İzban işçisinden mesajınız var!

Türk-İş’e bağlı Demiryol-İş’te örgütlü, 136 km hat üzerinde görev yapan 343 İZBAN işçisinin 10 Aralık’ta çıktıkları grev birinci ayına yaklaşırken mücadele aynı karalılıkla sürüyor. Toplu iş sözleşmesi sürecinde işçilerin “%34 zam ve sosyal haklar” talebi olmuştu. Resmi Gazete’de Erdoğan’ın imzasıyla yayınlanan karara göre grev 60 gün ertelendi. Kararda grevin “şehir içi toplu taşıma hizmetlerini bozucu nitelikte” olduğu öne sürüldü.

İşçiler cephesinde istenilen oran ve ek düzenlemeler belirgin iken TCDD ve İzmir Büyükşehir Belediyesi ortaklığındaki işveren cephesinde oranlar ve ithamlar arada gülünç olacak şekilde belirsiz. Süreç içerisinde %19-20-22-26 gibi rakamlar telaffuz edildi, bu esnada da Aziz Kocaoğlu başta olmak üzere Belediye ve bağlantılı olunan parti CHP cenahından işçilere bol bol “AKP’nin ekmeğine yağ sürüyorsunuz..” “Bu bize oynanan bir oyun…” şeklinde suçlamalar geldi. (Anladığımız kadarıyla Kocaoğlu veya başka bir CHP’li siyasetçi, suçlayacak başka bir lobi bulamamış gibi; kara propagandada da bir miktar tecrübe istiyor demek ki…)

Sürecin geçmişini merak eden okurlar Gazete Nisan’ın 11. sayısında çıkan “İZBAN’da grev kararlılıkla devam ediyor” yazısına bir göz atabilirler.

Gazete Nisan olarak 28. gününde direnişteki işçilere destek ve onlarla dayanışma amaçlı bir ziyarette bulunduk. Rahatsız oldukları konuları sorduk, destek sözümüzü yineledik. Bu esnada da Nisan’ı işçiler ile buluşturmuş olduk. Siz okurlarımıza olan mesajlarını toparlayıp size sunuyoruz.

CHP’li belediye baskı uyguluyor

Girişte de bahsettiğimiz üzere işveren ortaklarından Belediye kanadı ve bu kanadın sözcüsü konumunda olan Kocaoğlu süreç içerisinde işçilere İzmir halkı üzerinden baskı kurmaya yönelik bir dil ve söylem ile hareket etti. Diğer ortak TCDD ve hükümet kanadı ise ortamdaki algı durumundan memnun ki, ölü sessizliğinde kalmaya devam ediyor.

İşçiler özellikle sosyal medya üzerinden oluşturulan bu algının doğru olmadığı ancak halk üzerinde bir taban bulduğu fikrinde. Grev esnasında süreci sadece CHP ve Belediye tarafından dinleyenlerin sözel tepkilerine maruz kaldıklarını belirtiyorlar.

Sürecin işveren partileri arasında bir mücadele gibi gösterilmeye çalışılmasına karşın olayın tamamen İZBAN işçisinin haklarını alamaması olduğunu tekrarladılar.

Kendisi de daha öncesinde benzer süreçten geçmiş İDP’li bir işçi yoldaşımızın paylaşımları ile dertlerimizin ortak olduğu ve siyasetimizin ortak olması gerektiği noktasında düşünce birliğine vardık.

Süreç ile ilgili soruları olan tüm okur ve dostlarımıza çağrımız, gerçekleri Alsancak İZBAN noktasında halihazırda bulunan işçilerden birinci elden dinlemeleri olacak.

İşçi sınıfının politikası tektir

Grevdeki işçiler sürecin işçiler arasında oylama ile belirlendiği ve bu işçiler arasında CHP-AKP-MHP destekçisi işçilerin de olduğunu belirtiyor. Dolayısıyla, sürecin buradan okunmasının imkânsızlığına dikkat çekiyorlar.

“CHP’yi zor duruma sokma” niyetinde bir iş olsa işyerindeki CHP’li işçilerin greve çıkmayacağı ve sürece karşı duracağını ancak sorunun işçilerin geçim derdi olduğu, bu nedenle de kararlarının 343 işçinin fikri birliği ile olduğu konusunda ısrarcılar.
Bizim gözlemlediğimiz kadarıyla işçiler gündelik siyasette şu ana kadar ne düşünmüş veya düşünüyor olsalar da grev esnasında isteklerinin geçinme derdi, diğer bir deyişle sınıf sorunları olduğu konusunda netler.

Sendikal desteğin temsilde kalması

İşçilerin ilettiği son sıkıntı ise desteğini ileten sendikaların yanında, kendi söylemleriyle, bir işçi bile olmaması konusu. Destek veren tüm sendikalara ve STK’lara teşekkürlerini iletmek ile beraber İZBAN işçisi olarak söz konusu platformların işçi ve emekçilerinin desteğini birinci elden hissetmenin daha anlamlı ve daha enerji verici olacağı şeklinde idi.

Biz de bu noktada gelecek ve daha toplu destek ziyaretleri sözümüzü onlara tekrarlamış olduk.

Buluşmamızı grev alanı önünde işçiler ile ortak attığımız “İZBAN işçisi yalnız değildir” sloganları ile sonlandırmış olduk.