Pelikan nedir, “FETÖ” ne yapar?

Türkiye siyasetinde son senelerde yaşanan gelişmeler, politik dağarcığımıza yeni kavramlar “kazandırdı”. Özellikle devrimci sosyalistlerin, bu kavramları kullanırken dikkatli olmaları; işçilerin neyin ne olduğunu daha rahatça ayırt edebilmesi için bu kavramları titizlikle incelemeleri gerekmektedir. Zira popülaritesi giderek artan bu kavramların kullanılması, işçilerin kafasında gerçek değil, suni ayrımlar yaratıyorsa; yani sınıflar arası mücadelenin üzerine gizemci bir perde çekiyorsa bu kavramların oynadığı rol gericidir.

Oslo, Dolmabahçe vb. konularda AKP kanadıyla kısmi gerilimler yaşamakta olan Fethullahçı devlet fraksiyonu, 2013’teki Gezi İsyanı’nın ardından iktidar blokuna dönük kendi alternatif programını ileri sürdü. Bu program AKP’ye karşı biriken toplumsal öfkeyi sistem içi mevzilere çekmeyi hedefliyordu; kaygı AKP karşıtı olmak değil, işleyen sömürü çarkını kurtarmaktı. Fethullahçılar AKP’siz bir AKP düzeninin veya Erdoğan’sız bir Erdoğan düzeninin mümkün olabileceğinden söz ediyorlardı.

Bu tarihten itibaren Fethullahçı antikomünist klik, yaygın olarak “FETÖ” ismiyle anılır oldu. Aslında FETÖ, on yıllar boyunca kimi ulusalcı odakların bu kesimi tarif ederken kullandıkları bir kısaltmaydı. Erdoğan bunu aldı ve içini, kendi rejiminin çıkarları uyarınca doldurdu. Anlaşılan şu ki örgütün üyelerinin kimler olduğu, dönemsel olarak başkanlık rejiminin ihtiyaçlarına göre değişebiliyor.

FETÖ’ye ek olarak, Davutoğlu’nun başbakanlıktan istifa ettirilmesi sürecinde manifestolarını yayımlayarak ortaya çıkan, radikal Erdoğancı bir çekirdek olan Pelikancılar var. 31 Mart yerel seçimlerinin ardından başlattıkları kara propaganda ile de seslerini bir hayli duyurdular. Bunlar, Türkiye’de A’dan Z’ye her şeyin, sadece ve sadece Erdoğan’ın şahsi istikbali üzerine kurulması gerektiğini savunuyorlar. Bunun için yüksek miktarlarda ücret alıyorlar.

FETÖ ve Pelikan: Peki, bu kelimeler işçiler açısından aslında neyi ifade ediyor? Bu isimlerin ardındaki toplumsal gerçek nedir?

Fethullahçılar, asıl olarak bir Türk kapitalizmi fraksiyonudur. Bu fraksiyon biri ekonomik, biri siyasal olmak üzere iki işlev taşıyordu. Siyasal olarak bu fraksiyon, Türk devlet aygıtının bir yandan vurucu timi rolünü, bir yandan da yargı, yürütme ve benzeri alanlardaki demokratik pürüzleri temizleme rolünü oynuyordu. Komünizme Karşı Mücadele Dernekleri’nden doğan Fethullahçılar, devletin istihbarat birimlerinde kilit rol oynadılar. 15 Temmuz darbe girişimine dek kendilerine ait ekonomik yapılanmaları ve hâkim oldukları, yatırımlarını yaptıkları sektörler vardı. Belli kesimleri zenginleştirmek için çalışıyorlardı.

Pelikancılar da, yine Fethullahçılar gibi devlet içi bir kliktir. Onlar, saray rejiminin Erdoğan’ın şahsında kurulmasını öngören siyasal gericiliğin ve bu rejimin çevresinde kümelenmiş rantçı oligarşinin sözcüleridir. Komplo teorilerine gerek yok; Pelikan, belirli bir egemen blokun iktidar mücadelesinin propaganda ayağıdır.

Bugün Erdoğan, FETÖ tabirini kendine dönük her türden muhalefeti karalamak için kullanıyor. Böylece bu karşıdevrimci güruhun asıl işlevini bulanıklaştırıyor, onun içini boşaltıyor. Muhalefet de Pelikan’a neredeyse kadir-i mutlak bir güç atfediyor. Halbuki Pelikancılar, ancak işçiler kaybettikçe kazanabilir. İşçiler kazandığında, onlar zaten siyaset sahnesinden silineceklerdir. Dahası bu tip kavramların, işçilerin gerçek sınıf düşmanlarının görünür kılınmasını engellemeleri durdurulmalıdır.

Comments are closed, but trackbacks and pingbacks are open.