ÖTV/KDV indirimi kimin işine yarıyor?

Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak’ın Kasım ayı başındaki açıklamasıyla, 1 Kasım’dan 31 Aralık’a kadar bazı mallarda özel tüketim vergisi (ÖTV) ve katma değer vergisi (KDV) oranlarının indirildiğini öğrendik. Bu haber, yükselen enflasyona karşı zor duruma düşen bizlere bir yardım eliymiş gibi sunuldu. Gelin görün ki, haberin içeriğine bakınca durum pek de öyle değil.

“Enflasyonla topyekûn mücadele” diye çıkılan yolda, “topyekûn” kısmı iki anlamda da yerini bulamıyor. İndirim, ne tüm temel ihtiyaçlar üzerinde uygulanıyor ne de tüm emekçilerin işine yarıyor. Bu indirimler sadece konut, otomobil, ticari araç, beyaz eşya ve mobilyada yapıldı. Bir başka deyişle, bu indirimlerin sizi sevindirmesi için hâlihazırda ev veya araba alacak rahatlıkta olmanız gerekiyor. Ocak ayından bu yana elektrikte yapılmış olan yüzde ellilik ve doğalgazdaki yüzde otuzluk zamlar ise olduğu yerde duruyor. Neredeyse her gün almak zorunda kaldığımız gıda maddeleri ve temizlik malzemeleri fiyatlarındaki artışı ise takip edemeyecek duruma geldik. “Enflasyonla topyekûn mücadele” adı altında, her gün enflasyona karşı boğuşanlara değil, tehlikeye giren inşaat ve otomotiv sektörlerine yardım eli uzatılıyor.

Dairelerini satamadıkları gri beton binalarla yaşam alanlarımızı dolduran inşaat sektörünün ve borç yapılandırması için banka banka dolaşan otomotiv patronlarının yardım çağrısına, sanki bizlere bir iyilik yapılıyormuşçasına cevap veriliyor.

Üstelik, yalnızca yıl sonuna kadar uygulanacak olan bu yöntem, ülke ekonomisinin sırtını dayamış olduğu bu sektörlerin değirmenine taşıma su getirmekten başka bir işe yaramayacak. Hükümet, bu sektörlerin patronlarının iflasın eşiğine gelmesi nedeniyle paniklemiş durumda ve bu iflasların sonucu olabilecek bir krizin yerel seçimlerden önce ortaya çıkmaması için ÖTV/KDV indirimi gibi geçici çözümler üretiyor.

Gerçekten adına uygun olarak enflasyonla “topyekûn” mücadele yapılacaksa, patronların kâr düşüşü endişeleri ya da iflas korkularından önce; maaşını elektriğe, doğalgaza, gıdaya yettiremeyen emekçi düşünülmelidir.

Ekonomik krizden kurtulmak ise üç aylık ÖTV/KDV indirimi ve belli sektörleri kurtarma çabasıyla değil; devletin bu sektörlere kamulaştırma gibi müdahaleleriyle mümkün olabilir.

Ekonomik krizin kapıya dayandığı bugünde dahi, toplumun yüzde birini bile oluşturmayan patronlar kesimini düşünen ve bunu bize bir lütuf olarak sunan bu anlayışa karşı, işçiler ve emekçiler olarak krizin faturasını bizim ödemeyeceğimizi bıkmadan tekrarlamalıyız.

Yorumlar kapalı, ancak trackbacks Ve pingback'ler açık.