Ortadoğu ve Kuzey Afrika’daki Feminist Siyasi Tutsaklarla Dayanışma Kampanyası

Ortadoğulu Sosyalistler İttifakı’nın, Ortadoğu ve Kuzey Afrika’daki kadın siyasi tutsaklarla dayanışma amacıyla başlattığı kampanya metnini sizlerle paylaşıyoruz.

Bu kampanyanın amacı, ataerkilliğe ve köktendinciliğe karşı çıkan; kadın haklarını, insan haklarını, işçi haklarını ve ezilen azınlıkların haklarını savunan kadın siyasi tutsakların derhal ve koşulsuz olarak serbest bırakılmasını talep etmektir.

Ortadoğu ve Kuzey Afrika’daki kız kardeşlerimizin zulüm, işkence görmelerine ve katledilmelerine karşı mücadelede daha etkin bir rol üstlenmek, dünyanın dört bir yanındaki feministlerin ve sosyalist feministlerin acil görevidir.

Bu kampanyanın öznesi olan kadınlar pasif kurbanlar değildir. Bu kadınlar kurtuluş ve sosyal özgürlükler mücadelesini yaymaya çalışan düşünürler, yazarlar ve liderlerdir. Onlarla dayanışma; Ortadoğu ve Kuzey Afrika bölgesinde ve tüm dünyada sömürü, baskı, kadın düşmanlığı, ırkçılık ve savaşı teşvik eden kapitalist, otoriter, emperyalist veya yarı-emperyalist güçlere karşı mücadelenin somut bir yoludur.

Nasıl destek olabilirsiniz?

* Bu kampanyayı (ve İngilizce broşürünü) web siteniz, blogunuz veya Facebook sayfanızda paylaşın.

* Bu kampanyayı tanıtmak ve ülkenizdeki feminist, ırkçılık karşıtı ve işçi mücadeleleriyle bağlantı kurmak için şehrinizde bir etkinlik düzenleyin.

Daha fazla bilgi için Ortadoğulu Sosyalistler İttifakı ile iletişime geçebilirsiniz.

info@allianceofmesocialists.org

www.allianceofmesocialists.org

Bu kampanyanın İngilizce broşürünü tek sayfalık (çift taraflı) bir broşür olarak yazdırmak istiyorsanız aşağıdaki PDF linkine tıklayın:

MENA (Ortadoğu ve Kuzey Afrika) Feminist Siyasi Tutsaklarla Dayanışma Kampanyası İngilizce Broşürü, Haziran 2019

Suriye

Esad rejimi, karşılaştığı dokunulmazlık ve cezasızlıktan güç alarak kitlesel infazlarına ve Suriye devrimcilerine karşı acımasız savaşına devam ediyor. Bu nedenle, pek çok kadın siyasi mahkûmun adı ve kaderi bilinmiyor. Köktendinci güçler de Arap ve Kürt kadın eylemciler ve savaşçılar dahil olmak üzere birçok devrimciyi katletti. Suriyeli sosyalist feministler Samira el-Halil ve Rezzan Zeytune’nin Aralık 2013’te kaçırılmalarının ardından Guta’daki köktendincilik yanlıları tarafından öldürüldükleri neredeyse kesin. Tal el-Melluhi’nin kaderi ise belirsizliğini koruyor. Suriyeli şair ve blog yazarı, 2009 yılında hiçbir kanıt gösterilmeksizin devletin güvenliğini tehdit ettiği gerekçesiyle tutuklanmıştı. O zamandan bu yana geçen sürede ceza süresini aşmasına rağmen hâlâ tutuklu bulunuyor.

Suriye halk ayaklanmasının Mart 2011’deki başlangıcından bu yana Suriye İnsan Hakları Ağı verilerine göre yaklaşık 118.000 kişi tutuklandı ve/veya zorla kaybedildi. Bunların 104.000’den fazlası, yani yaklaşık %85’i, Suriye hükümeti tarafından esir alınmış durumda.

