Manisa Standart Profil’de sendikal örgütlenme deneyimi

Manisa’da Standart Profil işçileri kazandı, Petrol-İş yetkiyi aldı. Peki, bu süreç nasıl işledi?

Benim de iki yıl örgütlenmesinde bulunduğum sendikal süreç bugünden biraz daha eskiye dayanıyor. 2012 yılının sonlarında örgütlenmeye karar veren Standart Profil işçileri Petrol-iş Aliağa şubesiyle iletişime geçip 2013 Mayıs ayında 600 üyenin üzerine çıkmışlardı ve yetki başvurusuna az bir sayı kalmıştı. Ancak Mayıs ayı ortasında sendika aniden eylem kararı aldı ve noterde sendikaya üyelik işlemleri sırasında nüfus fotokopisi çekilen işçilerin bazılarının fotokopilerine fabrika yöneticilerinin ulaştığını ve toplu işten çıkarmalara başlayacaklarını işçilere sebep olarak gösterdi. Bu gülünç sebep doğrudur veya yanlıştır bilinmez ama işçiler eyleme geçtiğinde 100’ün üstünde işçi işten çıkarıldı. İşten çıkarılan işçiler fabrika önünde çadır direnişine geçti ve bir ayın sonunda çadırla dayanışma gösteren işçilerin parça parça çıkarılmasıyla sayı 300’e yaklaştı.

Bu sırada, Standart Profil’in Düzce’de Petrol-İş’in örgütlü olduğu fabrikasında sözleşme dönemiydi. Birkaç dayanışma mektubu dışında hiçbir şey yapılmadı. Çadır direnişi 475 gün sürdü; sendika yönetiminin kararıyla ve direnişe devam eden 17 işçiyi işe yerleştirme sözüyle son buldu. Sendika ısrarını sürdüren işçiler üyeliklere devam etti. İşverenler, işyerini açarken işkolunu belirtmelerine rağmen sendikal süreçte başka bir işkolu olduklarını iddia edip, işçi kanı ve teriyle beslenen her işveren gibi, örgütlenmenin önüne her engeli koymaya çalıştı. Araba camlarının yanındaki plastik parçaları üreten fabrikanın metal işkolu mu yoksa petrokimya işkolu mu olduğuna karar vermeleri yıllar sürdü. Bunlara rağmen örgütlenme sönümlenmedi. Örgütlü işçileri kontrol altında tutmak için posta başlarının denetiminde bir platform kuruldu. O platform da baştaki eylemlere HDP’lilerin ziyaretini bahane edip, diğer sendikalara da güvenilemeyeceğini söyleyerek “kendi” sendikamızı kuruyoruz adı altında işverenin denetimi altında bir sendika kurdu. İşçiler bu sendikaya üye olmaya zorlandı. Seneler süren sürecin sonunda içeride kalan Petrol-İş üyeleri ve yeni bir örgütlenme çabasında olan Lastik-İş üyeleri dışında (ki çok az sayıda insandı) fabrikanın büyük bir kısmı işveren sendikasına üye oldu. Artık sendikalı fabrika ümidi neredeyse bitmişti ve üyelerin çoğu iş garantisi için üyeliklerini sürdürüyordu. Hatta benim işe alındığım dönemde bile işe başlarken verilen üç günlük eğitim, işe yeni başlayanları işveren sendikasına üye olmaya ikna etmekle geçiyordu.

Bu süreç Manisa’da başka fabrikaların örgütlenmesiyle (özellikle Mitsubishi) son buldu. Yüzünü tekrar işçi sendikalarına dönen işçiler Lastik-İş’te örgütlenmeye başladı ve Lastik-İş sendikası birkaç ay içinde yetki başvurusu yapacak sayıya ulaştı. İçinde benim de bulunduğum komitelerin ısrarlarına rağmen sendika yönetimi biraz daha beklemeye karar verdi. (Aynı sendika iki yıl önce Mnd İzolasyon işçilerini örgütlerken de aynı hatayı yapmıştı.) İçerideki örgütlenmenin farkında olan işveren kendi kurdurduğu sendikanın yetkililerini Petrol-iş Düzce şubesiyle görüşmeye yolladı (örgütlenmenin en başında işçiler Aliağa şubeyle görüşmüştü) ve artık hangi kirli pazarlıklarda anlaştılarsa, fabrikada 24 saatlik bir örgütlenme nöbetine girdiler. Fabrika müdürleri, şefleri, işveren sendikasının temsilcileriyle bölüm bölüm bütün vardiyaları dolaşıp işçileri Petrol-İş üyesi yaptılar. Böylelikle işçilerin aylarca kendileri örgütledikleri, sendikanın ertelediği, işverenin başka bir işçi sendikasıyla anlaştığı bu garip süreç tamamlanmış oldu. Aylar sonra da yetkiyi aldılar. İşveren sendikasının temsilcileri yeni işyeri temsilcileri oldu.

Peki, Standart Profil işçileri gerçekten kazandı mı? Sendikaların bürokratik yapılar olduğunu biliyoruz ancak doğrudan işverenle anlaşan bir sendikanın işçilere pek de hayırlı olacağını söylemek zor. Kapitalizmin kendi içinde iyi örgütlü, bütün baskı ve yıldırma araçlarına sahip (mahkemelere varana kadar) bir sistem olduğunu düşünürsek, böylesi bir ekonomik krizin ve saldırıların eşiğinde onlardan daha örgütlü olmaktan ve örgütlü olduğumuz alanları denetlemekten başka çare yok dostlar…

Gazete Nisan okuru bir petrokimya işçisi

Comments are closed, but trackbacks and pingbacks are open.