Çünkü kriz var!

Türkiye’nin en büyük şirketi olma unvanı ISO 500 verileriyle bir kez daha tescil edilen TÜPRAŞ, aynı dönemde işçilere uygulamaya çalıştığı hak gaspları ile gündemde…

Aynı listede 5. sırada yer alan TOFAŞ, geçtiğimiz yıl Ekim ayında krizi bahane göstererek üretime 9 gün ara verdi ve işçi sayısını 9000’den 7000’e düşürdü. Vardiya sayısını ise 3’ten 2’ye düşüreceğini açıkladı.

Bunlar sadece iki örnek. Elbette daha fazlası var.

Yüzlerce şirket küçülmeye gidiyor ya da Arhavi’de Lipton’a ait çay fabrikasında olduğu gibi üretimi durdurma kararı alıyor.

Neden? Çünkü ekonomik kriz var.

Çünkü ekonomik kriz varsa, ekonomi kötüye gidiyorsa patronların elinde uygulayabilecekleri onlarca tedbir var: “Zam yapmadın, sosyal hakları kaldırdın ama yetmedi mi? O zaman işçi çıkar; yine mi kurtarmadı? Ücretleri düşür, bir yandan devletin teşviklerinden yararlanmayı unutma, bunlar da olmadı konkordato ilan et, en az zararla bu işten sıyrılmaya bak…”

Çünkü “kriz var”, çünkü “ekonomi kötü gidiyor”, çünkü eskisi kadar “kâr etmiyor”.

Yönetenler ise sürekli benzer hikâyeyi tekrar ediyor:

“O zaman birileri feragat etmeli. Ama bu katiyen patronlar olmamalı. Çünkü onlar feragat ederlerse nasıl büyük kalabilirler? Nasıl kârlarını koruyabilirler? Kâr etmezlerse üretime nasıl devam ederler? Onların her biri zaten yüzlerce, binlerce işçiye istihdam yaratarak çok yüce bir görevi yerine getiriyor. Tüm fabrika kapansa ve herkes işsiz kalsa daha mı iyi?!

Ama bu fedakârlığı işçiler yapabilir. Biraz daha az ücrete çalışsınlar, biraz daha fazla vergi versinler; mazeret izinleriymiş, mesai ücretleriymiş, iş güvenliği tedbirleriymiş biraz feragat etsinler. Az tüketsinler mesela bir süre, bir simit bir çay idare etsinler…

He bir de bakın burası çok önemli, lütfen azıcık sessiz olsunlar. Öyle sağda solda “kriz var”, “ekonomi kötü”, “geçinemiyoruz” falan sakın ha demesinler… Çünkü siz bilmezsiniz, şu ekonomi meseleleri çok dikkat ister, krizden çıkabilmek için sükûnet çok önemli!

Bir de söylemeye bile gerek yok biliyoruz ama, öyle sendikaymış falan hiç zahmet etmesinler… Aslına bakarsanız sandığa kadar da zahmet etmelerine gerek yok, bizim herkes için en doğru kararı vereceğimize emin olabilirler…

İşte bu hikâyenin özeti: Çünkü kriz var!

Evet, biliyoruz! Var…

Milyonlarca işçi ve emekçi krizi hayatımızın tam ortasında hissediyoruz… Çünkü bu krizin bedelini varımızla, yoğumuzla ödeyelim istiyorsunuz…

Fakat biz bunu reddediyoruz, bizlere daha fazla yoksulluktan ötesini vaat etmeyen sözde çözümlerinize güvenmiyoruz.

Emeğimizin gaspına, irademizin hiçe sayılmasına, geleceğimizin çalınmasına karşı emekten ve demokrasiden yana bir mücadelenin ötesinde çözüm görmüyoruz!

Planlı, merkezi, işçi denetiminde bir ekonominin dışında çıkış görmüyoruz!

Comments are closed, but trackbacks and pingbacks are open.