Esad rejiminin vahşeti Suriye’deki yaşamın bütün katmanlarına sızıyor. Rejimin zulmü özellikle hapishane hücrelerinde belirginleşiyor. Rejimin, her biri çok sayıda hapishaneye ayrılmış 13 “istihbarat” bölümü var. Bunların en ünlüleri Adra ve Saydnaya hapishaneleri. 2017’de ortaya çıkan ve 13.000 mahkûmun gizlice asıldığını ayrıntılarıyla bildiren bir raporda, eski bir Saydnaya gardiyanı olayı “insanlığın sonu” olarak nitelendirdi. Suriye’de hem erkek hem de kadın siyasi tutsakları kitlesel infazlar, günlük işkence ve cinsel taciz bekliyor.

Fiziksel işkence iki şekilde uygulanıyor. Birincisi, mahkûmun çektiği acı miktarını en üst düzeye çıkarmak için belirli tekniklerin ve özel araçların kullanımı. Örneğin, Alman Sandalyesi adı verilen işkence aleti, sinir kaslarını görünürlük noktasına kadar germek ve omurgada bazı durumlarda kırılmaya kadar varan ciddi hasara yol açmak için tasarlanmıştır. İkinci yöntem ise mahkûmların cinsel şiddet yoluyla aşağılanmaları ve fiziksel tahribatı. İnsan Hakları için Avukatlar ve Doktorlar tarafından geçen ay yayınlanan bir rapor, erkek mahkûmlara karşı uygulanan su hortumu, zorla kısırlaştırma ve sünnet gibi yöntemlerin kullanıldığını açıkladı. Kadın mahkûmlar ise elektrik şoku, hortumla dövülme ve çoğu zaman istenmeyen gebeliklere yol açan sistematik tecavüzlere maruz kalıyor. Bir görgü tanığının ifadesine göre askerler cinsel saldırı amacıyla fare ve kemirgenleri kullanarak mahkûmun ölümüne yol açmışlar.

İran

Nesrin Sutude, 13 Haziran 2018’de tutuklanarak hapse atılan ve şartlı tahliye olasılığı olmadan (38 yıldan indirimli) 12 yıl hapis ve 148 kırbaç cezasına çarptırılan, tanınmış bir insan hakları avukatıdır. Kendisine yöneltilen suçlamalar arasında “ulusal güvenliğe karşı suç işleme amacıyla toplanmak”, ölüm cezasına karşı çıkan bir insan hakları örgütüne üye olmak, “ahlaksızlığı teşvik etmek” ve başörtüsü olmadan kamu içine çıkmak bulunuyor. Kamu içinde başörtülerini çıkaran “Devrim Sokağının Kızları”nın yasal davalarını üstlendiği ve İran yargı sisteminin siyasi aktivistlerin ve muhaliflerin kendi avukatlarını seçmelerini önleyen son kararına karşı çıktığı için tutuklandı. Sutude, 2009’daki Yeşil Hareket’e katılan siyasi eylemcileri ve feministleri ve istismar edilen kadınları ve çocukları savunduğu için 2010 ve 2013 yılları arasında 3 yıl hapis cezasına çarptırılmıştı. İranlı Nobel Barış Ödülü sahibi Şirin Ebadi ile yakından çalıştı ve cesur çalışmaları nedeniyle çeşitli uluslararası ödüllere layık görüldü.

Nergis Muhammedi, fizik diplomasına sahip, gazeteci, kadın ve insan hakları aktivisti ve İran’da Nobel Barış Ödülü sahibi Şirin Ebadi tarafından kurulan İnsan Hakları Savunucuları Merkezi’nin müdür yardımcısıdır. 2009 yılında Mahmud Ahmedinejad’ın hileli seçimine karşı düzenlenen kitlesel protestolardan sonra “ulusal güvenliğe karşı suç işlemek için toplanma ve tuzak kurma” suçundan tutuklandı ve 11 yıla mahkûm edildi. 2013’te ciddi sağlık sorunları nedeniyle kefaletle serbest bırakıldı. 2015’te ise ölüm cezasına karşı bir kampanya başlatmak ve halkı isyana teşvik suçlarından dolayı tekrar tutuklandı. Suçsuz Sünni siyasi tutsakların idam edilmesine karşı çıkması nedeniyle mahkeme tarafından “IŞİD’i desteklemekle” itham edilerek suçlu bulundu. 2016’da, şu an sürmekte olan 16 yıllık hapis cezasına mahkûm edildi. Ciddi sağlık sorunları devam ediyor.

