Cezayir’de halk eski rejimin tamamen tasfiyesini istiyor!

Cumhurbaşkanı Abdülaziz Buteflika’nın yoğun halk protestoları sonucu 2 Nisan’da istifa ettiği Cezayir’de, açlık ve sefaletin hüküm sürdüğü dikta rejiminin sonlanması talebi doğrultusunda seferberlikler devam ediyor. Buteflika sonrasında geçici cumhurbaşkanı olarak atanan Millet Komisyonu Başkanı Abdülkadir bin Salih 4 Temmuz’da seçimlere gidileceğini açıklamıştı. Ancak muhalefet ve kitleler, “Buteflika temsilcilerinin aday olduğu bir seçimin adil olamayacağı” gerekçesi ile bu karara yönelik boykot çağrısı yapmıştı. Zira bin Salih’in kariyeri boyunca Buteflika’nın “adamı” yönündeki imajı, aynı rejimin temsilcisi olduğu suçlaması, halkın Salih’in cumhurbaşkanlığını vetosuna yol açtı.

Cezayir’de her hafta özellikle Cuma günleri yüz binlerce kişinin katılımıyla kitlesel protestolar devam ederken, yönetim seçim takviminin işlediğinde ısrar etti. Ancak Haziran başında adaylık başvurularına ilişkin süre dolarken, boykot çağrılarının gölgesinde, aday adaylarından hiç kimse başvurusunu tamamlamadı. Bu nedenle Anayasa Konseyi, eski başkan Buteflika’nın sadık takipçisi Abdülkadir bin Salih’in geçici görev süresini uzatarak 4 Temmuz seçimlerini erteledi.

Bu esnada, Genelkurmay Başkanı General Ahmed Kayid Salah, seferberlikleri bastırma yönündeki politikasını sürdürüyor, eylemcilere zulmetmeye devam ediyor. Bir yandan Buteflika döneminde adı yolsuzluk iddialarına karışmış çok sayıda iş adamı, bürokrat ve siyasetçi, haklarında açılan yolsuzluk soruşturmaları kapsamında ifade verirken, bir yandan da ordu aracılığı ile rejim karşıtı aktivistler tutuklanıyor. 9 Mayıs’ta, Cezayir Emekçileri Partisi’nin yöneticisi Luisa Hanun, başka yöneticilerle birlikte, “ordunun otoritesine saldırı ve devlete karşı komplo” suçlamasıyla askeri mahkeme tarafından tutuklandı. General Salah’ın askeri devleti tarafından demokratik özgürlüklere yönelik gerçekleştirilen korkunç bir saldırı bu.

Buna karşın, kitleler geçici Cumhurbaşkanı bin Salih ve Başbakan Nureddin Bedevi’yi de eski rejimin bir parçası olarak görüyor. Ordu protestolarda etnik azınlık bayraklarının taşınmasını yasaklarken, kitleler protestolarda “hepimiz kardeşiz” diyerek ülkedeki nüfusun dörtte birini temsil eden Amazigh bayraklarını taşıyor ve bu nedenle polisin saldırısına maruz kalıyor. Kitlelerin protestolardaki temel sloganları “Hırsızlar ülkemizi mahvettiniz” ve “Cezayir özgür ve demokratik bir ülkedir”.

Bu süreçte Cezayir’deki 76 dernek ve 20 sendika tarafından “Siyasi Krizden Çıkmak İçin Sivil Toplum Güçleri Girişimi” adı altında, krizden çıkabilmek için yol haritasının belirlendiği ortak yazılı açıklama yapıldı. Seçimi ve sonuçlarının izlenmesi, denetlenmesi ve ilanı için bağımsız bir organın oluşturulmasının gerektiği ifade edilen açıklamada, geçiş sürecinde işleyişin devamı için ulusal yeterlilik hükümetinin oluşturulması önerildi.

Genelkurmay Başkanı Salah ise yaptığı bir konuşmada, orduya karşı çıkanların “Cezayir’in düşmanları” olduğunu, protesto hareketinin çağrılarına ve sendikalar birliğinin yeni ve bağımsız geçici kurumlar tarafından denetlenen azami bir yıllık siyasi geçiş çağrısına itiraz ettiğini belirtti. Mevcut anayasal düzen dışındaki herhangi bir siyasi geçişin, “tüm devlet kurumlarının yıkılması” anlamına geleceğini belirterek aslında eski rejimin restore edilerek devam etmesi gerektiğini teyit etti.

Cezayir’de kitleler seçimler öncesinde eski rejimin yolsuzluğa bulaşmış temsilcilerinin olmadığı bir süreç talep ederken, ordu ve hükümet ise seçimlerin bir an önce yapılması çağrısını yapıyor. Ancak 4 Temmuz seçimleri ertelenmiş durumdayken Cezayir halkı kendilerini açlık ve baskı ile terbiye etmeye çalışan rejime karşı direnmeye devam ediyor.

Comments are closed, but trackbacks and pingbacks are open.