Hep aynı hikâye: Akademide “önlenemeyen” şiddet

Ceren Damar’ın başına gelenler Türkiye’de uzun süredir kemikleşmiş bir sorunun göstergesi aslında. Birçok asistanın başına benzer şeyler gelmiştir. 2012’de yüksek lisans yaptığım sırada Bilkent Üniversitesi, Uluslararası İlişkiler bölümünde gözetmen olarak girdiğim bir sınavda kopya çekmesini engellemeye çalıştığım öğrenci yumruğunu masaya vurarak beni tehdit etti. Sınav sonunda onunla otoparka inene kadar sınıfı terk etmeyeceğini, gerekirse beni sınıfta döveceğini söyledi. Güvenliği çağırdım ama sınıfa girmelerinin yasak olduğunu söylediler. Dersin hocasına gittim, “Boş ver, çok acil çıkmam gerekiyor” dedi ve kayboldu. Ardından bölüm sekreterliğine gittim “Sınıfa geri dönme o zaman” dediler. Sekreterimiz öğrencinin zengin ve sorunlu olduğunu, bu dönem mezun olmak üzere olduğu için üstüne gitmemem gerektiğini söyledi. Öğrenci hakkında yazdığım tutanak kayıtlara geçirilmediği gibi, şikâyet dilekçemi gören çok sevgili bölüm başkanımız beni odasına çağırarak bu sürecin sonunda asıl zarar görecek kişinin ben olabileceğimi, öğrencinin arkadaşlarını şahit göstererek beni suçlu çıkarabileceğini söyleyerek şikâyetimi kabul etmedi. Daha sonra öğrendim ki tüzüğe göre dersin hocasının sınavlarda salonda bulunması gerekiyormuş. Yani şikâyet etseydim zarar görecek kişi hocaymış. Kendisini de çok severim. Bu işler Türkiye’de maalesef böyle. Sorumluluk verilen akademik kadrolara yetki ve cesaret verilmiyor. Okulların kaygıları ise çok başka. Koca koca üniversiteler, “zengin ve sorunlu” öğrenciler tarafından bastırılıyor, ülkedeki birçok diğer kurum gibi.

Sonuç olarak bana sürekli görev yazılmasına rağmen bir daha hiçbir sınava gözetmen olarak girmedim. Okul ilk başta biraz mırın kırın etti ama sonra sus payı olarak göz yumdular, zengin ve sorunlu değildim ama haklı ve mezun olmak üzereydim.

İşin korkunç tarafı ise, Ceren’i katleden öğrenci eğer bu sınavda sorun yaşamasaydı mezun olacak; belki birkaç kopya, tehdit ve bastırma denemesinden sonra hakim ve savcı olabilecekti.

Halbuki akademinin içi bu kadar boşaltılmış olmasa; sınavların ciddiyeti, kurumların saygınlığı ve bağımsızlığı olsa, akademinin temel kaygısı para olmasa; kopyanın, fikri eser çalmanın gerçek bir yaptırımı olsa belki de Ceren bugün hayatta olacaktı.

Yorumlar kapalı, ancak trackbacks Ve pingback'ler açık.