Zeynep Celaliyan, 2008 yılında Kürdistan İşçi Partisi’ndeki siyasi faaliyetlerinden dolayı tutuklanan ve hapsedilen bir Kürt siyasi eylemcidir. Önce ölüm cezası aldı, ardından bu ceza şartlı tahliye hakkı olmaksızın ömür boyu hapis cezasına çevrildi. Tutuklanmasından ve hapsedilmesinden bu yana, devlet tarafından kendisine atfedilen silahlı eylemleri “itiraf etmeyi” reddettiği için sistematik olarak taciz, işkence ve tecrit cezasına maruz kalmakta. Cezaevi yetkilileri ve devlet tarafından kasıtlı olarak tedavi ettirilmediğinden dolayı görme yetisini kaybetti.

Ölüm cezasına karşı el ilanları dağıttığı, siyasi tutukluların aileleriyle görüştüğü, Facebook’ta İran İslam Cumhuriyeti’ni eleştirdiği ve 1988’de İran’daki siyasi tutukluların toplu idamlarını kınadığı için Mayıs 2015’ten beri tutuklu olan ve Kasım 2016’da 7 yıllık hapis cezasına mahkûm edilen Atena Daemi, kadın ve çocuk hakları savunucusudur. 2018 yılında Daemi ve bir başka tutuklu feminist Gülruh İrayi, cezalarının uzatılmasını, tutulduğu korkunç koşulları ve fiziksel şiddeti protesto etmek için 55 günlük açlık grevi yapmışlardı. Yine 2018 yılında, ölüm cezasıyla karşı karşıya kalan Kürt siyasi tutuklu Ramin Hüseyin Panahi’ye açık bir dayanışma mektubu yazmıştı. Yakın zamanda da, kendisi gibi kadın siyasi tutuklu olan Meryem Akbari Monfared ile, grevde olan İranlı işçiler için bir açık dayanışma mektubu yazdı.

Sepideh Gholian, Ahvaz kentinden bir sivil haklar eylemcisi, gazeteci ve vicdani tutukludur. 18 Kasım 2018’de, vatandaş gazeteci olarak çalışan Gholian, Haft Tappeh şeker kamışı şirketinin işçi sendikası tarafından düzenlenen bir işçi protestosunu bildirdiği için tutuklandı. Gholian kefaletle serbest bırakılmasının ardından Uluslararası Af Örgütü’ne Şuş ve Ahvaz kentlerinde gözaltındayken kendisine polis ve istihbarat bakanları tarafından uygulanan işkenceleri anlattı. 20 Ocak 2019’da tekrar tutuklandı.

Sanaz Allahyari, eşi Emir Hüseyin Muhammedi Fard ile birlikte öğrenci dergisi Gam‘ın editör ve kurucu üyeleridir. Ocak 2019’da evlerinde devlet güvenlik güçleri tarafından tutuklandılar ve Ahvaz istihbarat bakanlığı hapishanesine gönderildiler. İnternet dergisi Gam‘da, bugüne kadar emek mücadeleleri, kadın mücadeleleri, siyasi ekonomi, felsefe ve sanat hakkında pek çok makale ve rapor yayınlandı.

Türkiye

Siyaset bilimi profesörü Füsun Üstel, ülkenin Kürt bölgesindeki sivilleri hedef alan hükümetin askeri operasyonlarına karşı 2016 yılında Türkiye’de barış için ortak bir bildiri imzalamış ve bu yüzden 1 yıl 3 aylık hapis cezasına çarptırılmıştı. Aynı bildiri 50’den fazla üniversiteden 2212 akademisyen tarafından imzalandı. (e.n. Füsun Üstel 22 Temmuz’da tahliye edildi.)

Mecliste görev yapan Sebahat Tuncel, HDP’nin eski milletvekili ve Demokratik Bölgeler Partisi’nin (DBP) eş başkanı olarak, “silahlı terörist grubun kurulması ve yönetilmesi,” toplantı ve gösteri yasalarını ihlal etmek ve “terör örgütü propagandası yapmak” gibi suçlardan 15 yıl hapis cezasına çarptırıldı. Kadın hareketinin aktif bir üyesi ve kadın toplantıları ve mitinglerinin lideriydi. 4 aydan fazla bir süre açlık grevi yaptı ve grevini 26 Mayıs’ta sonlandırdı.

