Görülmeyeni görmek!

Denizin hemen birkaç metre altı, beyaz kumun, Güneş’in mavi ışınlarıyla buluştuğu bir yeri hayal edin… Maalesef o çok beklediğimiz yaz tatili öncesinde size ölmeden önce yüzülecek 10 yeri anlatmayacağım. Palyaço balıklarına, hemen kumların üzerindeki hindistan cevizini korunaklı bir yere taşıyıp, eşi için korunaklı yumurtlama yeri yapmak isteyen müstakbel baba adayına konuk oluyoruz. Fakat bunu tek başına gerçekleştiremiyor, çünkü hindistan cevizi büyük ve ağır. Bunu gören diğer palyaço balıkları, bu baba adayına yardım ediyor, hem de doğrudan hiçbir çıkar beklemeden. Bunun elbette evrimsel bir açıklaması var ve daha sonraki yazılarda buna değineceğim.

Gelelim, asıl gündemimize: karadeliğin görüntülenmesi! Biz insanlar için son zamanlarda bilimsel olarak başardığımız en yüksek ortak çalışmanın sonucu. Bu neden bu kadar önemli? Yaklaşık 55 milyon ışık yılı uzaklıkta, evrenin belki de en görkemli olayını, 20 yıllık çalışmanın sonunda resmedebildik. Bu uzayı keşfimiz için küçük, biz insanlık için önemli bir adım. Bu keşfin iki önemli noktası var. İlki, Einstein’ın yaklaşık 100 yıl önce formüle ettiği genel görelilik kuramının doğrulanması. Diğeri de, bunu gerçekleştiren ekip. Farklı kıtalara yayılmış 8 radyo teleskobunu, yaklaşık 200 bilim insanı evrenin karanlığını görmek için ortaklaşa kullandılar. Eğer hayalini kurduğumuz o rekabet* olsa, uzaya çoktan yayılmış, diğer galaksilere nasıl ulaşabileceğimizi konuşuyor olacaktık.

Denizin dibinden evrenin en karanlık noktasına, yaşam bize birlikte başarabileceğimizi gösteriyor. Buna sırt çevirmek yerine, geleceği şimdiden görebiliriz ve bunun ilk adımı elimizdeki zincirleri kırmakla başlayabilir: Yaşasın 1 Mayıs!

Comments are closed, but trackbacks and pingbacks are open.