25 Aralık operasyonlarını yürüten heyetin içerisinde yer almış; yurtdışına kaçmasının ardından 15 Temmuz’dan sonra da Gülen Cemaati’ne mensup olmaktan ötürü hakkında yakalama kararı çıkartılan bir savcı. Yani iktidar onurlu kitleleri korkutmak için eski düşmanının aklından fazlasını kullanabilecek beceriyi dahi gösteremiyor. Gülencilerden kopyala yapıştır yapıp buradaki maddi hataları dahi ayıklayamıyorlar. Gezi iddianamesi her ne kadar Gezi’yi kriminalize etmek hedefi ile açığa çıkmış olsa da hükümet bir kez daha hedefini ıskalıyor. Çünkü kral çıplak, çünkü bu iddianame Gezi’de esas kimlerin yargılanması gerektiğini tüm dünya emekçi sınıflarına bir kez daha gösteriyor.

Comments are closed, but trackbacks and pingbacks are open.