Patrona indirim, işçiye çay simit!

Ekonomi ve Maliye Bakanı Berat Albayrak’ın geçtiğimiz günlerde açıkladığı reform paketi bir gerçeği tekrar açığa çıkardı. Bu hükümet her şey oldu, (hatta sözde antiemperyalist bile oldu) ancak hiçbir zaman işçi dostu olmadı. Gerçek işsizlik yüzde yirmiyi, genç işsizlik yüzde yirmi beşi, temel gıda enflasyonu ise yüzde otuzları bulmuşken Bakan Berat Albayrak, hükümetin krizin faturasını yine işçi ve emekçilerin sırtına yükleme azminde olduğunu göstermiş oldu.

Açıklanan ekonomi paketinin köşe taşları şu şekilde özetlenebilir: Kıdem tazminatı fona devredilecek ve Bireysel Emeklilik Fonu (BES) zorunlu hâle getirilip bu fonla entegre edilecek. Kurumlar vergisi düşürülecek; KDV, ÖTV gibi dolaylı vergiler artmaya devam edecek. Batmakta olan şirketlerin finansmanı için devletin kasasından bankalara kaynak aktarılacak. Bu kaynaklarla inşaat ve enerji gibi Tek Adam Rejimi için önem arz eden sektörlerde iflasın eşiğinde olan şirketlerin borçları kamulaştırılacak.

Paketi açıkladıktan hemen sonra koşarak ABD’deki yatırımcıları ikna turuna çıkan damat Berat ne arıyor dersiniz? Elbette kaynak!

Bu işte bir çelişki var!

Kıdem tazminatından sigortalı çalışma hakkına kadar işçilerin elinde kalan ne varsa almak ve bu yolla iflas eden şirketlerini kurtarmak için yabancı yatırımcılardan borç dilenen bir patron/bakan düşünün! Ülkenin 450 milyar dolar dış borcu yokmuş gibi, hâlâ borç ile delik deşik bir ekonomiyi yamamaya çalışıyorlar. Şöyle anlatalım; söz konusu borcun faizini dışarıda bıraksak bile, geçtiğimiz yıl Türkiye’de doğan her çocuk (yaklaşık 1 milyon 300 bin bebek) yaklaşık 350 dolar borçla doğdu. Her fırsatta kul/yetim hakkından dem vuran onlar, yeni doğmuş bebeklerin geleceğini uluslararası finans tekellerine peşkeş çeken gene onlar. Şimdi o simitle çay hesabı yapan ve aymazca ayda  22 bin TL maaş alan AKP milletvekili hesabı bir tekrarlayıversin. Açlık sınırının altında yaşayan ve üstelik de ekonominin tüm yükünü omuzlarında taşıyan işçi ve emekçilerin çayla simitle kanmayacağı bir gerçek var ortada. Bu ekonominin kaymağını yiyen, kaynaklarını sömürenler ve işçilerin elinde kalan son hak kırıntılarına saldıranların hepsi aynı takımda.

Kaynak: TÜİK

İşte size bir örnek!

Ne diyor damat Berat? “Kurumlar vergisinde kademeli olarak indirime gidilecek.” Yani patronlara indirim; bize çay, simit! Yukarıdaki tablonun anlamı şu: 2018 yılında devletin kasasına giren her 100 TL vergiden sadece 11,4’ü patronların cebinden çıkmış. Kalan 88,6 TL’nin nereden geldiği ise belli. Bizim cebimizden! Yetmez, diyor damat. Patronlardan daha az vergi alacağız!

Krizden çıkış için ne yapmalı?

TÜİK tarafından son açıklanan verilere göre, Türkiye’de işgücüne katılım oranı yüzde 52 civarında. Yani çalışabilir çağda olan her yüz insandan kırk sekizi iş piyasasında yer almıyor. Buna işsiz durumda olan insanları da eklediğimizde kaynakların nasıl israf edildiği daha açık bir şekilde anlaşılabilir. Borcu borçla çeviren, borç ile iflas eden şirketlerin borçlarını üstlenen ve insanları işsizliğe mahkûm eden akıl dışı bir ekonomik modelden söz ediyoruz. Bu ekonomik model patronların yararına işliyor. Hayat pahalılığı, işsizlik ve enflasyon gibi işçi ve emekçiler için yakıcı olan sorunların bu anlayışla çözülmesini beklemek hayalcilik olur. Dış borç ödemeleri derhal durdurulmadan, iflas eden işyerleri orada çalışan işçiler ve sendikaları aracılığıyla kamulaştırılıp işçi denetimine alınmadan ve işten çıkarmalar yasaklanmadan içinde bulunduğumuz ekonomik modelin sorunlarından kurtulmak ve işçilerin yararına ve işçiler tarafından denetlenen bir ekonomik planlamayı örgütlemek mümkün görünmüyor.


Kimdir bu kurumlar vergisi mükellefleri?
5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu’nun 1’inci maddesinde kurumlar vergisinin mükellefleri sayılmıştır. Buna göre, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nı da, Borsa İstanbul A.Ş.’yi de kapsayan yerli/yabancı sermayeli özel ve kamuya ait tüm ticari bankalar, sigorta şirketleri, tüm holdingler, tüm anonim şirketler, tüm limitet şirketler, yatırım ortaklıkları, bazı koşullarda kooperatifler, dernek ve vakıflara ait iktisadi işletmeler, TCDD gibi kamuya ait iktisadi işletmeler ve iş ortaklıklarıdır.

Comments are closed, but trackbacks and pingbacks are open.