Uluslararası kadın grevi 50’yi aşkın ülkede ses getirdi


Arjantin’deki Izquierda Socialista (Sosyalist Sol) partisinden kadınların çıkardığı bir gazete olarak hayatına başlayan Isadora, daha sonra hem partili kadınların hem de bağımsız feministlerin kapitalizme ve erkek egemen şiddete karşı birlikte örgütlendikleri bir oluşuma evrildi. Bugün ülke geneline yayılan Isadora kadın işçileri, öğrencileri ve hakları için mücadele eden tüm kadınları bir araya getiriyor. Isadora’nın dünyada 8 Mart değerlendirmesini ve bu yıl üçüncüsü gerçekleşen kadın grevi deneyimlerini sizlerle paylaşıyoruz.

Bu yıl 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nde üçüncü kez gerçekleşen uluslararası feminist greve, farklı şehirlerinde büyük seferberliklerin yaşandığı 50’yi aşkın ülkeden kadınlar katıldı. İspanya’da Madrid’de yaklaşık 400 bin kişi, Barselona’da ise 250 bin kişi yürüyüş yaptı. Arjantin’in yalnızca Buenos Aires şehrinde 500 bin kişi katılım gösterdi. Norveç’in başkenti Oslo, 20 bin katılımcıyla ülke tarihinin en büyük feminist seferberliğine tanık oldu. Türkiye, Meksika, Brezilya, Paraguay, Şili, Güney Kore, İran, Çin ve başka ülkelerde de etkileyici seferberlikler gerçekleşti.

#NiUnaMenos (Bir Kişi Daha Eksilmeyeceğiz) seferberliği 2015 yılında başladığından beri dünya çapında kadınların talepleri durmadan büyüdü. Bu talepler kadın ve trans cinayetlerinin ve cinsel şiddetin sonlanmasından işyerinde eşit ücret ve yasal kürtaj hakkı taleplerine kadar çeşitlilik göstermekte. Bununla birlikte, 2017 yılında gerçekleşen ilk 8 Mart grevinden beri artık çok net olan bir konu var: Kürtaj hakkını elimizden alan kiliselerle işbirliği yapan, kadın cinayetlerinin ve kadına yönelik şiddetin cezasız kalmasını garanti altına alan, başka ülkeleri işgal ederek ve savaş çıkararak mücadeleci kitleleri bastırmaya ve bizi göç etmeye zorlayanlar; bütün ülkelerde en çok da kadınları etkileyen kemer sıkma politikalarını uygulamaya koyan kapitalist hükümetlerin ta kendileridir. Bu nedenle, uluslararası kadın grevi yalnızca ev içinde ücretsiz verilen bakım emeğine karşı bir grev değildir. Bu grevle amaç aynı zamanda kapitalist hükümetlerin kadınlara ve işçilere dayatmaya çalıştığı kemer sıkma politikalarına, açlığa, savaşa ve cinsiyete dayalı şiddete karşı gelmek için işçi sendikalarını bir genel grev düzenlemeye çağırmaktı.

Pek çok ülkede kitlesel seferberliklere rağmen sendikaların gerçek anlamda bir grev düzenlenmesi çeşitli zorluklarla karşılaştı. İspanya’daki grev, yalnızca alternatif işçi sendikalarındaki feminist kadınların basıncı sayesinde gerçek anlamıyla bir grev olarak gerçekleşti. Kadın grevinin hedefleri, bileşenleri ve karakteri üzerine yapılan tartışmalarda grevin yalnızca kadınların grevi olması gerektiğini ve görünürlük kazanmayı amaçlamasını savunan görüşlerin aksine, grevin genel grev ve kadın grevi olması gerektiği de savunuldu. Yani, yalnızca görünürlüğü artıracak bir araç olmanın ötesinde, patronlara ve hükümetlere karşı da bir mücadele aracı haline gelebilecek; kadın işçiler tarafından liderlik edilen ancak kadın haklarını ve taleplerini benimseyen tüm işçilerin katılımına açık bir grev hedeflendi. Arjantin gibi ülkelerde ise, feminist örgütler sendikaları bu grevi sahiplenmeye çağırsa da, sendikalar harekete sırtını döndü ve mitingleri, eylemleri düzenleyip sokağa çıkanlar yalnızca kadınlar oldu.

Yüzyıllardır normalmiş gibi kabul gören cinsel şiddeti tartışma konusu haline getiren ve #MeToo (Ben de) hareketiyle bu şiddet türünü tüm kurumlarda görünür kılan 4. feminist dalganın başarıları, hiç şüphesiz büyük bir etkiye sahip. Bu mücadeleler aynı zamanda bizlere şunu da gösteriyor: Mücadeleyi bıraktığımız takdirde; ABD, Polonya veya İtalya’da kürtaj hakkında olduğu gibi, kazanılmış haklarımız tehlikeye girebilir. Bugün dünya çapında feminist hareket, kapitalizm ve patriyarkanın kadınları boyunduruk altına almak için iç içe geçtiği bir toplumda seferberliklere bel bağlamaya devam etmek ve taleplerini işçi sınıfının talepleriyle birleştirmek durumundadır. İşte bu nedenle feminist hareket hükümetlerden ve kadın düşmanı, gerici ittifakların desteklediği patron partilerinden bağımsız olmalıdır. Kadınlar olarak bize uygulanan baskılara ve işçi kadınların aşırı sömürülmesine son vermek için işçi sınıfıyla beraber mücadeleye etmeliyiz ki kapitalizm ve patriyarkayı beraber yıkabilelim. Taleplerimizi kazanmak için feminist, enternasyonalist ve sosyalist bir hareket inşa etmeliyiz.

Comments are closed, but trackbacks and pingbacks are open.