Manisa Akgedik TOKİ inşaatında işçiler kölelik koşullarında çalışıyor

Manisa Yunusemre Belediyesi ve TOKİ tarafından Yunusemre ilçesinin Akgedik köyünde yapılan 2. etap toplu konut inşaatında kölelik koşullarında çalışan işçilerle Gazete Nisan olarak yaptığımız röportajı sizlere sunuyoruz.

Nisan: TOKİ 2. etap inşaatında çalışan işçilerin çalışma biçimleri ve koşulları hakkında bilgi verir misiniz?

İşçi: Şu an bu konutlar Alba inşaat şirketi tarafından yapılmakta. İşçilerin büyük kısmı taşeron olarak çalışıyor. Şirkete bağlı çok az sayıda işçi kadrolu. Bunlar da şirket ofisinde çalışan işçiler ve makineleri kullanan az sayıda işçi. Taşeron olarak çalıştırıldığımız için daha ilk işe girişte bize istifa kâğıdı imzalatılıyor. Şirketin buradaki amacı hem işçilerin kıdem tazminatı hakkını gasp etmek hem de yıllık izin ve diğer izin ücretlerini vermemek. Çalışma güvencemiz bulunmuyor. En küçük bir itirazda kapının önüne konuluyoruz. Bir nevi modern kölelik yaşıyoruz burada.

Nisan: Peki inşaatta çalışma koşullarınız ne durumda?

İşçi: İşçilerin büyük kısmı Manisa dışından gelen işçiler. Düşük ücretlerle çalışıldığı için Manisa merkezinde ev tutma gibi bir durumları bulunmuyor. Bu nedenle işçilerin büyük kısmı şirket tarafından kurulan konteynerlerde barınıyor. Şirket bu konteynerlerin hiçbir şeyine karışmıyor. Ne temizliğine ne hijyenine ne güvenlik durumuna. Her şey işçiye yüklenmiş durumda. Yeterli temizlik yapılmıyor, bu nedenle işçiler için en büyük sıkıntı kaynağı tahtakuruları. Banyo ve tuvaletlere kokudan, pislikten girmek imkânsız.

Nisan: Çalışma alanında iş güvenliği önlemleri alınmış durumda mı? Zira inşaat sektörü iş kazaları ve cinayetlerinde en üstte bulunan sektör.

İşçi: Kesinlikle iş güvenliği önlemleri alınmamakta. Asansör kuyularında ve balkon boşluklarında ne bir şerit ne de başka bir güvenlik levhası var. İş kıyafeti verilmiyor. İnşaat sektörü için olmazsa olmaz olan baret, çelik uçlu ayakkabı gibi hiçbir iş kıyafeti işçilere verilmiyor. İstediğimizde ise “kendi güvenliğinizi kendiniz sağlayın” cevabını veriyorlar.

Nisan: Peki, tüm bu olumsuz koşullara nazaran verilen ücretler yeterli mi?

İşçi: Ücretler hem yetersiz hem de şirket prim ödememek için ücretleri asgari ücret üzerinden gösteriyor. Ücretlerimizin asgari ücret olarak ödenen kısmı düzenli yatırılıyor. Geri kalan kısım ise elden veriliyor. Ancak bu elden verilen ücretlerin işçiye verildiği düzenli bir gün yok. Çoğu zaman çok geciktiriliyor. Geçenlerde bu elden verilen paraları epeydir alamayan 3 işçi arkadaşımız tepki gösterdi. Bunun üzerine patron onları hemen işten attı.

Ücretlerle ilgili diğer bir sorun da yol ücreti alamamamız. İşçilerin çoğu konteynerlerde kalsa da bazı işçiler şehir merkezinden gidiş geliş yapıyor. Servis az sayıda işçiye var, o da Muradiye’ye kadar. Şehir merkezinden gelip giden arkadaşlar ücret alamadıkları için yol ücretlerini kendileri karşılıyorlar. Patron işçilerin kendi evlerine ya da geçici olarak da olsa merkeze gitmelerine lüks gözüyle bakıyor.

Başka bir sorun da mesai ücretlerinin oldukça yetersiz olması. Cumartesi dahil haftanın 6 günü, günde 9,5 saat çalışıyoruz. Resmi bayramlarda çalışıyoruz ve fazla mesai ücreti alamıyoruz. Dini bayramlarda da ücret kesmek için patron çeşitli yollar arıyor. Mesela deniliyor ki, ücretli izin vermemek için Ramazan Bayramı’na kısa bir süre kala işçilerin çıkışı yapılacak ve bayramdan sonra işçiler kimliklerine bakarak yeniden işe alınacak. Buna itiraz edenlere ise direkt kapı gösteriliyor.

Nisan: Son olarak şunu sormak istiyoruz. Tüm bu olumsuzluklara karşı işçiler birlikte karşı duruş sergileyebilirler mi?

İşçi: Maalesef şu an bu zor bir ihtimal. Zira işsizlik oranları malum. Herkes işsiz kalmaktan korkuyor. Tepki oluyor çoğu zaman yaşananlara ama bunlar genelde bireysel tepkiler olarak kalıyor. Ama imkânsız değil tabii. Bu kölelik koşulları böyle sürdüğü müddetçe işçiler birleşip hakkını arayacaktır.

Comments are closed, but trackbacks and pingbacks are open.