Tarihte bu ay: İspanyol Devrimi’nin 83. yıldönümü

1930’ların başlarında İspanya’da kitlelerin hoşnutsuzluğu grevler, ayaklanmalar ve kiliseye karşı saldırılar şeklinde kendini gösteriyordu. 1931’de 2-3 milyon civarında topraksız köylü vardı. 1935’ten sonra gelişen Halk Cephesi’nin bileşimi, burjuva partiler ve PSOE (İspanyol Sosyalist İşçi Partisi), PSUC (Katalonya Birleşik Sosyalist Partisi) ve POUM (Birleşik Marksist İşçi Partisi) dahil işçi sınıfı partilerinden oluşuyordu. 1936’da yapılan seçimde Halk Cephesi 4 milyon oyla iktidara geldi. Başlangıçta emperyalist devletlerin “tarafsızlık” politikasına sadık kalan Stalin, bir süre sonra anarkosendikalistlerin ve Troçkistlerin etkin olduğu ülkenin kontrolden çıkabileceği endişesiyle PCE (İspanyol Komünist Partisi) aracılığıyla Halk Cephesi hükümetine destek sunmaya başladı. Bu destek koşulsuz olmayacaktı.

Bu süreçte işçiler örgütlenmiş, kapitalizme ve büyük toprak sahiplerine karşı yoğun bir mücadele içine girmişti. Ücretlerin yükselmesi, çalışma saatlerinin kısalması, ücretli izin ve toprak reformu gibi talepler ön plana çıkıyordu. Diğer yandan da polis ve ordu tarafından kanlı baskınlar, faşist falanjistler tarafından da cinayetler gerçekleştiriliyordu. 17 Temmuz 1936’da ordu, büyük toprak sahipleri, finans burjuvazisi ve kilise tarafından desteklenen Franco önderliğinde faşist ayaklanma başladı. Halk Cephesi uzlaşmaya çalıştı. Bu ihaneti haykırarak Madrid sokaklarına dökülen yüz binlerce işçi silahlanmak istedi. 19 Temmuz’da yeni bir kabine kurulmasıyla işçilere silahlar dağıtıldı. İşçiler kısa zamanda İspanya’nın önemli merkezlerinde denetimi ele geçirdi ve iktidar silahlı işçi örgütlerine geçmeye başladı. Fabrikalar ve madenler işçiler tarafından yönetilmeye başladı. Büyük toprak sahiplerinin arazileri köylülere dağıtıldı. Kiliseler hastanelere veya okullara dönüştürüldü. Devrimde ön saflarda olan kadınlar, doğum kontrolü ve yasal kürtaj haklarını elde ettiler. Tüm bunlar burjuva düzeni sadece siyasal açıdan değil, ekonomik ve toplumsal açıdan da sarsmıştı.

Mayıs 1937’de PCE destekli Halk Cephesi hükümeti faşizme karşı savaşta burjuvaziyi ürkütmemek için devrimci atılımları frenledi. İşçi sınıfı silahsızlandırılmaya başlanınca işçi komitelerinin iktidarı zayıfladı. Devrimci kazanımlar burjuvazi tarafından geri alındı. Böylece işçilerin savaş gücü kırıldı. Madrid ve Katalonya dışında neredeyse bütün direnişler başarısızlıkla sonuçlandı. CNT, Halk Cephesi saldırısı karşısında işçi örgütlerini yalnız bıraktı. İspanya için “Komünist safları birleştirin” diyen Troçki, devrimin kaderinin mücadeleci ve güvenilir bir komünist partisinin kurulmasına bağlı olduğunu söylüyordu. Ancak süreç, 65 ülkeden on binlerce insanın gönüllü olarak katıldığı ve 1939’a kadar süren iç savaşın sonunda devrimin yenilgiye uğraması ve tarihin en uzun faşist diktatörlüğünün kurulmasıyla sonuçlandı.

Comments are closed, but trackbacks and pingbacks are open.