Köz ateş topuna dönüşecektir

Şimdiye kadarki bütün toplumların tarihi, sınıf savaşımları tarihidir.

– Karl Marx ve Friedrich Engels.

Manisa Organize Sanayi Bölgesinde çalışan bir işçi olarak başta Manisa işçileri olmak üzere işçi sınıfının örgütlenme sorunu üzerine bir yazı kaleme almak istedim.

Biz işçiler tarihten bu yana emek-sermaye çelişkisini farkında olarak ve olmadan birçok kez konuşur ve ne yapılması gerektiğini yer yer tartışırız. Kimimiz sendika söylemleriyle, kimimiz şef amir diye tabir ettiğimiz işveren temsilcilerinden medet umarak yaşam koşullarımızın bir nebze iyileştirmesini düşünürüz. Oysa ki, biz işçiler değil miydik 1871 yılında Paris’te 3 ay boyunca devlet kontrolünü ele alan? Ekim 1917’de Çarlık Rusyası’nı yıkıp Sovyetleri kuran?.. Gücümüzün birliğimizden geldiğini her zaman söyler ve yapamayız. Sermaye sınıfının bizleri Türk-Kürt, Alevi-Sünni, Fenerbahçeli-Galatasaraylı gibi daha yüzlerce parçaya bölmesi tesadüfün değil korkularının göstergesidir. Çünkü onlar, biz işçiler birlik olduğumuz gün demiri çelikle döveceğimizin farkındalar.

İşçi sınıfının başlıca sorunlarından biri olan örgütlenme sorununun temeli sermaye sınıfının böl-parçala uygulamasından ziyade, öncü işçilerin işçi ile kucaklaşamamasıdır!

İşçi sınıfı geçmiş deneyimlerden kendisine bir kurtarıcının gelmeyeceğini ve kurtarıcının kendisi olduğunun farkında olması gerektiğini her alanda söylemeli ve işçinin en mutlu gününde ve en zor gününde et ile tırnak olmaktan geri durmamamız gerektiğini bilmeliyiz. Öncülerin işçilere ihtiyacı olduğu kadar işçinin de öncüsüne ihtiyacı olduğu kaçınılmaz bir gerçekliktir. Bugünler de gerçekleşen ekonomik kriz aslında faturanın her zaman olduğu gibi işçilere kesileceği, bunun tüm toplumun bilinçaltına işlendiğini bu dönemde işçi sınıfının közleşmiş öfkesinin öncünün işçiyle kucaklaştığı gün alev topuna dönüşeceği kaçınılmaz bir gerçekliktir.

Sözlerimi Cemal Süreya’nın şiirinden bir alıntıyla sonlandırıyorum.

..biz şimdi alçak sesle konuşuyoruz ya
sessizce birleşip sessizce ayrılıyoruz ya
anamız çay demliyor ya güzel günlere
sevgilimizse çiçekler koyuyor ya bardağa
sabahları işimize gidiyoruz ya sessiz sedasız
bu, böyle gidecek demek değil bu işler
biz şimdi yan yana geliyoruz ve çoğalıyoruz
ama bir ağızdan tutturduğumuz gün hürlüğün havasını
işte o gün sizi tanrılar bile kurtaramaz.

A. Resul

Comments are closed, but trackbacks and pingbacks are open.