Tasarruf zamanı mı?

“O zaman tasarruf edeceğiz. Ne kadarsa! Bir kuruş, bir lira… Herkes kesesine göre tasarruf edecek. Yatırım yapılacak ve bu ülke kalkınacak. Bir sene, iki sene, üç sene yeni pantolon yeni bluz giymezsen, hiçbir şey olmaz. Az yersen de hiçbir şey olmaz…”

İktidarın dili gibi değil mi? Ama hayır, bu sözler CHP’li bir belediye başkanına ait…
Aslında kime ait olduğunun çok da önemi yok. Ekonomik çıkarları mevzubahis olduğunda bu cümleyi kurabilecek birçok siyasetçi ve iş insanı var.

Ülkedeki birlik ve dayanışmanın harcı olarak fedakârlık çağrısında bulunanlar daima çıkar. Ve bu çağrının muhatabı daima emekçilerdir.

Hatırlarsınız, asgari ücret tespit döneminde de dönemin çalışma bakanı yine “fedakârlık” diye seslenmişti emekçilere… Sonucu, dört kişilik bir ailenin açlık sınırının 1606 TL olduğu aralık ayında emekçileri 1603 TL’ye razı etmek oldu.

Yazarın diğer yazıları

Aradan geçen 8 ayda ise Türk lirası dolar karşısında yüzde 37’nin üzerinde değer kaybetti. “Dolardan bize ne ki” diyenler ise yeni zamlarla fiyatlarını dolara göre güncellemeye başladılar… Temmuz verilerine göre mutfak enflasyonu ise geçen yıla göre yüzde 16 arttı. Üstelik ağustos zamları buna henüz yansımış değil…
Hani şimdi “az yersen bir şey olmaz” deniyor ya… Emekçi ailelerin sofrasındaki ekmek zaten her geçen ay küçüldü ve küçülmeye devam ediyor.

Üstelik 5 milyon 707 bin’e ulaşan işsizlik karşısında bu ekmekten toptan olma korkusu da var.

Kriz karşısında emekçilere “az yiyin” diyerek tasarruf öğüdü veren bir zihniyete karşı aynı şeyi söylemek hakkımız… Hele bu zihniyet kendine ana muhalefet partisi içinde bile yer bulabiliyorsa, emekçilerin ekmeklerine sahip çıkma vakti çoktan gelmiş de geçiyor.
Bugün krizi emekçilerin üzerine yıkan çözümler değil, onları kriz karşısında koruyan tedbirler geliştirmek gerekiyor. Bunun için de öncelikle asgari ücretin insanca yaşayacak bir düzeye çıkarılması ve her üç ayda bir enflasyon oranında iyileştirilmesi gerekiyor.

Yoksulluğun etkilerini azaltabilmek için parasız eğitim, sağlık, ulaşım hizmetlerinin sağlanabilmesi gerekiyor. Artacağı öngörülen işsizliğe karşı işten çıkarmaların yasaklanması, kamu istihdamının artırılması gerekiyor.

Özetle, tasarruftan ziyade; eriyen kârları değil, iyileşen yaşam koşullarını odağına alan, emekten yana bir ekonomik program tasavvuru gerekiyor.

Comments are closed, but trackbacks and pingbacks are open.