Ahmet Yoldaşın ardından: Hayat yaşadıklarımız mı, hatırladıklarımız mı?

Barış Bıçakçı nefis hikâyelerinden birinde bu soruyu; hayat yaşadıklarımız değil, hatırladıklarımızdır diye yanıtlıyor. Gerçekten öyle değil mi? Aksi geçerli olsa geçmiş hepimiz için ortak olurdu! Oysa hepimiz geçmişi farklı şekillerde hatırlıyor, farklı hikâyeler anlatıyoruz. Aynı geçmiş üzerinde sayısız farklı hayat yaşıyoruz…

Dün Ahmet yoldaşı sonsuzluğa uğurlarken bir yandan aklımda bunlar vardı. Kırk-elli yıllık kadim dostlarından, yoldaşlarından en genç, en yeni dostlarına, yoldaşlarına kadar herkes kendi Ahmet’ini anlatıyor!

Kuşkusuz hepimiz gibi Ahmet de hayatını dümdüz bir çizgi üzerinde yaşamadı. Yine de farklı hatırlama biçimlerinin nedeni kanımca Ahmet’in kendisi değil. Bunun nedeni sanırım aslında hepimizin hatırlamak istediklerimizle, hatırlama biçimlerimizle kendimize bir hayat inşa ediyor oluşumuz. Kuvvetle muhtemel ki bu anlatma, anlamlandırma biçimlerimiz bugün durduğumuz ideolojik, politik, örgütsel, psikolojik zeminle de doğrudan bağlantılı oluyor. Bu zemin üzerinde; ayrılıklar ve birlikler, kavgalar ve barışmalar, tartışmalar ve ortaklıklar, geçmiş ve bugün yeniden ve yeniden anlamlandırılıyor.

Doğal olarak otuz yıllık bir yoldaşı, dostu olarak ben de ancak Ahmet yoldaşın bendeki imgesini, yansımasını anlatabilirim. Bunu yapmayacağım!

Kurucularından olduğu İşçi Cephesi geleneğinin bir devamcısı olarak inanıyorum ki her birimizin sübjektif anlatılarının ötesinde Ahmet’in 64 yıllık hayatını oluşturan ve ona politik anlamını veren ana sütunlar var. Bunları ifade etmek benim için hem bir politik gereklilik, hem de onurlu bir şekilde dimdik yaşanmış bir hayatı saygıyla selamlama görevi…

Ahmet yoldaş kimdir?

Ahmet yoldaş 1970’li yılların egemen gerillacı, hareketçi, bürokratik ve sekter ideolojik, politik, örgütsel ortamlarında merkezine işçi sınıfını, emek eksenli sınıf mücadelesi anlayışını koyan anti-kapitalist bir mücadele, örgüt ve program anlayışının kurucu unsurudur. Ahmet antikapitalisttir!

Çoğunluğun konforuna asla yaslanmayan, bir an olsun akıntıya karşı mücadele etmekten geri durmayan, emperyalist-kapitalist sistem karşıtı bir program ve mücadele anlayışının taşıyıcısıdır. Ahmet enternasyonalisttir, 4. Enternasyonalcidir!

1989 sonrasında Prestroika, Glasnost debdebesi içinde duvarlar yıkılırken, “geleneksel sol” sürüler halinde proletarya diktatörlüğüne elveda derken; “elbette çöken ne Marksizm ne de sosyalizmdir; çöken dünya işçi sınıfının ve sosyalist hareketinin başına çöreklenmiş bürokrasidir” diyen bir ideolojik-politik kavrayışın sahibidir. Ahmet devrimci Troçkisttir!

Ahmet yoldaş bütün hayatı boyunca işçi sınıfının mücadele programına ve örgütüne inandı; ne sol adına girişilen türlü şaklabanlıklara ne de kendinden menkul hareketçiliklere, sekterliklere prim verdi. Bu yanıyla, son nefesine kadar, kurucularından olduğu ve ilk sahibi ve yazı işleri müdürlüğünü üstlendiği İşçi Cephesi’nin program ve mücadele çizgisinin daimi savunucusu oldu.

Israrla ve özenle altını çizelim: Ahmet antikapitalisttir, sınıfçıdır, 4. Enternasyonalcidir, devrimci Troçkisttir. Ahmet’in politik varoluşu ve ayırt ediciliği bu sütunlar üzerine yükselir…

Onun bu ayak izlerini takip eden yoldaşları olarak yoldaşımıza sözümüzdür:

Asla unutmayacağız!

Comments are closed, but trackbacks and pingbacks are open.