Barkın Timtik, Çağdaş Hukukçular Derneği (ÇHD) ve Halkın Hukuk Bürosu (HHB) üyesidir. “Terör örgütü kurmak ve yönetmek” suçlamasıyla 18 yıl 9 ay hapis cezasına çarptırıldı.

Çiçek Otlu, sosyalist ve kadın hakları savunucusu ve Ezilenlerin Sosyalist Partisi (ESP) genel başkanıdır. Bir buçuk yıldan fazla bir süredir hapiste olan Otlu “terörist” örgüt üyesi olmakla suçlanıyor.

Suudi Arabistan

Suudi Arabistanlı kadınlar ayrımcı erkek vesayet yasasına karşı geldikleri ve insan haklarını savundukları için yargılanıp hapsediliyor. “Terörizm,” “ulusal birliği tehdit etmek” ve “devletin itibarını veya konumunu zayıflatmak” gibi suçlarla suçlanıyorlar. İnsan hakları savunucusu 10 kadın (Luceyn el-Hezlul, Azize el-Yusuf, İman el-Nefcen, Nouf Abdülaziz, Dr. Hatun el-Fassi, Samar Bedevi, Nesime el-Seda, Muhammed el-Bejadi, Emel el-Harbi ve Şadan el-Enezi) ayrı ayrı yargılanmalarına rağmen insan hakları örgütleriyle iletişim kurdukları iddiasına dayalı benzer suçlamalar nedeniyle yargılanıyorlar. Duruşmaları, gazeteci ve diplomatların katılmasına izin verilmeyen ve halka açık olmayan duruşmalardı. İşkence gördüler, cinsel tacize uğradılar ve saldırılara maruz kaldılar. Bazıları geçici olarak serbest bırakılsa da hâlâ yargı sürecinin sonuçlanmasını bekliyorlar. Bu duruma ek olarak, Katif şehrinin Şii bölgesinden bir insan hakları savunucusu olan Esra el-Gamham da son üç yıldır gözaltında tutuluyor.

Luceyn el-Hezlul hem kadınların araba kullanmasına yönelik hareket içindeki, hem de Suudi erkek vesayet sistemine karşı oynadığı rolüyle tanınıyor. 1 Aralık 2014’te, arabasıyla Birleşik Arap Emirlikleri’nden (BAE) Suudi Arabistan’a geçme girişimi sırasında kadın sürüş yasağına karşı koyduğu suçlamasıyla gözaltına alındı ve 73 gün boyunca tutuklu kaldı. El-Hezlul Eylül 2016’da 14.000 kişiyle birlikte Kral Selman‘a yazılan ve erkeklerin vesayet sisteminin kaldırılmasını isteyen bir dilekçe imzaladı. 4 Haziran 2017’de gözaltına alındı, tutuklandı ve daha sonra serbest bırakıldı. Mayıs 2018’de, krallığı istikrarsızlaştırmaya çalışmak suçlamasıyla tanındık pek çok kadın hakları aktivistiyle birlikte tutuklandı. Ayrıca, ciddi bir şekilde işkence gördü.

Kadın hakları aktivisti Azize el-Yusuf, bilgisayar bilimi profesörüdür. 2013 yılında Riyad’da kendi başlarına araba kullandıkları gerekçesiyle aktivist arkadaşı İman el-Nefcen ile birlikte tutuklandılar ve bir daha araba kullanmayacaklarını beyan eden bir belge imzalamaya zorlandılar. Aynı yıl el-Yusuf, 5 yaşında bir kızın Suudi bir din adamı olan babası tarafından tecavüze uğramasının ardından küresel bir farkındalık kampanyası başlattı. 2016 yılında Suudi Arabistan’daki erkek vesayet sistemine karşı bir kampanya başlatılmasına yardım etti. Kraliyet Danışma Konseyine, vesayet düzenlemelerini kaldırmak isteyen 14.700 kişi tarafından imzalanmış bir dilekçe vermeye çalıştı ancak bu girişimi reddedildi ve postayla gönderilmesi istendi. Mayıs 2018’de el-Yusuf, Luceyn el-Hezlulİman el-NefcenAyşe AlmaneMediha el-Ajroush ve kadın haklarına yönelik yürütülen kampanyaların parçası olan iki erkekle birlikte Suudi yetkililer tarafından gözaltına alındılar. Suudi yetkililer, tutuklanan eylemcileri “yabancılarla şüpheli temasta bulunmak,” “yurtdışındaki düşman unsurlara” maddi destek sağlamak ve hükümet çalışanlarını örgütlemekle suçladılar. El-Yusuf Kasım 2018’den beri Dhaban Merkez Cezaevi’nde tutuluyor. Mart 2019’un sonlarında, kendisi ve diğer feminist tutuklular savunmalarını sunarak esaret altında maruz kaldıkları fiziksel ve cinsel tacizi anlattılar.

