İspanya: Endülüs seçimleri bize ne anlatıyor?

“Kısmi reformlar ve yamalar bir işe yaramayacak. Zira tarihsel gelişme, yalnızca kitlelerin doğrudan mücadelesinin gerici engelleri ortadan kaldırıp yeni bir düzenin temellerini atabileceği o belirleyici aşamalardan birine ulaşmış durumda. Üretim araçları üzerindeki özel mülkiyetin ortadan kaldırılması, planlı ekonominin; yani aklın, önce ulusal ve ardından dünya ölçeğinde insan ilişkileri alanında uygulanmasının ilk önkoşuludur…”

Leon Troçki – Günümüzde Marksizm

İspanya’nın Endülüs özerk bölgesinde geçen ay düzenlenen yerel seçimler çarpıcı sonuçlar ortaya koydu.

Zira son derece düşük katılım (%58,65) yaşanan seçimin sonuçları, bir yandan söz konusu bölgeyi 36 yıl aralıksız olarak yönetmiş olan İspanyol Sosyalist İşçi Partisi’nin (PSOE) tarihsel bir yenilgiye uğradığını ortaya koyarken, diğer yandan Franco diktatörlüğünün çöküşünden 43 yıl sonra, faşizmin ilk kez geleneksel merkez sağ partinin bir dekoru olmaya ihtiyaç duymaksızın kendi üniformasıyla siyaset sahnesine zuhur etmesine vesile oldu.

İspanya’da bu zamana kadar muhafazakar sağ görüşün tek siyasi temsilcisi olan Halk Partisi’nin (PP) eski üyesi Santiago Abascal’ın liderliğini yaptığı aşırı sağ görüşlü Vox partisi, 108 koltuklu Endülüs meclisinde 12 koltuk kazandı ve oyların yaklaşık %11’ini elde etti (400 bin oy). Aynı oluşum, 2015 seçimlerinde %0,46 oy almış ve meclise girememişti.

PSOE, hâlâ 33 koltuk ve oyların %28’i ile en büyük parti olsa da 47 koltuktan ve oyların %35,4’ünden bu noktaya gerilediği hatırda tutulmalı. Öte yandan, PSOE’nin 33 koltuğu, solcu Unidos Podemos’un (Birlikte Yapabiliriz) seçim cephesi Adelante Andalucía’nın (Endülüs İleri) 20’den 17’ye gerileyen koltuğu ile mutlak çoğunluk için gerekli 55 koltuğa ulaşmasını engelledi.

Aslına bakılırsa çarşambanın gelişi perşembeden belliydi. PSOE’li başbakan Pedro Sanchez’in sağcı Rajoy hükümeti tarafından hazırlanan ve temel olarak kamu hizmetlerinde büyük kesintiler içeren “2018 kemer sıkma bütçesini” aynen uygulayacağını ortaya koyması, neoliberal politikaların yol açtığı geniş işsizlik ve sefalet koşulları nedeniyle büyük bir toplumsal öfkeye neden olmuştu.

Seçimlerin galibi PP’nin ve Vox’un da dahil olduğu 59 sandalyeli sağ ve aşırı sağ oldu dersek yanılmış olmayız.

Gerçek şu ki, İspanya’nın 2008-2014 arasında yaşadığı ekonomik kriz, Franco dönemi sonrası İspanya’nın demokrasi tarihindeki iki partililiğe dayalı “istikrarın” tabutuna son çiviyi de çakmış oldu.

PP’nin sağı, PSOE’nin de solu temsil ederek ülke siyasetinde kurduğu hegemonya, bir süre sonra, sistem karşıtı sol görüşlü Podemos (Yapabiliriz) ve liberal, merkez sağa alternatif olarak Ciudadanos (Vatandaşlar) partilerinin çıkışıyla ortadan kalkmış oldu.

Vox partisinin başarısı, şimdiye kadar PP’nin topladığı sağın oylarının da bölünmesi ve İspanya’nın uzun bir süre azınlık hükümetleri veya koalisyonlarla yönetilme ihtimalini ortaya koyuyor. Dahası bu başarı, İspanya’dan ayrılmak isteyen Katalonya‘daki bağımsızlık yanlısı girişimler, ekonomik kriz, düzensiz göçmen akımı ve Avrupa’da büyüyen aşırı sağ hareketlerin varlığını sömürmeye dayanıyor. Asıl tehlike tam da bu noktada.

Yorumlar kapalı, ancak trackbacks Ve pingback'ler açık.