İDP’nin seçim sonuçlarına ilişkin bildirisi: Emekçi halkın kararı kabul edilmelidir!

AKP Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı R. T. Erdoğan, “Kimsenin 13-14 bin oy farkla kendini belediye başkanı ilan edemeyeceğini” söyledi ve ABD seçimlerinden örnek vererek İstanbul belediye başkanlığı seçimlerinin yenilenebileceğine işaret etti. Bu iddialarının anlamsızlığı, hukuksuzluğu ve bizzat kendi söylemleriyle olan çelişkisi toplumun büyük bir çoğunluğu tarafından tüm çıplaklığıyla anlaşılmış durumdadır.

Ne var ki, RTE’nin bu demecinin ardında yatan anlayışı işçiler ve emekçiler olarak iyi kavramamız gerekiyor. Kendisi, Cumhurbaşkanlığı otoritesini kullanarak Yüksek Seçim Kurulu üzerinde partisi lehine baskı yapmaktadır. Onun bu tavrı, Tek Adam ve Tek Parti rejiminin baskı ve hile altında gerçekleştirdiği seçimlere dayalı diktatörlük uygulamasının “doğal” bir sonucudur. Bu rejim kendi “bekası” için koyduğu kurallara ve çıkardığı yasalara bile uymamaktadır.

Biz İDP olarak işçileri ve emekçileri seçimlerde patron partilerine oy vermemeye çağırmış, ama onların tercih edecekleri seçeneğin deneyimini onlarla birlikte yaşamaya hazır olduğumuzu ilan etmiştik. Ve İstanbul’da halk belediye başkanı olarak CHP’nin adayı Ekrem İmamoğlu’nu seçmiştir. Şu an Tek Adam rejiminin bu sonucu kabul etmekte direnmesi ve halkın tercihini kendi lehine değiştirme çabaları, tüm renklerden demokratik çevrelerce kınanmakta ve reddedilmektedir.

Bugün işçilerin ve halkın kendi kaderi üzerinde söz ve hak sahibi olması için mücadele ederken, düşülebilecek en vahim hatalardan biri, bu mücadeleyi ‘Erdoğan ne diyecek’ veya ‘Erdoğan ne tutum alacak’ soruları üzerinden oluşturmaya çalışmaktır. Halbuki bu eşik aşılmıştır; artık Cumhurbaşkanı, işçiler ile emekçilerin demokratik iradeleri karşısında tutum almak zorunda kalıyor. Güç ilişkilerindeki bu önemli değişimin korunabilmesi için, Cumhurbaşkanı’nın sözlerinin fiili durum olarak ele alınmasından vazgeçilmesi ve seçim sonuçlarının demokratik yollarla savunulması ön plana çıkarılmalıdır.

Rejimin sandıktan çıkan iradeyi baskılama operasyonunu durduracak olan yegâne güç, tercihini belli etmiş olan işçi ve emekçi kitlelerin direncidir. Bu noktada CHP’ye, sendikalara ve tüm işçi ve emekçi parti ve kuruluşlarına bu direnci örgütlemekte büyük görevler düşmektedir. İDP, halkın kendi iradesini korumak doğrultusunda atacağı her adımda onların yanında olacaktır.

Comments are closed, but trackbacks and pingbacks are open.