Nesime el-Seda Suudi Arabistan‘da Şiilerin çoğunlukta olduğu doğu eyaleti Katif‘ten bir insan hakları savunucusu ve yazardır. Sivil ve siyasi haklar, kadın hakları ve Şii azınlığının hakları için yıllarca kampanya yürüttü. 2015 yılında Suudi Arabistan yerel seçimlerinde adaylığını koydu ancak yetkisi elinden alındı. El-Seda ve bir diğer önde gelen Samar Bedevi, 30 Temmuz 2018’de, “aktivistler, din adamları ve gazetecilere” yönelik yapılan geniş bir “hükümet baskını” çerçevesinde Suudi yetkililer tarafından tutuklandılar. El-Seda, Şubat 2019’dan bu yana Dammam’daki el-Mabahith Hapishanesi’nde tecritte tutuluyor.

Esra el-Gamham, Şii çoğunluğa sahip bir doğu kıyı kenti olan Katif bölgesinden bir insan hakları savunucusudur. Barışçıl demokrasi protestoları sırasında hükümetin insan hakları ihlallerini belgelediği ve kınadığı için son 3 yıldır gözaltında tutuluyor. Daha önce ölüm cezasıyla karşı karşıya kalan el-Gamham, şimdi ise diğer 5 sanıkla beraber bir ceza mahkemesi önünde “yasadışı protesto yapmak” gerekçesiyle yargılanıyor.

Filistin

Şirin Essavi, işgal altındaki Doğu Kudüs’ten bir insan hakları avukatı ve Filistinli tutsak hakları savunucusudur. İsrail makamlarının İsrail hapishanelerinde Filistinli mahkûmlara karşı işlediği insan hakları ihlallerinin izlenmesi, belgelenmesi ve bu ihlallere karşı yapılan savunmalarda yer aldı. Essavi, İsrail makamları tarafından 6 Mart 2014 tarihinde gözaltına alındı ve Ekim 2017’ye kadar tutuklu kaldı. Ocak 2019’da kendisine İsrail işgal makamları tarafından hayatının sonuna kadar avukatlık yapamayacağını beyan eden bir hüküm verildi.

Cezayir

Louisa Hanoune, Cezayirli bir politikacı, siyasi aktivist, feminist ve avukattır. 1989’da kurucu üyesi olduğu Cezayir İşçi Partisi’nin (Parti des Travailleurs, PT) başkanıdır. Cezayir’deki kadın hakları ve eşitlik mücadelesinde 1970’lerde üniversite öğrencisi iken siyasi olarak dahil oldu. 1988’de siyasi partilerin yasallaştırılmasından önce, siyasi eylemliliği nedeniyle hükümet tarafından pek çok kez tutuklandı. 2004’te Cezayir Devlet Başkanlığı’na aday olarak Arap dünyasında cumhurbaşkanlığına aday olan ilk kadın oldu. Cezayir’de gerçekleşen devrimci süreç bağlamında tutuklandı ve “devletin ve ordunun otoritesine karşı komplo kurmak” ile suçlandı. 9 Mayıs 2019’dan beri hapis yatmakta.

Daha fazla bilgi için Ortadoğulu Sosyalistler İttifakı ile irtibata geçebilirsiniz.

info@allianceofmesocialists.org

www.allianceofmesocialists.org

Bu kampanyanın İngilizce broşürünü tek sayfalık (çift taraflı) bir broşür olarak yazdırmak istiyorsanız aşağıdaki PDF linkine tıklayın:

MENA (Ortadoğu ve Kuzey Afrika) Feminist Siyasi Tutsaklarla Dayanışma Kampanyası İngilizce Broşürü, Haziran 2019

Comments are closed, but trackbacks and pingbacks are open.