ODTÜ’nün yanında, Başbakan’ın ve Göktürk’ün karşısında!

18 Aralık günü, Başbakanın katılımıyla ODTÜ’de gerçekleşen Göktürk 2 uydusunun fırlatma töreninde, ODTÜ’lü öğrencilere polisin biber gazı ve tazyikli su sıkmasıyla başlayan olaylar, bugün yalnızca ODTÜ içinde değil bir çok üniversitede öfkeyi ateşlemiş durumda.

ODTÜ’deki polis terörünün hemen ardından Başbakan ve bakanlardan gelen açıklamalar, çıkan olayların öğrencilerin ve akademisyenlerin yüzünden çıktığı ve tüm suçun onlarda olduğu şeklindeydi. Hatta daha sonra 40 kadar üniversitenin rektörleri de buna benzer açıklamalarda bulundu. Binaların öğrenciler tarafından molotoflarla yakıldığı, okulu savaş alanına döndürenin sol görüşlü öğrenciler ve polis arasındaki çatışma olduğu söylendi. Ancak düpedüz yalan olan bu haberlere karşı Türkiye’nin birçok üniversitesinde öğrenciler ve akademisyenler, ODTÜ öğrencilerinin yanında yer alan açıklamalarda bulunup eylemler yaptılar. Galatasaray Üniversitesi, İTÜ, Mimar Sinan Üniversitesi’nde öğrenciler rektörlerin açıklamalarına karşı protesto eylemleri düzenlerken, Ankara’daki üniversitelerden öğrenciler ODTÜ’ye giderek onların yanlarında yer aldılar.

Gerek görüntülerde gerek öğrencilerin ifadelerinde öğrencilerin nasıl pusuya düşürülüp dövüldüğünü, içeriye atılan gaz bombalarının etkisiyle binalarda yangın çıktığını, hatta polisin attığı gaz bombası kafasına isabet eden Barış Barışık’ın halini biliyoruz. Yaşananların polis terörü olduğu tartışılmazdır. Ancak buna rağmen hala öğrenciler ‘bilime karşı olmak’la, ‘her şeyi şiddetle çözmek istemek’le suçlanıyor. Rektörlerin: “Türkiye Cumhuriyeti’nin uzay bilimleri ve teknolojileri alanında göstermiş olduğu bu tarihi başarı, ne yazık ki ODTÜ yerleşkesinde bazı öğrencilerin şiddet eylemleriyle gölgelenmeye çalışılmıştır.” şeklindeki beyanları bakış açılarını en güzel şekilde özetlemiştir.

Peki soruyoruz; T.C.’nin uzay bilimleri alanındaki başarısı nedir ve bununla ne amaçlanmıştır? Başarı, Göktürk 2 keşif uydusu; Hava Kuvvetleri Komutanlığının ihtiyacı üzerine TÜBİTAK ve TUSAŞ tarafından geliştirilen, dünyanın her yerinden yüksek çözünürlüklü görüntüleri Hava Kuvvetlerine aktaracak ve ‘Türkiye’nin dünya üzerindeki gözü’ olacak bir uydu. Amacı ise “Her türlü araç ne yöne gidiyor, neler yapıyor bilinecek.”, “Kandil gözükecek, Mehmetçik vuracak!” “Türkiye savunmasız kalmayacak.” şeklinde manşetler ve yorumlarla çok sayıda gazetede dillendirildi!

Oysa görüldüğü gibi bu ‘tarihsel başarı’ bir silahtan başka hiçbir şey değil. Tek amacı savaşta avantaj sağlamak, az kayıp vererek çok insan öldürmek ve ‘düşmanlarımızdan’ haberdar olmak olan bu silah, bilimin gelişmişliğinin ve Türkiye’nin bilimdeki başarısının bir kanıtı gibi anlatılıyor. Hükümet kendi silah açılışında çıkan olaylarda, öğrencileri silahlarla -sapanlar, Molotof kokteylleri vb.- saldırmakla suçluyor. Hem de kendi silahını bir başarıymış, bir gurur kaynağıymış gibi anlatırken! Hükümet sözcüleri ve ona yakın medya, öğrenci eylemlerini ve direnişlerini yerden yere vururken, söz konusu Göktürk 2 olduğunda büyük bir gururla Türkiye’nin başarısından, bilimin gelişmesinden ve yapılan bu uydunun ‘önemini’ anlatmakla bitiremiyorlar. Eğitimin ve bilimin daha iyi olması için düşünceleri olaysız bir şekilde açıklanması gerektiğini söyleyenler eğitimin ve bilimin silah yapımında kullanılmasında hem fikir olabiliyorlar.

Ayrıca eylemlilikleri savunan kimseler de öğrencilerin “uyduya değil başbakana” karşı olduğunu söyleyerek bu bilimsel başarıyı desteklediklerini de dile getirdi. Öte yandan eylemlere karşı olan bazı kesimler ise “Başbakana değil uyduya karşılar bunlar diyerek” öğrencileri eleştirdi.

Gerçekten de eylemliliklerde Başbakan’a ve AKP hükümetine karşı sloganlar eylemde ağırlık kazandı. Uygulanan polis terörüyle Göktürk 2 adına pek bir şey söylenemedi, ancak çok açık ki, Erdoğan’a karşı olmak kadar onun Göktürk tipi uydu-silahlarına ve bunlara ayrılan bütçeye de karşı olmak durumundayız. Bizler Erdoğan’ın kirli savaşına değil eğitime bütçe ayrılmasını istiyoruz.

Ancak Başbakan tam tersine Yeni YÖK Taslağı gibi kamusal eğitimden bütçeyi tamamen çekmesini ve üniversiterle şirketlerin iç içe geçmesini öngören yeni planların peşinde. Hükümet üniversiteleri bizzat neoliberal uygulamalara hizmet edecek, dönemin emperyalist çıkarları ve sermayenin ihtiyaçları kadar ‘bilim’ üreten yerler olarak yeniden kurgulamak hedefindedir.

Üniversiteleri Göktürk 2 gibi birçok silahın yapılacağı bir yer olarak görmek istemektedir, hem de kendi ellerimiz tarafından!

Dolayısıyla, itirazımız Başbakan’ın ve hükümetin neoliberal politikalarına, üniversite tahayyülüne yöneliktir. Bizler tam da bu noktada, ODTÜ’lü arkadaşlarımızla dayanışma içinde, okullardaki polislere, Göktürk 2’ye, YÖK Yasa Taslağı’na karşıyız. Bizler nitelikli, eşit ve anadilde eğitimin yapıldığı, öğrencilerin ve çalışanların söz yetki karar mekanizmalarında olduğu, kapıları tüm emekçilere açık özgür üniversiteler istiyor ve bunun için mücadele ediyoruz.

Comments are closed, but trackbacks and pingbacks are open.