TÜPRAŞ işçilerinin mücadelesinde önemli aşama

İzmir, Kocaeli, Kırıkkale ve Batman’da 4.300 TÜPRAŞ işçisi, toplu iş sözleşmesi aşamasında kazanılmış hakları geri almaya çalışan Koç Holding’e karşı mücadele ediyor. Koç Holding, yetkili Petrol-İş Sendikası’nın karşısına kendi başına oturmayıp, Kimya Petrol Lastik ve Plastik Sanayii İşverenleri Sendikası KİPLAS’ı çıkarmış durumda. TÜPRAŞ gibi sanayide önemi büyük bir firmada imzalanacak sözleşme tüm sektör, hatta tüm işçi sınıfı için bir ölçüt olacağından, işverenler bütün güçleriyle işçilerin ve sendikanın üzerine yükleniyorlar.

Toplu sözleşme görüşmeleri esas olarak bazı noktalarda kilitlenmiş durumda. Uyuşmazlık maddeleri ücret zammı bir yana, işçilerin yıllardan beri kullanmakta oldukları haklarına ilişkin. İşveren, toplu sözleşme süresini 2 yıldan 3 yıla çıkarmak, vardiya sisteminde ve ücretli mazeret izni hükümlerinde değişiklik yaparak esnek çalışma uygulamasının kapsamını genişletmek istiyor.

İşverenin dayattığı bu değişiklikler, işçilerin hiç de sorumlusu olmadıkları krizin yükünü emekçilere ödetmeye yönelik. TÜPRAŞ’ta işverenin bu dayatmaları kabul ettirmesi, işçi sınıfı üzerine gelen saldırı dalgasının bir parçası. TÜPRAŞ’ta işçilerin ve sendikanın alacağı bir yenilgi, tüm sınıfı olumsuz olarak etkileyecektir.

Sözleşme uyuşmazlığı önce zorunlu arabulucuya gitti ve orada da anlaşma olmadı. Arabulucunun hazırladığı uyuşmazlık raporu da dün bakanlığa iletilecekti. Buna karşılık Sendika 27 Mayıs’a kadar Yüksek Hakem Kurulu’na başvuruda bulunacak. Yani iki haftalık bir süreç söz konusu.

Ama asıl sorun şu ki, TÜPRAŞ’ta grev yasayla yasaklanmış durumda. Yani işçilerin elinde işverene dayatacakları yasal bir “üretimden gelen gücün kullanılması” imkânı yok. İşverenler de bunu fırsat bilerek anlaşmazlığı Yüksek Hakem Kurulu’na taşıyarak dayatmalarını hayata geçirmek çabasındalar. Dolayısıyla geriye yasalarda öngörülmeyen fiili mücadele yöntemleri kalıyor.

Nitekim TÜPRAŞ işçisi ciddi bir seferberlik kararı aldı ve vardiyası biten işçilerle birlikte işyerini terk etmeme eylemi başlattı. Bu son derece önemli bir adım ve tüm işçi sınıfına örnek bir mücadele yöntemi oluşturmakta. İşçi sınıfı haklarını bekleyerek ve hukuki süreçlerin ve patronların insafına bırakarak değil, ancak sınıf mücadelesinin geleneksel militan yöntemlerini uygulamaya koyarak koruyabilir ve yeni haklar kazanabilir.

TÜPRAŞ’ta da zafer, sendika yöneticilerinin maharetine değil, işçilerin azmine ve kararlılığına bağlıdır. Tüm emekçiler ve emek örgütleri TÜPRAŞ işçisinin bu mücadelesini desteklemekle yükümlüdürler. Zira TÜPRAŞ’ta alınacak sonuç, hükümetin yeni yeni karşıdevrimci plan ve programlarla saldırıya geçtiği bir dönemde, işçi sınıfının yakın geleceği üzerinde olumlu veya olumsuz şekilde etkili olacaktır.

Comments are closed, but trackbacks and pingbacks are open.