Yaz geliyor!* Peki, biz hazır mıyız?

Yaz geliyor. Bir ofis çalışanı için ne demektir yaz? Bütün kış çalıştık, şöyle güzel bir tatili hak ettik demektir! Peki, patronlar için ne demek?

Patronlar: “Bütün kış çalıştı, fazla mesaiye kaldı, eve de iş kitledik. Şimdi gitsin sahili olan bir şehre, orada biraz vakit geçirsin de yeni döneme çalışmaya hazır gelsin.”

Yani, döneme başlayacak enerjiyi bulmak için yeniden üretimimizi tamamlayalım. Tabii sadece patronlar değil, tatil şirketlerinin de yaz tatilimiz hakkında bir sözü olsa gerek. Onlar da şöyle diyorlar:

Tatil şirketleri: “Şimdi sen bütün sene çalıştın, çok şey düşündün, stres oldun… Buradayken hiçbir şey düşünme gerek yok. Biz senin yerine her şeyi düşündük. Satın alabileceğin çok şey var! Al ve tadını çıkart! Ödemeyi hallederiz sen merak etme!”

Ne de olsa onlar da bu yeniden üretim süreci için tüketim odaklı tatil anlayışının yılmaz savunucuları bir yerde… Peki, başka? Sanırım ülkenin ekonomik durumu da bu noktada bir iki cümle söylerdi herhalde:

Ekonomi: “Bana bak! Demek tatile gideceksin… Tamam, ben sana gitme demiyorum. Git ama çok açılma… İşsizlik %14,7, dış borç 450 milyar dolar… Kriz var. Aklında bulunsun! Giderken ışıkları söndür.”

Aslında bize söyleyecek sözü ya da bir uyarısı olan çok kişi olabilir. Mesela kıdem tazminatı: Beni bırakıp nereye?” Vergiler: “Git bakalım, nasıl olsa daha çok görüşeceğiz.” Seçimler: “Dikkat et de gasp, kapkaç gelmesin başına oralarda…” Mobbing: “Ben aslında yokum!” Game of Thrones: “O son sezonu izlemeyecektin.”

Evet, bu yaz herkesin bize söyleyeceği bir şey var mutlaka! Biz yine tatile gideceğiz. Döndüğümüzde tüm bunların dediklerini haklı çıkartmamak için bir şey yapalım. Bir araya gelelim. Ofis işçilerinin dertlerini konuşalım. Sınıf bilinci ile sorunlara yaklaşmayı deneyelim.

Peki, biz ne söyleyebiliriz? Bizim de diyeceklerimiz var! Hem de öyle böyle değil…

Krizin faturasını biz ödemeyeceğiz. Patronlardan alın vergileri…” diyebiliriz.

Kıdem tazminatının fona devredilmesi gasptır. Neyin peşindesiniz siz?! deriz. Sonra, “İşten çıkarmalar yasaklansın! Bu ne güvencesizlik!” diye haykırırız.

Ben esnek çalışmam arkadaş! Ayrıca fazla mesai ücretlerimi de istiyorum! Gece maile cevap vermemi istiyorsun ama hâlâ kreş yok bu işyerinde! Sen hayırdır hâlâ zam için neyi bekliyorsun?” demek de pekâlâ mümkün

Aslında konuşacak çok konumuz, söyleyecek çok sözümüz var. Hatta bizim sözümüz daha etkili! Çünkü onlar korumak için söylüyor, biz ise değiştirmek için! Yeter ki birlikte söyleyelim.

*Summer is coming!

Comments are closed, but trackbacks and pingbacks are open.