Kadınlar için her şey nasıl çok güzel olabilir?

Tüm seçim sürecinde adaylarca verilen vaatler emekçi kitlelerde, özellikle de İmamoğlu’na dönük önemli bir beklenti yarattı. İmamoğlu neredeyse bütün seçim kampanyasını “Her şey çok güzel olacak” söylemi üzerine kurdu. İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne bağlı olarak yüzme havuzları, spor salonları, şiddet gören kadınlar için sığınma evleri ve çocuklarını bırakacak yerleri olmayan anneler için çok sayıda kreş açacağından bahsetti. Nihayetinde 23 Haziran’da Cumhur İttifakı ve Tek Adam rejimi ağır bir yenilgi aldı ve Millet İttifakı adayı İmamoğlu’nun oyu 800 bin arttı. 24 Haziran’dan itibaren doğru soru, “Her şey nasıl çok güzel olacak?”a dönmüş durumda.

Kadınlar Birlikte Güçlü platformu seçim öncesinde “Eşitlik için, haklarımız için, seçimlerimiz için bugün nöbetteyiz, 23 Haziran’da sandıktayız” diyerek 15 Haziran’da Kadıköy’de bir eylem düzenledi. Ana akım medyada yayınlanmadı elbette ve pek de kitlelerde yankı bulamadı belki ama önemli bir gerçeği dile getiriyor. Bu sebeple hatırlamakta ve hatırlatmakta fayda var: “5393 sayılı Belediye Kanunu nüfusu 100.000’in üzerinde olan belediyelerin sığınak açmak zorunda olduğunu söylüyor. Ama son 25 yılda, 16 milyonluk şehirde, koskoca İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne bağlı olarak açılmış kadın sığınağı sayısı sıfır (0). Bu bile her gün kadınların öldürüldüğü bir ülkede canımıza verilen kıymetin yeterli bir göstergesi. Sığınak açmak derken 1-2 sığınaktan bahsetmiyoruz. Birleşmiş Milletler’in kadına yönelik şiddetle mücadele mevzuatı gereğince;  yerleşim yerlerinde kadın sığınakları her 10.000 nüfusa karşılık en az 1 yatak kapasitesi olacak şekilde hizmet vermeli. İstanbul’da bu 1600 yatak kapasitesine tekabül ediyor.”

Yani “Her şeyin çok güzel olması için” İstanbul’a 16 milyonluk nüfusa uygun kadın sığınağı ve danışma merkezi lazım! Yeterli sayıda olması gereken bu sığınak ve ayrıca kadın danışma merkezlerinin ulaşılabilir olması ve bağımsız kadın örgütlerince denetlenir olması da şart!

Pek çok kadın her gün şiddet gerçeğiyle yüzleştikleri için sokakta, okulda, toplumsal hayatta eşit bir biçimde var olabilmenin umuduyla Binali Yıldırım’ı değil, İmamoğlu’nu destekledi. Gerçekten de sığınma evi, kreş gibi taleplerin sadece seçim vaadi olarak dile getirilmemesi ve fiiliyata dökülmesi hayati önemde. Birleşmiş Milletler Kadın Birimi’ne ait “Kadınlar için en tehlikeli yerlerden biri kendi evleri” tespitiyle yayınlanan rapor, dünyada her gün 137 kadının aile fertlerinden biri tarafından öldürüldüğünü ortaya koyuyor. Sadece bu bile biz kadınları eşitsiz ve baskıcı bir hayata mahkûm eden erkek egemen siyasetin ve mevcut rejimin değişmesi için daha fazla sebebimiz olduğunu gösteriyor. Bu kadar hayati taleplerin sadece seçim gündemine indirgenmesine izin veremeyiz ve taleplerimizi partilerin ajanda yoğunluğuna bırakamayız. İmamoğlu seçilmiş olsa dahi, mevcut rejimin emekçilere dönük kemer sıkma politikalarının yoğunlaşacağı ve baskı politikalarının şiddetleneceği önümüzdeki dönemde kendi örgütlenmemizi güçlendirmemiz, siyaset sahnesine kendi adımızla çıkabilmemiz sayesinde her şeyin çok güzel olabileceğini bir an olsun unutmamalıyız. Yine Kadınlar Birlikte Güçlü’nün açıklamasıyla bitirelim:

Çünkü biliyoruz: Ancak kadınlar varsa,

Ancak eşitliği sağlayan, şiddetten koruyan mekanizmalar varsa,

Ancak kadınların hakları ve güvenceleri varsa “her şey çok güzel olur”…

Haydi hep birlikte kararlarımızın takipçisi olmaya!

Comments are closed, but trackbacks and pingbacks are open.