2019 bütçesi: Kaynak bol, bölüşmek yok!

2019 bütçesi geçtiğimiz günlerde bütçe komisyonu üyesi Garo Paylan’ın deyişiyle “virgülü bile değişmeden” kabul edildi. Mecliste en yoğun tartışmalara sahne olması gereken bütçe görüşmeleri, ne bakanların ne milletvekillerinin gerektiği gibi katıldığı bir tiyatrodan ibaret kaldı. Oysa, bu ülkenin işçi ve emekçilerinin vergileriyle oluşturulan bütçenin nereye, nasıl ve ne kadar harcanacağının karar altına alındığı 2019 bütçe yasası görüşmeleri, önümüzdeki yıl karşılaşacağımız iktisadi ve siyasi tabloya ilişkin çok önemli veriler sunuyor.

Tek Adam Rejimi’nin işleyişine ilişkin tablo oldukça açık… Yasanın 14. maddesi şöyle: “Bu Kanunda ve diğer kanunlarda Cumhurbaşkanına veya Cumhurbaşkanlığına bütçenin uygulanmasına yönelik verilen yetkilerin kullanımı ve devrine ilişkin hususlar Cumhurbaşkanı tarafından belirlenir.” 16. maddenin birinci fıkrası ise, “Bu kanunu Cumhurbaşkanı yürütür.” şeklinde kabul edildi. Yani Cumhurbaşkanı, hem yasayı hazırlayan, hem uygulayan ve hem de “gerekli gördüğü şekilde” bütçenin çeşitli kalemlerinde artırımlara ya da kesintilere gidebilecek.

Bunun en görünür sonucu ise kuşkusuz önümüzdeki yerel seçimlerde gündeme gelecek. Belediyelerin bütçeleri üzerinde sınırsız ve denetimsiz bir tasarrufa sahip olan Cumhurbaşkanı, istediği takdirde herhangi bir belediyenin bütçesinde kesintiye giderek o belediyeyi işlemez hale getirebilecek. Dolayısıyla, Erdoğan’a minnet etmeyen herhangi bir belediyenin ayakta kalması mümkün olmayacak. Tek Adam Rejimi’nin yerellere doğru genişlemesi, önümüzdeki dönemde seçmen iradesinin hiçe sayılarak atanacak kayyumları ya da iflas eden belediyeleri kaçınılmaz bir şekilde gündeme getirecek.

Yazarın diğer yazıları

Bütçenin ana gelir kalemini oluşturan dolaylı vergilerden beklenen gelir 147 milyar TL iken kurumlar vergisi 67 milyar TL düzeyinde. Yani, önümüzdeki yıl işçi ve emekçiler patronlara oranla 2 kat fazla vergi ödeyecek. Peki, 2019 bütçesinin ana dayanağı olan işçi ve emekçilerin payına ne düşecek? Bir bakalım: Cumhurbaşkanlığı’nın 3 milyar, MİT’in 2 milyar, Diyanet İşleri Başkanlığı’nın 10,5 milyar TL pay aldığı bütçede eğitime ayrılan pay geçtiğimiz yıla oranla yüzde 50, sağlığa ayrılan pay ise yüzde 40 oranında azalıyor. Milli Savunma Bakanlığı, İçişleri Bakanlığı ve Emniyet Genel Müdürlüğü’nün ise bütçeden aldığı pay toplamda 89 milyar TL’ye ulaşıyor!

Konu asgari ücret olduğunda “kaynak yok” diyenler kendi maaşlarına yüzde 26 zam yaparken, öğrencilerin burslarına yüzde 6 zam yapılıyor. Oysa, sadece yazlık saray inşaatından vazgeçilse tüm öğrencilerin burslarına yüzde 30 zam yapılabilir. Üretici fiyatlarındaki artış oranı yüzde 50’ye dayandı ancak tarım destekleri sadece yüzde 10 artıyor. Bunun yanında, şehir hastanelerine hasta garantisi, otoyol ve köprülere araç garantisi verildiği için 2019 yılında cebimizden tam 12 milyar TL ödeme yapacağız! Erdoğan her fırsatta faiz lobisine karşı olduğunu belirtmekten geri durmuyor; oysa bizzat Cumhurbaşkanı’nın hazırladığı bütçede faiz harcamaları bir önceki yıla oranla 2 katına çıkmış durumda. Son bir örnek olarak, Sadece S-400 füzelerinin alımından vazgeçilse, 200 bin öğretmenin ataması yapılabilir.

Hükümet, 2019 yılı için iyimser bir tahminle 1 milyon kişinin işsiz kalacağını öngörmüş durumda. İşsizlik fonunda biriken 150 milyar TL’nin sadece 6 milyarı işsizlere verilecek. Bu paranın bir kısmının patronlara verilen istihdam desteği olduğu düşünülürse, doğrudan bizim maaşlarımızdan alınan kesintilerle oluşturulan işsizlik fonu üzerinde işçi ve emekçilerin hiçbir tasarrufu bulunmadığını söylemek yanlış olmaz.

Kısacası, 2019 bütçesi Tek Adam Rejimi’nin siyasi tercihlerini açık bir şekilde yansıtıyor. Milyarlarca liralık harcama yapma yetkisi elinde olan Tek Adam Rejimi, işsizlik fonunun işçi ve emekçilere dağıtılmasını değil grevleri yasaklamayı; yeni işsizler yaratmayı; herkes için ücretsiz, kaliteli, erişebilir eğitim ve sağlık sistemi yaratmayı değil rantçılara para dağıtmayı; milyonlarca insan açken silah satın almayı ve üretmeyi uygun görüyor. Bunu biz söylemiyoruz. Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin kabul ettiği yasada yazıyor! Yani kaynak bol, bölüşmek isteyen yok!